İş dünyasından haberler – Ağustos 2020

Yenilenebilir enerji inanılmaz hızlı geliyor, hatta geldi bile. Rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları Covid-19 yüzünden azalsa da petrol arama yatırımları çok ciddi azaldı. Dev yatırım bankaları ve fonlar artık petrol, kömür, nükleer gibi şeyler yerine rüzgar, güneş, enerji depolama üniteleri, biyo-enerji gibi daha temiz kaynaklara yatırım yapıyorlar. Öyle ki, son 5-6 yılda dev enerji firmalarının değerleri çok ciddi azaldı. Avrupa'da kömür ve nükleer portfolyosu geniş olan bazı dev firmaların borsa değerleri yarı yarıya azaldı!

-

2020 Ağustos ayı içinde gözüme çarpan birkaç haberi vereyim dedim.

BP çalışan sayısında %15 azalmaya gidiyor – Ama neden?

Reuters’e göre, BP çalışan sayısında ve sahip olduğu veya kiraladığı bina sayısında ciddi azaltmaya gidecek. Bu haber Haziran’dan ama gene de paylaşmak istedim çünkü mesele “Covid yüzünden para kazanamıyoruz, o yüzden adam çıkarıyoruz” kadar basit değil. Mesele bunun da ötesinde.

İş dünyasından haberler - Ağustos 2020
BP CEO’su Bernard Looney

Yenilenebilir enerji inanılmaz hızlı geliyor, hatta geldi bile. Rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları Covid-19 yüzünden azalsa da petrol arama yatırımları çok ciddi azaldı. Dev yatırım bankaları ve fonlar artık petrol, kömür, nükleer gibi şeyler yerine rüzgar, güneş, enerji depolama üniteleri, biyo-enerji gibi daha temiz kaynaklara yatırım yapıyorlar. Öyle ki, son 5-6 yılda dev enerji firmalarının değerleri çok ciddi azaldı. Avrupa’da kömür ve nükleer portfolyosu geniş olan bazı dev firmaların borsa değerleri yarı yarıya azaldı!

Petrol/Kömür/Nükleer gidiyor, fiyatlar azalıyor

Güneş ve rüzgar santrallerinin ilk yatırım maliyeti kömür, nükleer gibi santrallere oranla çok ciddi az. 10 milyar Dolar’ı bir nükleer enerji santraline gömmek herkesin harcı değil ama 2 güneş santrali dikip elektrik dağıtım sistemine elektrik satmak çok kolay. Bir kere santrali diktin mi tek yapman gereken rüzgar olması için dua etmek 🙂 Ne nükleer sızıntı riski var, ne güvenlik endişen, ne başka birşey.

Burada hangi enerji kaynağı daha avantajlıdır tartışması yapmıyoruz ama şu anda dünyada olan bu: Yenilenebilir enerjiye ilk yatırım maliyeti çok ciddi düşük, bu yüzden ufak firmalar bile artık devletlerin elektrik ihalelerine girebiliyor ve bu da çok ciddi rekabet doğuruyor. Güney Amerika’daki bazı elektrik ihalelerinin kW-saat enerji fiyatları geçen senelere göre yarının da altına düştü. Bu fiyat kırma daha görülmedi ve bunun çok ciddi sonuçları oluyor.

Dev firmalar da bunu bir süredir görüyorlar ve onlar da yenilenebilir enerjiye kaymaya çalışıyor. Bazıları adlarındaki petrol/oil adlarını “Enerji” ile değiştirdiler bile. DONG Enerji (Danish Oil and Natural Gas) Ørsted’e, Statoil Equinor’a Lundin Petroleum Lundin Energy’ye dönüştü. Herkes bir değişim ve dönüşüm içinde çünkü petrol, kömür ve nükleerin artık para etmeyeceğini gördüler.

2010’daki Deepwater Horizon felaketini hatırladınız mı? Aynı BP bugün temiz enerjiye geçeceğim diyor.

Ek olarak, tüm bu firmalar bir dönüşüm içinde çünkü güneş-rüzgar-biyoenerji ile petrol-kömür çok farklı. Santraller çok farklı, tasarımları çok farklı, inşaat aşamaları ve yatırım boyutları çok farklı. Eski dev projeler yerini daha ufak projelere bırakıyor. Durum böyle olunca, dev ve hantal projelere alışmış çalışanların bu hızlı, ufak ve çok sayıda projeye uyum sağlaması zor. Petrol/gaz firmalarının organizasyonları büyük ve kompleks projelere göre yapılandı, bu yüzden hızlı ve ufak/orta boy proje yönetimine uyum sağlamaları lazım.

