RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

4
RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

Fotoğrafçılar arasında yıllardır süregelen ve hiç bitmeyen bir tartışma vardır; RAW ve JPEG konusu. Bazı fotoğrafçılar yalnızca RAW, bazıları ise JPEG çekiyor. Dijital fotoğrafçılıkta RAW formatı nedir? RAW ile JPEG farkı nedir, avantajları ve dezavantajları nelerdir ve nedendir? RAW veya JPEG’de çekim yapmalı mıyız? RAW’da çekim yapmak post prodüksiyon ve iş akışınızı karmaşıklaştırır mı? Bunlar, çoğu kişinin ilk DSLR fotoğraf makinelerini satın aldıktan sonra sordukları en yaygın sorulardan bazılarıdır. Fotoğrafçılar için avantajları ve dezavantajları tam olarak anlamak, işlerinde RAW formatı kullanıp kullanmama konusunda doğru kararlar verebilmeleri için gereklidir.

İlk kez bir DSLR kameramı satın aldığımda geçirdiğim süreci hatırlıyorum ve kameramın el kitabını okuduğumda, RAW’ın ne yaptığını ve neden insanların bunu kullanmayı tercih ettiklerini merak ediyordum. JPEG hiçbirimize yabancı değildi. Çoğu noktada kullanılan ve tüm kameraların varsayılan görüntü formatı ve bunu çok iyi biliyordum, JPEG görüntülerini çevrimiçi olarak görebiliyor ve bunları mobil cihazıma ve cep telefonuma yüklüyor ve paylaşıyordum. Fakat RAW hakkında mutlaka daha detaylı öğrenmek istediğim bir şeyler vardı. Bende merak uyandıran kısmı “ham” kelimesiydi, fotoğraf makinesinin özellikleri hakkında hiçbir şey bilmeden en keskin, en yüksek kalite ve en iyi fotoğrafları elde etmek için bir arzuydu belki… Ben de kamera ayarlarımı RAW olarak değiştirdim ve fotoğraf çekmeye çalıştım. Fark ettiğim ilk şey, hafıza kartımın kapasitesinin ne kadar küçük olduğu oldu. Bir ayar ile çekebileceğim fotoğraf sayısı 700’den 200’ün altına düştü!.. Çektiğim fotoğrafların görüntüsü LCD’de tam olarak aynı görünüyordu ama üç kat daha fazla hafıza tüketiyordu. Acemilik işte. Sonra hafıza kartını kameramdan çıkartıp dizüstü bilgisayarıma taktım. Sürpriiiiz, hiçbir dosyayı açamıyorum, ve hüsran!.. Kamera ayarlarımı tekrar JPEG olarak değiştirdiğimi hatırlıyorum.

Size de tanıdık geliyor mu? Benzer bir durumdaysanız, benim bir zamanlar yaptığım gibi RAW’ı terk etme hatasını siz de yapmayın. Karar vermeden önce her iki formatın tüm avantajlarını ve dezavantajlarını gerçekten anlamanız gerekir, çünkü daha sonra yapmadığınız şeyler için üzülebilirsiniz.

RAW ile JPEG farkı

RAW nedir?

“Dijital negatif” olarak da bilinen RAW görüntüleri, doğrudan kamera sensöründen gelen neredeyse işlenmemiş dosyalardır. Bunlar, yemeden önce hazırlanmaları ve pişirilmesi gereken sebzelerimiz gibi, gerçekten “ham” dır. Fotoğraf görüntüleme / düzenleme programlarının çoğu tarafından kolayca açılabilen, görüntülenen ve basılabilen JPEG dosyalarının aksine RAW, fotoğraf makinesi üreticisine ve sensörüne bağlı olan ve bu nedenle tüm yazılım ürünleri tarafından desteklenemeyebilen tescilli bir formattır. RAW dosyaları bir görüntü hakkında en fazla ve en detaylı bilgiyi barındırır ve JPEG görüntülerden daha fazla renk ve dinamik aralık içerirler. Dijital kameraların kaydedilen görüntüyü LCD’de görüntülemesine izin vermek için RAW dosyaları genellikle iki parçadan oluşur; kamera sensöründen gelen gerçek RAW verileri ve işlenmiş bir JPEG önizleme. Fotoğraf makinesi LCD’si de dahil olmak üzere birçok görüntü izleme uygulaması, daha sonra görüntüyü size göstermek için RAW dosyasına yerleştirilmiş bu JPEG önizlemesini kullanır.

