Ressam Çetin Erokay ile resim üzerine söyleşi

"Çetin Erokay; ruhsal kaynaklı coşkularını, bilinçaltında yer etmiş resimleme güdüleriyle önlenemez biçimde görselleştirmeye eğilimli bir sanatçıdır. Resimleme uğraşını o denli mutlaklaştırmaktadır ki, coşku ve gerilimlerini törensi kompozisyon şemalarıyla kontrol altına alabilmektedir.”

Prof. Dr. Mümtaz Sağlam

-

İzmirli Ressam Çetin Erokay, 03 Ekim tarihinde Pintura Urla Sanat Galerisi’nde açılacak resim sergisi ile sanatseverlerle buluşuyor.

Eleştirmenlerin, tuale yansıttığı soyut resim çalışmalarında renk kullanımında ustalaştığını belirttikleri Çetin Erokay’ın yapıtları ülke içi ve dışındaki pek çok koleksiyonda yer alıyor. Kendisiyle yaptığımız söyleşiyi aşağıda bulacaksınız.

Ressam Çetin Erokay ile resim üzerine söyleşi

LD: Lütfü Dağtaş
ÇE: Çetin Erokay

LD: Resim eleştirilerinden de tanıdığımız Turgay Gönenç, yıllar önce Sanat Çevresi dergisinde (Mart 1986) kaleme aldığı bir yazısında, resim dünyasındaki amatörlerle profesyonellere ilişkin kıyaslama yaptıktan sonra sözü sizin çalışmalarınıza getirir, çalışmalarınıza dönük olarak, “Gelişim sürecindeki hız, salt bir coşkunun değil, malzemeye de egemen olmanın bir sonucu” değerlendirmesini yapar, “Kuşlar çeşitlemeleriyle ulaştığı nokta sözde profesyonellere taş çıkartacak boyutlara ulaşıyor” der, ardından da, “Rengin kullanımında iyice ustalaştığınızı” belirtir.

Turgay Gönenç gibi önemli bir eleştirmenin bu sözlerinden ne yorum çıkarttığınızı öğrenebilir miyim?

ÇE: Rahmetli Turgay Gönenç ile uzun yıllardır tanışırdık. Fakat o tarihlerde yaptığım resimleri ailem, birkaç arkadaşım dışında kimselerle paylaşmazdım. Turgay’a da söz etmemiştim. O tarihlerde İzmir’de, İzmirlileri sanatla tanıştıran çok güzel bir sanat galerisi vardı, Füzen Sanat Galerisi. Sahipleri Rahmetli Yılmaz Seylan ve eşi Ayça Seylan. Bir gün sohbet sırasında onlara söz ettim. Heyecanlandılar ve “Hemen eve gidiyoruz ve bize gösteriyorsun” dediler. Sergilemek istediklerini söylediler. Ben fikren hazır değildim. Olmaz, dedim. Beni ikna etmek için Turgay Gönenç’e söz etmişler. Hep beraber geldiler. Turgay, rahmetli çok sevdi ve “Sunuş yazısını ben yazacağım bu sergiyi açacağız” dedi. 48 resim ile ilk sergimi açtım, adı “KUŞLAR ÇEŞİTLEMELERİ” idi.

Rahmetli Turgay, resmi çok iyi bilen, engin sanat bilgisi olan bir sanat yazarı idi. Amatörlüğe Saygı başlıklı yazısının son cümlesinde; “Bu sergiden sonra Çetin Erokay’ı zor bir süreç bekliyor. Bakalım ne yapacak!” diyordu. Bu beni büyük bir strese soktu. Uzun süre resim yapamadım. Daha sonra İzmir’de organize edilen yarışmalı sergilere resim vererek kendimi denemeye başladım. 

İlk sergimi açtığımda bir amatör olarak kamuoyunun karşısına çıktım. Turgay Gönenç’in yazısı öylesine güzel cümleler içeriyordu ki beni kendimi aşmaya yönlendiriyordu. Renk kullanımımdaki takdirine gelince; tabii ki hocalarımdan aldığım dersler sayesinde, çalışarak oluşmuştur.