Ek olarak, yeni CEO sadece 49 yaşında. Bu da değişimin habercisi zaten. BP 2050’de tamamen temiz enerji üreten bir firma olmak istiyor (2023 hedefleri yok ama, halbuki bizim ne acaip nefis planlarımız var).

Lafı uzatmadan, BP’deki dönüşümün bence iki sebebi var: Mevcut ekonomik durum (düşük petrol fiyatı ve Covid yüzünden global ekonominin daralması) ve bu bahsettiğim eski-yeni enerji tipi değişimi.

Ve bu konuda BP tek değil. Chevron, Exxon, Shell… Hepsi bunu yapıyor veya çok yakın zamanda yapacak.

Biradan enerji üretmek

Yazıya enerjiyle girdik, enerjiyle devam edelim.

Avustralya’da bir atık su arıtma tesisi, Covid-19 yüzünden satılamayan biraları toplayıp bio-enerji tesisinde enerji üretiminde kullanmış. Firma barlar, restoranlar ve bira üretim tesislerinin satamayıp ellerinde kalan eski biraları alıp elektrik üretiminde kullanmış.

Amerika’ya ilk yerleşen Avrupalı işgalcilerin (kaşifler diyesim gelmedi gece gece) hayatta kalmalarının en büyük sebeplerinden biri biraymış. O dönemde bazı bölgelerde temiz su bulmak büyük sorun, bu yüzden pis sulardan bulaşan birçok hastalık var. İnsanlar kırılıyor. Sonraları farketmişler ki su yerine çok bira içenler hasta olmuyor. Yani sudan bira yapıyorsun ve o bira hasta etmiyor ama aynı sudan içince hasta oluyorsun. Sebebin bira yapılırken suyun kaynatılması olduğunu kimse anlamamış ama sonuçta bira içmenin su içmekten daha faydalı olduğunu anlamışlar 🙂

Peru’ya giderseniz ve alkol seviyorsanız size önerim: Bir Pisco sour (solda yarısı görünen bardak) ve bir Cusquena birası.

Buzdolabı fikri 1700lerin ortasında bir İskoç’tan geliyor ama ilk seri üretim buzdolabının icadının bira sayesinde olduğunu iddia edenler de var. Gene Amerika’da kasaba ve şehirlere bira sevkiyatı sırasında bira bozuluyor. Bir bira üreticisi biranın bozulmamasını sağlayacak birini bulmak amacıyla araştırıyor (ya da yarışma mı açmıştı? Tam hatırlayamadım şimdi). Sonunda biri buzdolabı fikrini ortaya atıyor, bu sistem başarılı olunca da (biralar uzak mesafelere soğuk olarak taşınabiliyor) adam seri üretime geçip zengin oluyor.

İlk yerleşim birimlerinin yerleşik tarıma geçebilmek için kurulduğu en yaygın teorilerden biri, peki ama ne tarımı için? Buğday veya arpa olabilir. Peki arpa ne için ekiliyordu? Bira üretimi için olabilir mi? Bunu iddia eden ciddi tarih araştırmacıları da var. Bu tarihçiler biranın ekmekten daha eski olduğunu da iddia ediyorlar.

Enteresan…

Apple, armut logosu kullanan bir firmayı dava etti

Apple’ın bu aralar işi gücü yok galiba. Aylak bakkal bilmemneylerini tartar hesabı, Apple bu sefer de armut logolu ve yemek tarifleri veren bir programın sahibini dava etmiş. Bu firmada sadece 5 çalışan var, logoları dandirik bir armut, ve yaptıkları iş bambaşka. Hasta mısın sen Apple?

Apple daha önce de birkaç defa meyve logolu firmaları dava etmişti. Senin elman var diye ben herhangi bir meyve logosu kullanamaz mıyım? Tamam çok benzer logoya itiraz et ama aşağıdaki armut-elma logolarına bakarsanız artık bu davanın deli saçması olduğunu anlayacaksınız. Gücünü bu şekilde ufak firmaları tehdit etmek için kullanan firmalardan nefret ediyorum.

Apple’ın piyasa değeri 2 sene önce 1 trilyon Dolar olmuştu, Ağustos içinde bu 2 trilyon Dolar’a çıktı. Belki 3 trilyon olsa elma yiyenlere de sataşacaklar.