RAW formatının avantajları

  • Toplam yaklaşık 16 milyon renkten oluşan, Kırmızı, Yeşil ve Mavi renklerin en fazla 256 ton içerebilen 8 bit JPEG formatıyla karşılaştırıldığında, 12 bit RAW görüntüleri 4,096 ton Kırmızı, Yeşil ve Mavi ile çok daha fazla bilgi içerir, yani 68 milyar ve daha yüksek renk eşdeğerindedir! Nikon D850 kameramda 14-bit RAW dosyalarını kaydedebiliyorum, bu da kabaca 4,3 trilyon renke denk geliyor. Bu 16 milyona kıyasla çok daha fazla renk demek!
  • RAW dosyaları, parlak ve siyah alanların maksimum ve minimum ölçülebilir ışık yoğunlukları arasındaki oran olan “Dinamik aralık” için en yüksek değeri içerir ve daha sonra düşük pozlanmış veya aşırı pozlanmış görüntüler için veya bir görüntüdeki karanlıkta ya da fazla ışığa maruz kalmış parçalarını kurtarmak için sorunsuzca kullanılabilir.
  • Bir RAW görüntüsü oluşturulduğunda, meta veriler olarak bilinen, kameraya ve üreticiye özgü bilgiler de dahil olmak üzere tüm kamera ayarları, yani EXIF Veriler dosyaya eklenir. Bu ayarlar yalnızca referans olarak sunulur ve siz daha sonra Lightroom ve Photoshop gibi işlem sonrası uygulamalarda bunların bazılarında değişiklikler yapabilirsiniz. Bu, RAW kullanmanın büyük bir avantajıdır, çünkü kameranızda yanlışlıkla örneğin Beyaz Dengesi ayarını yanlış bir değerde kullanarak çekim yaparsanız, bunu daha sonra fotoğrafınızı işleme esnasında kolayca ve sorunsuzca düzeltebilirsiniz.
  • RAW görüntülerinde saklanan renk sayısı nedeniyle RAW modunda çekim yaptığınızda, kamera içi sRGB veya Adobe RGB gibi Renk Alanı türü de önemli değildir; post prodüksiyonda bunun herhangi bir renk alanına dönüştürebilirsiniz.
  • JPEG’den farklı olarak, RAW dosyaları kayıpsız sıkıştırmayı kullanır, yani görüntü sıkıştırma yapaylıklarından muzdarip değildirler.
  • RAW dosyalarında kameranız tarafından görüntü keskinleştirmesi yapılmaz, bu da fotoğraflarınızda daha iyi ve daha karmaşık keskinleştirme algoritmaları kullanabileceğiniz anlamına gelir.
  • RAW dosyaları, fotoğrafın sahibi olduğunuzun ve değiştirilmemiş orijinal görüntülerin sahibi olduğunuzun kanıtı olarak kullanılabilir. Eğer bir gün bir uzaylı görüp, onun RAW’da fotoğrafını çekerseniz, hiç kimse uzaylıyı resminize eklemek için Photoshop kullandığınızı söyleyemez 🙂

