Ana Sayfa BLOG Haberler - Eylül 2020

Haberler – Eylül 2020

-

Okumadıysanız Ağustos haberlerine de göz atın derim.

Finlandiya başbakanı günde 6 saat çalışma önerdi (gene)

Bangladeş, Nepal, Almanya, İsviçre, Yeni Zelanda, Norveç gibi ülkelerde kadın devlet başkanı ya da başbakan var. Finlandiya da bunlardan biri. Şu anda 34 yaşında olan Sanna Marin, seçilmeden önce günde 6 saat çalışma fikrini ortaya atmıştı. Bu Ağustos sonlarında bu fikrini gerçekleştirmek istediğini söyledi ama galiba partisinden pek kabul görmedi. Hatta sağlık bakanı (o da kadın) günde 6 saat çalışmanın da ötesinde, haftalık çalışma günlerini de 5’ten 4’e çekelim dedi.

Rüyalarda gördüğünüz ülkeler aslında gerçek…

Eylül haberler
Finlandiya başbakanı Sanna Marin. Neyse ki bizim politikacılarımız daha güzel…

Volkswagen, fabrikalarında bedava gönüllü Covid testi yapmaya başlıyor

Avrupa’da ikinci dalga Covid-19 başlayınca büyük firmalar üretimlerini çok azaltmamak için farklı yöntemler deniyorlar. Bazıları evden çalışmaya geçerken, evden çalışmanın mümkün olmadığı alanlarda daha farklı çözümlere gidiyorlar. Şimdi Volkswagen üretim tesislerinde ücretsiz ve gönüllü Covid19 testi yapmaya başlıyor. Testin maliyeti, hastalık çıktığı için üretimi durduracak bir tesisten daha ucuz olduğundan bu tip çözümler bana mantıklı geliyor.

Çalıştığım firmanın projelerine ekipman sağlayan hiçbir Avrupalı firma gecikme bildirmedi, yani söz verdikleri tarihlere ekipmanları yetiştireceklerini söylüyorlar. Hepsi ellerinden geldiğince üretim tesislerini açık tutmaya çalışıyorlar (tabii ki önlem alarak).

Uzaktan çalışma ilanları Mart’tan beri 3 kat arttı

Covid-19 yüzünden birçok firma çalışanlarına uzaktan çalışma izni veriyor. Durum böyle olunca, yeni iş ilanlarının da içeriği değişti. LinkedIn’deki “uzaktan çalışabilirsin” tarzı iş ilanlarının sayısı Mart’tan beri 3 kat artmış. Bence az bile artmış. Yalnız dikkat edin, bu sadece LinkedIn’deki ilanlarla ilgili istatistik, yani bütün dünyanı temsil etmeyebilir.

Uzaktan çalışma ilanları hangi ülkede kaç kat artmış grafiği

Covid-19, otomasyonu hızlandıracak

Beni virüsten daha çok düşündüren birşey var: Otomasyon. Otomasyon, ilk bakışta faydalı görünse de, sadece ve sadece verimliliği arttırmak için uygulandığında ciddi işsizliğe sebep olan bir olgu. Şöyle açıklayayım: 2016 yılında Dünya Bankası başkanı otomasyonun tehdit ettiği çalışan oranının Hindistan’da %69, Çin’de %77 ve Etiyopya’da %85 olduğunu söyledi. Yani düşünün, Çin’deki çalışanların 77’si, otomasyon yüzünden işini kaybedebilir.

Pek size bir soru: Sadece ve sadece Hindistan ve Çin’de işsiz kalacak milyarlarca insan ne yapacak? Aynısını Avrupa, Amerika ve Afrika’ya uygulayın? Patronlar için iş güzel aslında, biraz yatırımla hem üretim artacak hem insanların izniyle hastalığıyla tazminatıyla uğraşmayacaksın. Ama burada milyarlarca insandan bahsediyoruz. Türkiye gibi ülkeler de bundan ciddi etkilenecek. Sadece alt seviye çalışanlar değil, avukat mühendis muhasebeci gibi orta seviye pozisyonlar da bundan etkilenecek. Bu, çok ciddi bir sosyal bunalım.

Şimdi Covid-19 “sayesinde” otomasyona geçişin daha da hızlanacağı bekleniyor.

Daha önce de bazı yazılarımda yapay zeka ve otomasyona ciddi düzenlemeler getirilmesi gerektiğini yazmıştım, burada da aynısını söyleyeceğim. Bu iş ciddi. Tamam verimlilik artsın, %1’lik zenginler daha da para kazansın ama insanlar da işsiz kalmasın veya köle olmasın.