LD: Son yıllarda öne çıkan soyut şematik boyamaları. Bir başka resim eleştirmeni Prof. Dr. Mümtaz Sağlam da söz konusu derginin bir başka sayısında (Sanat Çevresi, Şubat 1997), “Çetin Erokay; ruhsal kaynaklı coşkularını, bilinçaltında yer etmiş resimleme güdüleriyle önlenemez biçimde görselleştirmeye eğilimli bir sanatçıdır” dedikten sonra şöyle devam ediyor: “Resimleme uğraşını o denli mutlaklaştırmaktadır ki, coşku ve gerilimlerini törensi kompozisyon şemalarıyla kontrol altına alabilmektedir.” diye yazıyor.                              

Son yıllardaki çalışmalarınızı gözden geçirdiğimizde, soyut şematikler boyamalar öne çıkıyor. Yaptığınız bu tür resimlerin çıkış noktası nedir? Bilinçaltınızda buna ilişkin yer etmiş güdülerin dışavurumu diye düşündüğümü söylersem, doğru söylemiş olur muyum?

ÇE: Bir sanatçı pek çok şeyden etkilenir, esinlenir. Toplum olaylarından, bir müzik ziyafetinden, bir doğa olayından, yaşadığı iyi veya kötü olaylardan, bir heyecandan vs.

Beni de etkileyen şeyler oluyor. İzlediğim bir konser, yaşadığım güzel bir atmosfer, gezdiğim güzel bir mekân vs.  Sayın Mümtaz Sağlam’ın o yazısı benim, Senfonik Parçalanmalar temalı sergimle ilgili idi. O tarihlerde İstanbul’da, Aya İrini Kilisesinde bir senfonik müzik konserini izlemiştik. Dönüşte o konserin kulağımda kalan melodileri, zihnimde kalan Aya İrini’nin görkemi ile eskizler çizmeye başladım. Boyama safhasında ise her zaman olduğu gibi atölyemde fonda klasik müzik bana eşlik ediyor ve beni yönlendiriyordu. Sayın Sağlam’ın “Resimleme uğraşını o denli mutlaklaştırmaktadır ki, coşku ve gerilimlerini törensi kompozisyon şemaları ile kontrol altına alabilmektedir” cümlesinin  altında yatan bu gerçektir. Bu resimlerimde antik binanın detayları, kemerleri, binadaki görkemli ışık kırılmaları izleyenlerce hissedilmektedir.

Yaptığım resimlerin çıkış noktası için, ”Bilinç altında buna ilişkin yer etmiş anıların, yaşanmışlıkların dışa vurumu” desek daha doğru olur kanısındayım.

LD: Grafik tatlar içeren geometrik soyut temalarınızda simetriye dikkat etmeniz hemen göze çarpıyor. Bir resme başlarken nasıl şemalayacağınız konusunda nasıl bir ön hazırlığınız var?”

ÇE: Benim çalışmalarım, her sergide temel bazı kararlılıklarım dışında daima yenilenir. Temel kararlılıklarım; yalınlık, temizlik, renk yalınlığı ve uyumu ve mimari görkem in yansımasıdır.

Daha önce de söz etmiştim günlük yaşam içinde bir mekân, bir gölge, bir atık vs resimlerimi etkiler, hatta temayı oluşturur.

Geçmiş yıllarda yaptığım, ZAMANIN GÖLGELERİ dizisi soyut geometrik çalışmalarımın tümünü içerir. Bu sergim yurt içinde, daha sonrada Kültür ve Turizm Bakanlığımız himayelerinde Litvanya’da, Litvanya Tarihi ve Eğitim Müzesi Galerisi’nde sergilendi. Çok ilgi gördü, Litvanya basınında geniş yer aldı. Ben bu seride simetriği zorladım. Anıtsal kompozisyon şemaları ile tablolarımı gerçekleştirdim.