RAW formatının dezavantajları

  • RAW dosyaları, normal olarak görüntülenmeden önce bir işlem ve dönüşüm gerektirir ve bu da iş akışınıza bir miktar zaman ekler.
  • RAW, JPEG görüntülerden çok daha fazla kamera belleği ve alanı kullanır. Bu, hafıza kartının daha az görüntü kaydedebileceği ve kamera tamponunun daha hızlı bir şekilde dolacağı ve kamera kare hızının önemli ölçüde düşmesine neden olabileceği anlamına gelir.
  • RAW görüntülerini saklamak için bilgisayarınızda daha fazla RAM ve daha fazla disk alanına da ihtiyacınız olur.
  • RAW dosyalarının formatları standartlaştırılmamıştır. Örneğin, Nikon yazılımı Canon’un RAW dosyalarını okuyamaz, bunun tersi de geçerlidir. Ayrıca, tüm görüntü uygulamaları ve editörler RAW dosyalarını açamaz. Piyasaya yeni sürülen bir kameranız varsa, RAW dosyalarınız açıp çalışabilmeniz için yazılım şirketlerinin yazılımlarını güncellemeleri için bir süre beklemeniz gerekebilir.
  • RAW dosyalarını, onları görüntüleyebilecek araçlara sahip olmayabileceklerini düşünerek, arkadaşlarınıza ve müşterilerinize verebilmeniz için JPEG veya TIFF gibi uyumlu bir formata dönüştürmeniz gerekir.
  • RAW dosyaları üçüncü taraf yazılımlar tarafından değiştirilemediğinden, onlar üzerinde sonradan yaptığınız ayarların “xmp” uzantılı ayrı dosyada saklanması gerekir, bu da RAW dosyalarınızı DNG’ye dönüştürmediğiniz sürece, daha fazla depolama ve daha zor dosya yönetimi anlamına gelir.
  • RAW görüntülerinin dosya boyutu nedeniyle, arşivleme / yedekleme prosedürü daha fazla zaman alır.

JPEG nedir?

JPEG, günümüzde yüksek sıkıştırılmış bir dosyada milyonlarca renk görüntüleyebilen fotoğrafların en popüler görüntü formatıdır. JPEG’in kullandığı sıkıştırma yöntemi “kayıplı” dır, bu da belirli bilgilerin görüntünüzden kaldırıldığı anlamına gelir. Görüntünün kalitesini ve boyutunu etkileyen JPEG görüntülerine yüzde cinsinden farklı sıkıştırma seviyeleri uygulanabilir. Dosya boyutu ne kadar büyükse o kadar daha fazla ayrıntı korunur.

JPEG formatının avantajları

  • JPEG görüntüleri kamera içinde işlenir ve Beyaz Dengesi, Renk Doygunluğu, Ton Eğrisi, Netleştirme ve Renk Alanı gibi tüm ayarlar, hafıza kartına yazılmadan önce görüntüye uygulanır. Bu nedenle post prodüksiyon aşamasında görüntü üzerinde herhangi bir zaman harcamanıza gerek yoktur, yapmanız gereken tek şey görüntüyü hafıza kartından çıkarmaktır, kullanıma hazırdır.
  • JPEG görüntüleri RAW görüntülerden çok daha küçüktür ve bu nedenle çok daha az depolama alanı kullanır ve daha az işlem gücüne ihtiyaç duyar.
  • Daha küçük boyutlu olması nedeniyle, kameralar JPEG dosyalarını daha hızlı yazabilir, bu da geçici kamera tamponuna sığabilecek fotoğraf sayısını artırır. Bu, RAW ile karşılaştırıldığında, saniyede daha yüksek karelerle ve daha uzun süreler ile çekim yapabileceğiniz anlamına gelir.
  • Çoğu modern cihaz ve yazılım paketi, JPEG resimlerini destekler ve formatı son derece uyumlu hale getirir.
  • Dijital kameralar, JPEG görüntülerini kaydetmek için farklı sıkıştırma ve boyut seçenekleri sunar, size görüntü kalitesi ve boyutu üzerinde esneklik ve seçim sunar.
  • Daha küçük boyut, daha hızlı ve daha verimli yedeklemeler anlamına da gelir.