Hindistan’da bir köyde fakirlere yiyecek dağıtılıyor. O beyaz çizgiler Covid19 yüzünden.

Facebook Avrupa’dan çekilebilir

Zaten uzun süredir Facebook’un Avrupa’da yaşayanların verilerini NSA üzerinden kendi sunucularına aktardığı haberleri vardı. Avrupa Birliği’nin bir kurumu olan Veri Koruma Komisyonu, geçtiğimiz yaz Facebook’a “Avrupa vatandaşlarının verilerini Amerika’ya gönderip orada saklayamazsın” demişti. Son gelişmelerden sonra Facebook “Avrupa’dan çekiliriz” tehditini ortaya attı.

Facebook bu kadar büyük pazardan çıkar mı? Blöf mü yapıyor? Onu bilemiyorum ama sosyal medya firmalarının tüm kullanıcı verilerini saklayıp ona buna satmalarından şahsen nefret ediyorum.

Bir iş modeli: “Göbek ve Sırık – Hub and Spoke”

Gene Covid-19’la ilgili bir haber ama bence genel olarak da firmaları ilgilendirebilecek ilginç bir model var: Hub and Spoke. Hub tekerleğin göbeği, Spoke da tekerleğin sırıkları/çubukları:

Bu iş modeli ya da yöntem taşımacılıkta (havayolları, lojistik firmaları) sıkça kullanılan bir yöntem. Örneğin hava taşımacılığı firmaları genel olarak ufak hava alanlarından yolcuları alıp bir merkeze taşır, oradan diğer hava alanlarına aktarırlar. Büyük lojistik firmalarının da genel dağıtım merkezleri vardır. Taşınacak mallar önce o merkezlere gider, sınıflandırılır (örneğin adrese göre) ve sonra dağıtılır. Bir diğer örnek de sosyal medya yazılımları. Bazı yazılımlarda paylaşacağınız yazıyı yazıyorsunuz, sonra Facebook Instagram Twitter LinkedIn gibi ortamlara tek bir yazılımdan yayınlıyorsunuz. Bu yöntem bu tip firmalar için çok faydalı bir yöntem.

Göbek-Sırık modelinin tersi (ya da alternatifi) “Point-to-Point” yöntemi. Örneğin göndereceğiniz kargo sizin evinizden alınır, doğrudan gönderdiğiniz kişiye götürülür. Anlayacağınız gibi taşıma firmaları bu şekilde çalışsa çok etkisiz ve pahalı bir modelleri olurdu.

Şimdi normal ofis çalışanları için de Göbek-Sırık benzeri bir model düşünenler var. Covid-19 yüzünden toplu taşıma bir bela gibi görülüyor. Tek bir firma merkezi olması yerine, bir merkez ve şehir içine yayılmış birkaç ufak ofis, belki de daha etkili bir çalışma ortamı sağlayacak. Düşünsenize, 2 otobüs bir minibüs değiştirip firmanın merkezine gitmek yerine ya yürüyerek ya tek bir otobüsle daha ufak bir ofisine gideceksiniz.

Tabii ki bu iş anlattığım kadar basit değil. Birincisi, firmanın büyüklüğü bu çalışma modelini kaldıracak boyutta olmalı. Orta ve ufak boyuttaki işletmelere bu büyük maliyet getirir ama eğer 3-4 binadan oluşan bir merkeziniz varsa bu binaların sadece yarısını tutup diğer çalışanları daha ufak ofislere yönlendirmek mümkün.

Bunun için birçok ön çalışma da gerekli. Örneğin iş gruplarını belirleyeceksiniz ve her gruba “haftanın şu günü geleceksin” diyeceksiniz. O grubun çalışanları o gün merkeze veya ufak ofislere gelecekler, bazı çalışanlar haftanın belli günleri evden çalışacak. Sonra, iletişim altyapınızın buna uygun tasarlanması gerekli. Yani uzak ofise giden adam sürekli bağlantı sorunu yaşıyorsa veya gerekli yazılımları kullanamıyorsa bu çalışma modeline gerek yok.

Kanada’da Deloitte, KPMG gibi firmaların bu yaklaşım üzerinde düşündüğünü okudum.

Gönüllü çalışmak

Bu haber 2018’den, ama bu salgın hastalık günlerinde bence geçerli. Tüm dünyada 1 milyar insanın gönüllü çalıştığı söyleniyor.