Prepear‘ın sahipleri Change.org’da bir başlık açmış ve yardım bekliyorlar. En azından Change.org’daki başlığa imza atın derim.

2.2 milyar Dolar bütçe artışı

Bu biraz eski bir haber ama vermek istedim. Nükleer santral projesinde bir firma ikinci defa 1 milyar Dolarlık bütçe artışı istemiş. Toplamda 2.2 milyar Dolar bütçe artışı. Tek bir nükleer santral projesi için. Proje o kadar büyük ki, raydan çıktığı anda tak 1 milyar Dolar gömüyorsunuz. Dev projelerin dertlerinden biri de bu.

Çok sevdiğim bir proje müdür abim 970 milyon Dolarlık bir projede bana “Ertan, böyle projeler eski bacalı dumanlı trene benzer. Ne hızlı ne yavaş gideceksin, eğer yokuş aşağı hızlanırsa tutamazsın, bu yüzden her zaman kontrol elinde olacak” demişti. Gerçekten de durum böyle.

Önceki bir yazımdaFirmalar parayı üretim/hizmet sırasında değil kontratı imzalarken kaybeder veya kazanırlar.” demiştim. Bu ne demek? Sen daha işe başlamadan, imzayı atarken parayı kaybediyor veya kazanıyorsun. İmzaladığın kontrat o kadar önemli.

Ama bu artıştaki sebep bence daha derin. Galiba projenin danışman firmalarından biri PWC imiş. Biri LinkedIn’de bu konuyla ilgili olarak PWC’nin risk analizinde “ranging” yöntemini kullandığını yazmıştı. Projenin bedeli 9 milyar Dolar kadar ve PWC pek önerilmeyen bir yöntem kullanmış. Norveç yönetim kurulunda bulunduğum AACE “ranging” yöntemini önermiyor. Özellikle milyarlarca Dolarlık dev projelerde maliyet kalemlerine daha detaylı bakıp üçgen dağılımla risk analizi yapmak daha iyi bir yöntem.

PWC’nin risk analizinde, projede 2 milyar Dolar artış olmasının olasılığı ne çıkmış biliyor musunuz? %2.5! Sadece %2.5! Neden? Çünkü PWC yaptığı analizde yatırımcıdan gelen rakamları kontrol bile etmemiş. Yani ne rakam geldiyse onu kullanmışlar. Ne miktarlara ne birim fiyat tahminlerine bakmışlar. Üzerine “ranging” ile risk analizi yapınca, sonuç: 2.2 milyar Dolar artış. Ve daha proje bitmedi, yani üzerine 1 milyar daha gelebilir üzerine.

Bunları neden anlatıyorum? Nükleer santraller artık herkesin kaçmaya çalıştığı, hem güvenlik hem sağlık hem ekonomik olarak çok ciddi riskli projeler. Evet nükleer santraller çok ciddi üretim kapasitesine sahip ama Türkiye’deki güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesini hesaba katarsanız bir nükleer santrale gerçekten ihtiyacımız yok.

PWC gibi dev gibi bir firma Amerika’da 9 milyar Dolarlık projede böyle baştan savma iş yapıyorsa Türkiye’de olacakları siz tahmin edin.

İnternetten herhangi bir siteden aldım. Nereye bakarsanız bakın nükleer enerji fiyatları artacak, güneş ve rüzgar enerjisi fiyatları azalacak. Bu durumda neye yatırım yapmak mantıklı?

Yukarıdaki grafiğe bakın. Nükleer enerji fiyatları artacak, yenilenebilir enerji fiyatları düşecek. Bu grafik şu demek: Türkiye’de nükleer satral yapılırsa, bu santralin sahibi ya da santrale ham madde satan firma/ülke köşeyi dönecek çünkü elektriği güneş/rüzgarın 8 katı fiyatla bize satacak. Bu da sizin cebinizden çıkacak.

Uzaktan çalışmak nasıl?

LinkedIn ve Marie Clare’in yaptığı bir ankete göre çalışanların %60’a yakını artık 5 gün işe gitmek istemiyor çünkü evden çalışmanın ev-çalışma dengesini daha iyi sağladığına inanıyorlar. Bu kişiler 2 gün ev 3 gün iş gibi farklı kombinasyonlarda çalışmaya devam edebileceklerini söylemişler.