Geçmiş yıllarda, İzmir’de, kalorifer kazanları fueloilden doğalgaza dönüştürülürken, eski kazanlar sökülüp kaldırımlara atılıyordu. Sökülen parçalar son derece güzel okside olmuş rengarenk metal parçalardı. Fotoğraflarını çektim. İlk defa karışık teknik dediğimiz, dijital baskı üzerine yağlıboya ile çalışarak bir seri hazırladım. BİR DEĞİŞİMİN ARDINDAN adı altında sergilediğim bu çalışmalarda simetri hiç yoktur. İlk kez yaptığım bu karışık teknik çalışmalar çok ilgi gördü, beğenildi.

Ressam Çetin Erokay ile resim üzerine söyleşi
Çizgilerin Tınısı, tual üzerine yağlıboya.

LD: Yüksek öğreniminizi iktisat alanında yaptınız ama resim ilginiz sizi bir ustayla, Mürşide İçmeli ile bundan çok öncesinde buluşturmuştu. İçmeli’den resim eğitimi almanıza yönelmeniz nasıl oldu, anlatır mısınız?

ÇE: Mürşide İçmeli benim büyük şansım. Babam müfettiş olduğu için Afyonkarahisar’da Ortaokulda öğretmenim oldu ve beş yıl kendisinden ders aldım. Daha sonra Samsun’a gittiğimizde, Samsun Lisesi’ndeki resim Öğretmeni Mahmut Dinçer’e benim hakkımda mektup yazıp ilgisini rica ettiğini gördüm. Türk baskı resiminin divası Mürşide hanım mesleğine aşık bir öğretmen idi, daha sonra kariyer yaptı. Her ikisi de rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin.

LD: Sanatçı, artık gördüğünü değil, düşüncelerini, hayal gücünün ürünlerini tuvale yansıtmalı” biçiminde bir röportajda söylediğiniz tümce size ait. Bu sözünüzden ne anlamalıyız?

ÇE: Ressamlar tarih boyunca yaşadıkları zaman diliminin, ülkenin kültürünü, önemli kişi ve olaylarını gelecek kuşaklara aktarmak için resim yapmışlar, tuvalleri boyamışlardır. Fotoğraf makinesinin olmadığı o çağları, o devirlerin ressamlarının çalışmalarından tanıyoruz. Çağımızda güçlü objektifleri olan telefonların herkesin cebine girmesi ile, herkes, her an, her şeyi fotoğraflıyor. Günümüz sanatçıları ise kendi beyinlerinde oluşturdukları kurguları tuvale yansıtıyor. Her sanatçı değişik bir teknik ile çalışıyor. Kendi kültürünü çağdaş yorumların içinde eritiyor. Boya ile gerektiğinde farklı malzemeleri harmanlıyor ve yeni teknikler yaratıyor. Klasik resim hayranı yorumcular ise fotoğraf makinesi ile yarışacak çok gerçekçi resimler yapıyor.

LD: “Her sanatçı önce klasik teknikle çalışmaya başlar”. 1970’li yılların sonlarında tekrar resme başladığınızda, sosyal yaşamı tuvale yansıtan konulu resimler yapıyordunuz. O dönemden bilinen bir “Kuşlar Çeşitlemeleri”niz var. Sonra, “Oluşumlar” serisi ile soyut resme adım atıyorsunuz. Bu nasıl oldu? Niye böyle bir karar aldınız?

ÇE: Her sanatçı resim eğitimi alırken klasik teknikle çalışmaya başlar. Daha sonra değişik tekniklerin ardından koşar. Benim de ilk çalışmalarımda insan figürünün yer aldığı kompozisyonlarım oldu. İlk kez resim verdiğim İzmir Ticaret Odası 100. Yıl Yarışması’ndaki resimlerim” Pazar Yeri”, diğeri de “Gündoğdu Meydanında Sağanak” temalarını içeriyordu. İkisi de sergileme almıştı. Daha sonra insanların toplu eğlendikleri mekânları resmettim. “Tavla Oynayanlar”, “Meyhane” gibi. Bu seriden sadece Tavla Oynayanlar benim elimde. Meyhane temalı olanı da şair, yazar rahmetli Bülent Akkurt un koleksiyonunda.