Gönüllü çalışmak, birçok ülkede var olan bir “kurum”. Örneğin Norveç’te gönüllü çalışabileceğiniz işlerin olduğu internet siteleri var. Buralara giriyorsunuz, kendinize uygun bir iş bulup gidiyorsunuz. Haftada 2-3 saatinizi ayırmanız bile o kurum için müthiş faydalı. Türkiye’de de Darüşşafaka, Çocuk Esirgeme Kurumu gibi kurumlara yardım edebilirsiniz. Hatta çocuğunuzun okuluyla konuşup haftada 1-2 saat temizlik, tamirat gibi şeylere bile yardım edebilirsiniz. Bir binada oturuyorsanız, komşularla anlaşıp yılda iki defa beraberce binayı temizleyip ufak tamiratlar ya da boya işlerini de yapabilirsiniz. Yılda 4-5 saatinizi alır ama hem komşuları daha iyi tanırsınız, hem binanızın bakımı yapılmış olur. Oslo’da her binanın yılda iki günü var. Bu günlerde tüm oturanlar toplanıp ufak tefek şeyleri yapıyorlar, hatta katılmazsanız bir miktar para vermeniz de mecbur tutuluyor. Bunlar güzel şeyler. “Ben enayi miyim?” diye düşünmeyin. İmece denen şey Türk köylerinde çok yaygındı, unutmayın.

Avrupa’daki her 8 ölümün biri çevreye bağlı

Avrupa Çevre Ajansı çevre kirliliği, gürültü kirliliği, aşırı sıcak dalgaları (örneğin 40 derece üstünde geçen 4-5 gün) gibi faktörlerin Avrupa’daki sekiz ölümden birine sebep olduğunu açıkladı. Örneğin 400 Bin ölüm sadece hava kirliliği kaynaklı.

Bu ortalama bir rakam. Örneğin Norveç ve İzlanda’da bu oran %9, Bosna ve Hersek’te %27. Türkiye? Çalışmaya bakarsanız birçok istatistikte “Kosova ve Türkiye hariç” yazdığını göreceksiniz çünkü tahminen ülkemizde bu rakamlar tutulmuyor bile. Resmi olarak açıklanan Covid-19 rakamlarının bile tartışmalı olduğunu düşünürseniz…

BU özetle “18 yaş üzerinde spor yapan insan yüzdesi” grafiği. Türkiye Romanya’dan üstün. Gördüğünüz gibi ülkemiz her konuda ileride…

Tamamen bir robot tarafından yazılmış bir makale

Ahanda burada. Makalenin kalitesi Türkiye’deki milletvekilleri, bakanlar, ileri düzey bürokratlar ve kendine profesör diyenlerin yazdıklarından 5-10 gömlek daha ileride. Mesela Yeliz’in yazdıklarını takip ediyorsanız bilirsiniz ki 6 yaşındaki çocuktan bile daha kötü yazıyor (kendisi aynı zamanda mecliste eski milli eğitim kurulu üyesidir, artık o kurulda ne yaptıysa..).

Covid 19 aşısı için 8000 Boeing 747 lazım

İşte bu yüzden göklerdeki yerli uçağımızı bir an önce indirmemiz lazım…

Uluslararası Hava Taşımacılığı Ajansı, Covid-19 aşısı bulunursa bunun dünyaya taşınması için yaklaşık 8000 Boeing 747 ayarında uçağa ihtiyaç olacağını söyledi. Eğer aşı bulunursa, tarihin en büyük lojistik projesini göreceğiz.

İlişkili İçerikler

Kelimeler…

“Yönettiğiniz kişilere ne ile güç verirsiniz?”. Yönetim tarzınız ne olursa olsun yönetilenlere somut ya da soyut bir şey vererek güç aktarıyorsunuz. Bu sorunun cevaplarından birisi “Yetki” olabilir. Duruma göre değişecektir. Yönetim ve liderlikte her şey durumsaldır.

Djokovic -e- bu yapılmaz ki…

Her spor dalının kendine ait teknik kuralları var. Benzer şekilde sosyal yani oyuncuların sahada davranış kuralları var. Acaba bunlar oyuncular karşılaşmaya çıkarken hatırlatılıyor mu? Yoksa bildikleri mi kabul ediliyor? Sporcuların karşılaşma sürecindeki halet-i ruhiyeleri hesaba katılıyor mu?

Bu sorulara kendime cevabım: Hayır…

Dinleniyor muyuz?