Konuyu kendimden örnek vererek açıklayayım: Covid-19 yayılmaya başlayınca birçok ülkede firmalar “ofise gelmeyin, evden çalışın” dedi. Elbette bu bilgisayar başında çalışabilen insanlar için geçerli, restoranda veya mağazada çalışıyorsanız ne yazık ki durum böyle değil. Norveç’te de durum bu. Aylardır ofise gitmedim. Tüm toplantılar bilgisayar üzerinden. Gün içinde çalışma saatlerimi genel olarak ben ayarlıyorum, sadece Şili’yle toplantılar biraz düzeni bozuyor (6 saat farkı yüzünden) ama o da o kadar kötü değil. Hatta öyle ki, bence evde ofise göre daha üretken oldum. Saat olarak daha fazla çalışmıyorum ama toplam iş olarak daha fazla iş ürettiğim kesin.

Durum böyle olunca Covid-19 salgını bitse bile haftada 5 gün yerine mesela sadece 2-3 gün gitmeyi isterim.

Yalnız bu durum herkes için geçerli değil. Evi kalabalık olanlar, çocuklarına bakmak zorunda olanlar, evi ufak olanlar, kötü yöneticisi olanlar veya eşiyle/arkadaşıyla geçinemeyenler bu kadar şanslı değil. Uzaktan çalışma mecburiyeti bu insanlar için pek iyi olmadı. Ofiste herkesin koşulları benzer, evden çalışınca biri rahat koşullarda oluyor diğeri çocuklarla ya da evi paylaştığı diğer insanlarla uğraşmak zorunda kalıyor. Bu durum ikinci gruptakilere biraz haksızlık oluyor gibi… Bazı toplantılarda katılımcının arkasında iş yapan eşini veya koşan çocuğunu görmek artık normal karşılanıyor ve bağlantı sorunları da bazen can sıkıcı olabiliyor. Örneğin aşağıdakilerin koşulları aynı değil:

Norveç’te ve bazı diğer ülkelerde bazı firmalar uzaktan çalışmayı sürekli hale getireceklerini söylediler. Bu şekilde hem evden çalışmayı tercih eden çalışanlarına daha iyi bir iş-sosyal hayat düzeni verecekler hem de daha az ofis ve binaya ihtiyaç olacağından maliyetleri azalacak.

Gelecekte uçak yolculuğu?

Bir cuma sabahı, Kopenhag Havaalanı… Bomboş. Çamlıca Camii gibi mübarek… Covid-19 aşısı bulunana kadar uçak yolculukları böyle mi olacak?

İlişkili İçerikler

İyi yöneticilerin davranışları ve özellikleri

Bugün, her zaman yaptığımız fotoğrafçılık sohbetleri yerine, Sebahattin Demir'in büyüyen firmasındaki yöneticileri konuşalım istiyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili sağlam yazılarımız da kuyrukta, yayınlanmayı bekliyorlar, sadece ufak tefek dokunuşları kaldı.

Eyvah! Şirketim büyüyor. Artık fotoğraftan da eskisi gibi zevk alamıyorum…

Geçtiğimiz hafta sonu, yakın bir arkadaşımı ziyaret etmek için eşimle birlikte günübirlik bir seyahate karar verdik. Arkadaşım ne zamandır bu ziyaretimiz için bana baskı yapıyordu. Ziyaret edeceğimiz yer, benim gibi tutkulu bir fotoğraf gönüllüsü olan çok yakın arkadaşım Cengiz'in birkaç yıl önce satın alıp, kendi zevklerine göre yeniden inşa ettirdiği şehir dışındaki çiftliğiydi.

Norveç’te bir Türk’le anlamsal ağlar ve şiir üzerine: Ahmet Soylu

Elazığ-Oslo arasında neler olmuş? Şiir ve yapay zeka ile dolu bir röportaj...