Ben bu resimleri ve Kuşlar Çeşitlemeleri‘ni de yaparken hep yalın, sakin tuvaller boyardım. Bir yandan da yeni arayışlarım vardı. Oluşumlar serisi de bu arayışlarım sırasında ortaya çıktı. Bunu biraz önce söz ettiğim Senfonik Parçalanmalar serisi takip etti. Beğeni alması, takdir görmesi sürdürmeme neden oldu

LD: Bugün artık sanat çevreleri sizi soyut resimlerinizle tanıyor. Sanat çevreleri, kendinizi renkler, formlar ve ışıkla ifade ettiğinizi belirtiyor. Soyutta nasıl bir denge yakaladınız? Bu türde gelinecek, daha doğrusu sizin gelecek olduğunuz bir son nokta var mı, bunu merak ediyorum?

ÇE: Sanatçı yaşadığı sürece yeniliklerin peşinde koşar. Sanatta denge resmin temel unsurudur. Her sanat dalında denge vardır. Müzikte, heykelde, mimaride, seramikte vs. Dengesi olmayan eser izleyeni rahatsız eder.

Ben devamlı eskizler çizerim. Bu eskizlerin birini alır boyamaya başlarım. Tuvalin karşısına oturduğumda renkler o anki heyecanım, dinlediğim müziğin ilhamı ile paletime dökülür.

İnşallah sağlıklı yaşarsam, devamlı araştıracağım. Bu nedenle son nokta hiç gelmeyecek yaşadıkça.

LD: Yine sizinle yapılan bir röportajda (İzmir Life dergisi Raşel Rakella Asal, Ocak 2013), resminize ilişkin bilgi verirken, “Ben bugün Geoart” adı verilen bir akımın yurdumuzdaki az sayıdaki temsilcilerindenim” diyorsunuz. Geoart nedir, açıklar mısınız?

ÇE: “Geoart “Geometrik sanat demek. Geometrik şekillerin kompozisyon içinde yerleştirilmesi ile derinlik ve ışık efektinin yaratılması. İlk başta insanı bir kısır döngü içine sürükleyeceği zannediliyorsa da sonsuz kompozisyonlar yaratma olanağı sağlıyor. Önemli olan kurgunun ve kompozisyonun sağlamlığı. Benim resimlerimin bir özelliği de tuval üzerinde 5 – 6 katman hissettirmesidir. Ben adeta imzam olan transparan yüzeylerle de resmime ayrı bir gizem katarım. Geçen yıl Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanat Müzesi’nde Şefik Bursalı sergisinin açılışında, resmimin önünde sohbet ederken, Jüri Üyelerinden  Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Kavukçu “Çetin Bey sizin eserlerinizi artık tekniğinizden tanıyoruz.” dedi. Bu bir sanatçının duymaktan mutlu olacağı bir ifade.

LD: Ressamlık sürecinizde hangi sanat dallarından etkilendiniz, etkilenmektesiniz? Hatta hangi felsefi akımlardan?

ÇE: Bizim kuşağımız, ki şimdi 68 kuşağı deniyor, çok okuyan, çok araştıran bir kuşak. Lise yıllarında klasikleri okuyup birbirimize devrederdik.

Beni en çok gezdiğim, gördüğüm mimari eserlerin bazı detayları etkiler. En çok etkilendiğim mimar ise İspanyol Calatrava. O mimar eserlerini su ile ışık ile birleştiriyor. Eserin Su havuzundaki yansıması ile görsel bir şölen yaratıyor.