1949'dan bugünleri gören büyük usta: George Orwell.

"Dinleme" gerçek bir eylem mi bir efsane mi?

Bir Fotoğraf, şehir hatları vapurundaki Çocuk ve Martılar

Tüm hücrelerinde hissettiği o sonsuz huzurla Mısır çarşısına doğru yürürken elindeki bozukluklara şöyle bir baktı ve gülümsedi. Dönüşte martıların simit parası çıkmıştı! İçinden mırıldanmaya başladı:

Beni mutlu edecek şey, senin paran değil.
Sıyrıl bütün önyargılarından..
Hoş geldin aslıma!
İşte ben böyleyim.
İşte ben böyleyim…

E-POSTA ABONELİĞİ

Ertan Öztürk
X tarihinde doğdum Y tarihinde öleceğim. Bu iki an arasında insanlara bildiklerimi aktarmak istiyorum. Şu anda Norveç’te yaşıyorum. Yedisi uzun süreli olmak üzere 12 ülkede çalıştım. Proje yönetimi, nicel (quantitative) risk analizi, iş planı, maliyet analizi, projede iş takibi (ilerlemesi), fotoğraf, bisiklet, Uzay Yolu 😊 gibi konularda bildiğim kadarıyla yardımcı olabilirim; konuyu bilmesem bile beraber araştırıp öğreniriz. Olabildiğince düzgün yazmaya çalışırsanız iyi anlaşırız.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
4 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir
Makale Değerlendirme :
     

Ertan hocam güzel ve çarpıcı haberler için teşekkürler.

Otomasyon yüzünden milyarlarca insanın işsiz kalması kimin işine yarar bilmiyorum. Çünkü o milyarlarca insan, işini otomasyona kaydıran ve bu sayede maliyetlerini azaltma peşinde olan üreticilerin aynı zamanda potansiyel müşterisi değil mi? Onlar işsiz ve parasızken otomasyonla üretilen ürünleri kim tüketecek?

Otomasyon ile birlikte hedef müşteri kitlesinin değişeceği, varlıklı ve yoksul arasındaki makasın daha da açılacağı bir gerçek. Ancak insanlık tarihi hep böyle sıçramalarda buhranlar yaşamıyor mu? Bunların kimi ekonomik kimi sosyal patlamalar olarak gerçekleşiyor.

İş form değiştiriyor, bu bir gerçek. Birden fazla disiplini olan işler geliyor diyorduk geldi bile. İyi bir öngörü ve vizyon olmazsa bizim halimiz ne olacak?

Steve Jobs yıllar önce şöyle demişti:

İnovasyon ne kadar Ar-Ge bütçesine sahip olduğunuz ile ilgili değildir. Apple, Mac’i ürettiğinde, IBM Ar-Ge ye Apple’dan en az 100 kat daha fazla para harcıyordu.
İnovasyon, parayla değil; sahip olduğunuz insanların tutum ve davranışları, şirketi nasıl yönettiğiniz ve bu felsefeyi ne kadar içselleştirdiğinizle ilgili bir iştir.
Biz iPhone ile telefonu yeniden icat ettik.

Selamlar, sevgiler.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Finlandiya parlamentosunu kıskanmadım desem yalan olur. Aslında bizde de benzer girişimler var. Bazı arkadaşların bazı hanımefendilere “parti kur oy vereyim anammm” şeklinde çağrıda bulunduklarına şahit oluyoruz. Bizde kabalık sayılan bu çağrı Finlandiya’da karşılık bulduysa dimek 😀

Şaka bir yana ;
Savaşın her türlüsünü gördük: Sıcak savaş, soğuk savaş, psikolojik savaş. Şimdilerde sosyal medya platformları üzerinden icra edilen bir savaşa şahitlik ediyoruz. Amerika Tiktok’u yasaklama kararı alıyor, Amerikalı bir şirkete satılmasını istiyor. Rusya gibi bazı ülkeler bu tür platformları yasaklıyor ve kendi milli yazılımlarını mecburi tutuyor. Üçüncü parti yazılımlar türemiş arada parazit gibi kan emiyor. Kişisel verilerimiz el altından alınıp satılırken bizim ruhumuz bile duymuyor.
Sosyal medya platformları da bu tehditlere boyun eğmiyor, resmen devletlere kafa tutarak çekilme kararı alabiliyor. Resmen bir savaş halindeler.
Şener Şen’in Züğürt Ağa filminden bir replik geldi aklıma “bak vallaha sataram haa” 😀
Facebook kapak fotoğrafımı “Satlık köy, Haraptar köyü” görseliyle değiştiresim geldi.
Nerden estiyse 😀

Haberler için teşekkür ederiz Ertan bey, Ellerinize emeğinize sağlık.