Robert Capa ve İletişimde Yakınlık

Robert Capa'yı ne kadar tanırsınız. Magnum Fotoğraf'in ele avuca sığmaz fotoğrafçısıdır. Vietnam'da, Fransız- Hindiçini savaşında Fransız konvoyuyla hareket ederken bir mayına basması 40 yaşında ölümüne sebep oldu.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
6 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Okyar Atilla

Sevgili Ertan eline sağlık. Pazartesi sabahı için güzel ve eğlenceli bir yazı. Benim hoşuma giden favori cümlem şu oldu: “rüzgar olması için dua etmek”. Tabii buna “Güneş açsın” duasını da eklemek gerek. Tam bizim gibi yağmur duasına çıkan millete göre bir şey bu. Artık rüzgar ve güneş duacısı kadrosu için bu enerji santrallarını kuran firmalar iş ilanı açarlar. Yeni bir iş kolu olur. Hatta beyin göçü bile yaparız Avrupa’ya doğru. Hatta danışmanlık bile yaparız dünyaya…

Hadi bu kadar yeter. Ciddi yazıya biraz ciddiyet katayım. 2010 yılının Mayıs’ında Bratislava’da elektrikli araba kiralıyorlardı. Yine 2018 ve 2019 yılları arasında Amsterdam’da gördüğüm en farklı şey kanal kenarlarına çok sayıda monte edilmiş elektrikli araç şarj üniteleriydi. Şaştığım ise bir sene içinde yolu ve çevreyi bozmadan dağıtmadan bunu nasıl yaptıkları. Bu Avrupalı inşaat nasıl yapılır bilmiyor.

İyi haftalar olsun…

Okyar Atilla

İzmir’in yakın çevresinde güneş panel tarlalarına rastlıyorum. Ne kadar yaygın bilmiyorum. Kimler lisans alıp kuruyor bilmiyorum. Oturduğum sitede sekiz blok var. toplamda dört dönüm çatı ediyor ve düz. Yönetime defalarca güneş panel projesi sundum. Bunun için elektrik dağıtım şirketleri destek bile veriyor. Öleee bana bakıyorlar.

Şimdi aklıma bir anımı getirdin. Dört sene önce Almanya’da iş yaptığımız firmaya workshop için ziyarete gitmiştim. öğle arasında fabrika içindeki alanda oturup bir şeyler okuyordum. Firma sahibi geldi “Işık az elektriği açayım sana” dedi. Bende saf saf “Gerek yok bu kadar alanı aydınlatmaya masraf olmasın” dedim. Güldü. “Çatıda güneş panelleri var, elektriğie para ödemiyoruz ki” dedi ve içerisini aydınlattı.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Apple’nin dava ettiği firma çok şanslı bence. Para verse böyle bir reklam yaptıramaz. Rakip firmalara nasıl burun kıvırır bi düşünün ‘siz kimsiniz benim rakibim Apple” Ortada gerçek bir rekabet olmasa da havası yeter 🙂

Ahmet Mollaoğlu
Makale Değerlendirme :
     

Elinize, emeğinize sağlık. Yazılarınızı merakla takip etmemin sebebi tam da bu: yenisini ne hakkında olacağını kestirememek ama yine her zamanki gibi lezzetli olacağını bilmek.

Makale yazarı

Ertan Öztürk
X tarihinde doğdum Y tarihinde öleceğim. Bu iki an arasında insanlara bildiklerimi aktarmak istiyorum. Şu anda Norveç’te yaşıyorum. Yedisi uzun süreli olmak üzere 12 ülkede çalıştım. Proje yönetimi, nicel (quantitative) risk analizi, iş planı, maliyet analizi, projede iş takibi (ilerlemesi), fotoğraf, bisiklet, Uzay Yolu 😊 gibi konularda bildiğim kadarıyla yardımcı olabilirim; konuyu bilmesem bile beraber araştırıp öğreniriz. Olabildiğince düzgün yazmaya çalışırsanız iyi anlaşırız.

Manşet

5 Farklı Portre Işık Seti - 5 Fotoğraf

5 Farklı Portre Işık Seti – 5 Fotoğraf

Amacım, sadece 1 yardımcı ışık kullanarak 5 farklı aydınlatma seti kurulumu ile 5 farklı portre fotoğrafı çekmeyi denemek ve çalışmamda kullandığım kamera ayarları, ışık yerleşim şeması, kompozisyon ve 5 değişik görünüm oluşturmak üzere kullandığım ışık değiştiricilerine ilişkin tüm bilgileri sizlerle paylaşmak...

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Fotograf çekmek mutlu ediyor

Fotoğraf Çekenler Daha Mutlu Oluyor

Fotoğrafçılar mutlu insanlar. Bunu ben demiyorum, Amerikan Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi tarafından yayımlanmış kapsamlı bir çalışma söylüyor. "Fotoğraf çekin, her şeyden daha fazla keyif alacaksınız" diyor.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel...
6
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x