JPEG formatının dezavantajları

  • “Kayıplı” sıkıştırma algoritması, fotoğraflarınızdan bazı ayrıntıları kaybedeceğiniz anlamına gelir. Özellikle yüksek oranda sıkıştırılmış dosyalarda bu ayrıntı kaybı, görüntülerde “hareler” olarak göze oldukça kötü gelen sonuçlar doğurur.
  • JPEG görüntüler 8 bittir ve 16 milyon olası renk sınırlaması vardır. Bu, görüntü JPEG formatına dönüştürüldüğünde, fotoğraf makinenizin kayıt yapabileceği diğer renklerin dikkate alınmadığı anlamına gelir.
  • JPEG görüntüleri RAW görüntülerinden daha az dinamik aralık içerir, bu da aşırı pozlanmış veya düşük pozlanmış görüntülerin ve gölgedeki alanların kurtarılmasını son derece zor ve bazen imkansız kılar.
  • Kameralar JPEG görüntüleri işleyerek çıktı ürettiğinden, kameranızda yapacağınız herhangi bir ayar hatası hemen hemen geri dönüşümsüz sonuçlar üretir. Örneğin, kameranızda keskinleştirme ayarını çok fazla uygularsanız, görüntüleri daha sonra normal durumuna getiremezsiniz.

RAW’mı JPEG’mi hangisini kullanmalısınız?

Şimdi en önemli soruya geçelim; fotoğraflarınız için hangisini kullanmalısınız RAW’mı JPEG’mi?

Benim için RAW’da çekim yapmak JPEG kullanmanın avantajlarından daha ağır basıyor. Hafıza kartları ve harici diskler günümüzde hem ucuzladı hem de kapasiteleri ve yazma ve okuma hızları oldukça arttı. Bu nedenlerle yedekleme beni rahatsız etmiyor. Fotoğraf çekerken yeterince fazla zaman harcadığım için, dijital karanlık odada biraz daha fazla zaman harcamak istemiyorum. Evet doğru okudunuz, her bir görüntüyü Photoshop’ta tek tek işlemek zorunda olsaydım, RAW’ı tamamen terk edebilirdim, çünkü on binlerce fotoğrafın üzerinden tek tek geçmek istemezdim, buna vaktim yetmezdi. Adobe Photoshop Lightroom gibi harika işlem sonrası araçları sayesinde, görüntülerimi toplu olarak işleyebiliyorum ve yalnızca gerek duyduklarımda post prodüksiyon için çok az bir zaman harcıyorum.

Ama JPEG’in avantaj olarak sunduğu, zaman ve dosya boyutu, bir RAW çıktının detayları kurtarma yeteneğim ile karşılaştırıldığında, bana göre küçük sorunlar. JPEG çekersem, diğer pek çok fotoğraf çeken gibi ben de ışığın ideal olmadığı ve kameramın ölçüm sisteminin güvenilir olduğuna inandığım veya pozlamayı düzeltmek için hiçbir zamanımın olmadığı ya da bir hata yaptığım durumlar neticesinde kötü bir görüntüyle sonuçlanan fotoğraflarımdaki ayrıntıları geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedebilirim. Ancak RAW kullandığımda, Pozlama miktarını sonradan kolayca ayarlayabilir, diğer ayarları değiştirebilir ve yine de iyi bir çekim yapmış olabilirim. Bu da, özellikle yeniden üretilmesine imkan olmayan, nadir, özel anlar için büyük bir avantaj demek.

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?Yukarıdaki görüntüyü Nikon D850 kameram ve AF-S NIKKOR 24-70mm f/2.8G ED objektifimle 2 durak daha düşük pozladım ve RAW + JPEG çekim yaptım.

Aşağıdaki görüntülere bir göz atın. RAW ve JPEG’ten oluşan her iki dosyaya Camera RAW’da +2 Pozlama ekledim, Highlight -20 ve Shadow +40 uyguladım. Soldaki görüntü RAW dosyasından kurtarıldı, sağdaki görüntü JPEG dosyasından aynı yöntemle kurtarıldı:

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

Gördüğünüz gibi, soldaki görüntü sağdaki görüntüden çok daha fazla renk ve ayrıntı içeriyor. Renklerde değişiklik özellikle gölge alanlarda çok daha fark edilir durumda ve bu, JPEG dosyasının 8 bitlik bir görüntü olmasının ve tam renk ve ayrıntı kurtarma için çok daha az bilgi içermesinin bir sonucudur.