Selam ve sayfılarımla.

Okyar Atilla
Makale Değerlendirme :
     

Sevgili Ertan,
Yazını ilgiyle okudum. İşsizlik konusunda Sebahattin’le aynı fikirdeyim. İşsiz kalıp parası olmayan insan nasıl tüketecek? Gerçi bunun saha uygulaması bizim ülkede yıllardır yapılıyor. Acaba diyorum, dünya ekonomi devleri bizim nasıl yaşadığımızı referans alarak mı otomasyona yöneliyorlar? “Türkler yaptıysa biz de yaparız/yapmalıyız” mottosu ile…

Facebook ne ki? Birkaç kere kayıt yapmış olsam da ısınamadığım bir mecra. Twitter da benim için aynı. Ancak Instagram’da artık Facebook parçası olduğu için bir yerden kurtulsan diğer yerden yakalanıyorsun.

Sen uzun yıllardır yurt dışında yaşadığın için hatırlatmak isterim. Bizde “çevre” demek kişinin merkez olduğu bir metre çaplı daire ile tanımlanıyor. Mesela elindeki çöpü bu daire dışına attığında artık seni bağlamıyor. Böylece çevren her daim temiz. Kendi odanı soğuttuğunda klima dış biriminin yaydığı sıcak havanın çevrene etkisi yok. Bu artık başkalarının sorunu. Onlar çözsün.

Son olarak Covid-19 testini işverenin organize ederek yaptırması hakkında bir kaç şey söyleyeyim. Bir kaç firma sahibi arkadaşım bunu yaptı. Ve periyodik olarak devam edeceklerini söylediler. Ancak bu insanlar yolunu şaşırmış olanlar. Ben de onlara “ne yapıyorsunuz? kötü örnek oluyorsunuz.” diyerek gereken uyarıları yaptım. Bize kalan sağlar bizimdir1 diyen dirayetli şirket sahipleri ve yöneticileri gerekli. Değil mi ki “Ölüm Allah’ın emri”… geçenlerde vaaz veren bir imam videosuna denk geldim. Adam mealen şöyle diyordu: Yakalanırsan yakalan. Ecelin geldiyse ölürsün. Gelmediyse bir şey olmaz”…

İşte bizdeki memleket havadisleri de böyle.

Sevgi ve saygılarımla

Sebahattin Demir

İster beğenilsin, ister beğenilmesin; başka dünyadaki insanlar bakın bunlarla ilgileniyor.
Az önce önüme düşen bir yazıdan, bir tane Eylül haberi de benden olsun:

Charging electric vehicles in a city can be an inconvenience but a pilot programme in Tel Aviv might offer a solution. The city is working on the implementation of electric roads that can wirelessly charge public transport. In an initial stretch of road about half a kilometre long, new buses will be able to recharge by receiving energy from an electricity grid under the asphalt. If successful, there are plans to roll this out city-wide, potentially eliminating the need for endless charging stations or terminals. “We have no doubt that if the wide-scale experiment is successful, it will not only benefit the public but also save resources and improve the operational efficiency of public transport,” says Meital Lehavi, deputy mayor for transportation in the city. “And maybe even a new world-class method of electrification will emanate from Tel Aviv.”

Manşet

İzmir'in Garları

İzmir’in Garları

Neden Osmanlı Hükümeti birdenbire demiryolları sevdasına düşmüştü ve neden Ege bölgesi öncelikliydi? Kendilerince Rum, Yahudi, Ermeni toplulukları arasında anlaşmazlıklardan çıkan çatışmalara ve yöredeki zeybek, Çerkez, Yörük çetelere karşı hızlıca asker sevk edebilmek. İngilizlerin derdi ise yörenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini üç otuz paraya ihraç etmek. Yani tam bir “Win-Win” durumu.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Yeniden Kadrajlama Tekniği ile Fotoğraflarınızı Geliştirin

Yeniden Kadrajlama Tekniği

Yeniden kadrajlama, ana odak noktasını kullanarak konuya odaklanmak ve elinizi deklanşörden çekmeden konuyu kadrajınızdaki başka bir yere yeniden konumlandırarak ideal kadrajı oluşturup fotoğrafı çekmektir.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel...
4
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x