Bir de böyle bakın:

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

Bir görüntüden 2 ya da daha fazla durak düşük pozlandırılmış bir örnek alırsanız, bir JPEG dosyasından kurtarma işleminin neredeyse imkansız olduğunu görürsünüz, RAW dosyası size çalışmak için çokça renk ve ayrıntı verecektir. Peki yukarıdaki JPEG çekimimde düşük pozlama probleminin üstüne, beyaz dengesi ayarım kameramda yanlış ayarlanmış olsaydı ne olurdu? Bildiniz, bu görüntü çöp olurdu. Kendiniz deneyin; kameranızı RAW + JPEG çekecek şekilde ayarlayın, ardından bir görüntüyü düşük pozlandırın ve ayrıntıları kurtarmaya çalışın, benzer bir sonuç göreceğinizden eminim.

RAW ve JPEG’de işlenen bir görüntünün başka bir örneği:

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

Yukarıdaki görüntü, kameramın standart ayarlarıyla aldığım çıktıdır.

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

Ve Photoshop’ta bazı ağır işlemlerden sonra çıkan sonuçlar: soldaki görüntü RAW’dan işlenirken, sağdaki görüntü JPEG’den aynı yöntem ve ayarlarla işlendi. Gördüğünüz gibi, JPEG görüntüsündeki detaylar ve renkler RAW ile karşılaştırıldığında kötü görünüyor, RAW dosyasındaki gölgelerden ne kadar ayrıntı çıkartabildiğime bakın.

Aşağıda başka bir harika örnek daha. 14 bit bir RAW dosyasının işlemeden sonra bir JPEG dosyasına kıyasla ne sunabileceğini gösteren iki örnek veriyorum. Aşağıdaki bu görüntülere bir göz atın. Sol taraftaki görüntü: RAW’a +4 durak kurtarma, Sağdaki görüntü: JPEG’e +4 durak kurtarma uygulanmış halleri:

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

RAW ile JPEG Farkı, Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

İşte size renkleri ve ayrıntıları kurtarma becerisindeki büyük fark!

Her neyse, burada RAW ile JPEG farkı tartışmasında su götürmez bir sonuç var: eğer fotoğrafçılığınız konusunda ciddi iseniz ve eserlerinizi gelecekte satmak veya sergilemek istiyorsanız, RAW formatında çekim yapmalısınız. Ailenizin veya arkadaşlarınızın fotoğraflarını sadece eğlenmek için çekiyorsanız, JPEG formatında çekim yapın. Sunu da unutmayı; yapacağınız bazı kamera ayarları RAW fotoğrafları etkiler.

Siz de bu konudaki görüş, öneri ve yorumlarınızı aşağıdaki “Yorumlar” kısmında lütfen benimle paylaşın.

Işığınız bol olsun.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazılanların ilgisini çekecek birini tanıyorsanız lütfen "Paylaş" kısmından onlara iletin.


Sizlerden gelecek yorumları çok önemsiyorum.
Lütfen aşağıdaki "Yorumlar" kısmından benimle paylaşın.


Yeni içeriklerden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
2 Yorum konuları
2 Cevaplar
1 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
3 Yorum yazarları
Sebahattin DemirYasin ÖzgürAyşenur Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Ayşenur
Ziyaretçi
Ayşenur

Merhaba, çok öğretici yazı.
Ben fotoğrafa yeni başlayan biriyim bu yazınızı okuduktan sonra RAW çekim yapmaya çalıştım. Bu formattaki fotoğrafların netliğinden memnun olmadım. Siz de belirtmişsiniz “RAW dosyalarında kameranız tarafından görüntü keskinleştirmesi yapılmaz, bu da fotoğraflarınızda daha iyi ve daha karmaşık keskinleştirme algoritmaları kullanabileceğiniz anlamına gelir.” demişsiniz. Keskinleştirme konusunu biraz detaylandırır mısınız veya bir makale önerebilir misiniz?
Teşekkür ederim!

Yasin Özgür
Ziyaretçi
Yasin Özgür

İki kart yuvası olan bir çok kamera hem raw hem jpg çekebiliyor. O zaman bunu yapmak en doğrusu bence. Al istediğini kullan neden uğraşalım ki