Bir gölge, bana bir tablo kurgusu, esini olabilir. Bir müzeyi dolaşırken gördüğüm bir gölgenin resmini çekmiştim. Bunu kendi anlayışımla resmettim. 100×200 cm boyutlarında bir resim çıktı. Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde açılan bir sergiye vermiştim. Rahmetli Kaya Özsezgin çok beğendi, birlikte önünde resim çektirmiştik.          .

LD: Soyut resim yapmak, klasik resim yapmaya kıyasla daha mı zor, daha mı kolay? Geometrik şekillerinizin çizimlerini nasıl yapıyorsunuz? Boya tercihinizi ne belirliyor?

ÇE: Hiç bir resim kolay değildir. Sanatçı üretme sürecinde onunla  yatar onunla kalkar. Ta ki imzasını atana kadar. Ben bazı tablolarımda akrilik kullanıyorum. Genelde yağlı boya ile çalışırım. Her boyanın kendine göre zevki vardır.

LD: Resimlerinizde ana kaygılarınızdan birisi ışık. Işık sizin için ne ifade ediyor?

ÇE: Işık, klasik olsun, soyut olsun her resmin olmazsa olmazıdır. Benim resimlerimde ise esere transparan yüzeylerle birlikte, vitray gibi arkadan ışık alıyormuş etkisini yaratıyor.

Çetin Erokay özgeçmiş

Ressam Çetin Erokay ile resim üzerine söyleşi

1942 yılında İzmir Alsancak’da doğan Çetin Erokay, Lisans ve Yüksek Lisans öğrenimini İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamladı.

Gençlik yıllarında Prof. Dr. Mürşide İçmeliden ve Ressam Mahmut Dinçer’den resim dersleri aldı. Daha sonra kendi araştırma ve incelemeleri doğrultusunda sanatsal çalışmalarını sürdürdü.

Sanatçı, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde 25 yıl Reklam ve Halkla İlişkiler konularında öğretim görevlisi olarak ders verdi aynı yıllarda özel sektörde üst düzey yönetici olarak çalıştı.

İzmir’deki Selçuk Yaşar Resim Müzesi’nin projelendirilmesinde ve gerçekleştirilmesinde görev aldı.

Sanatçının bir eseri 1992 yılında gerçekleştirilen IV. Uluslararası İzmir Film Festivali’nin afişi olarak kullanıldı.

1998 yılında gerçekleştirdiği bir grafik tasarım ile “International New York Festival” de finalist oldu ve Festivalin kitabı olan “THE WORLD’S BEST WORKS” de yer aldı., ayrıca IRD ve HID den ödüller kazandı. Eserleri 21. DYO,  35.Turgut Pura,16. ve 18. KÜLTÜR BAKANLIĞI ŞEFİK BURSALI yarışmalı sergilerinde,  sergilendi.  Ayrıca yurt dışında; Viyana, Roma, Lille, New York, Beijing, Dubai, Tahran, Litvanya da Vilnius, Siauliu kentlerinde, Gürcistan’ıın başkenti Tibili “Tiflis” de onur konuğu olarak sergilendi.

2016 yılında Gürcistan da Tibilisi , 2018 yılında da  Litvanya’da Kaunas, kentinde  Büyükelçiliklerimiz himayelerinde kişisel sergiler açtı.

2013 yılında bir Türk sanatçısı olarak, Kuwait’de, KUWAIT ART ASSOSIATION tarafından düzenlenen KUWAIT INTERNATIONAL CONTEMPORARY ART CONFERANCE FOR ARABİC COUNTRY’S organizasyonuna onur konuğu ve jüri üyesi olarak davet edildi.

Kendisine merkezi Litvanya’da, Vilnius kentinde bulunan ANİMA MUNDİ ART FOUNDATION’ın Onursal üyeliği  tevdi edildi.

Çetin Erokay, bu güne kadar ikisi yurt dışında olmak üzere 39 kişisel sergi  açtı ve pek çok karma sergide yer aldı. Sanatçını eserleri Türkiye de de ve yurt dışında Amerika, Belçika, İtalya Litvanya. Birleşik Arap Emirlikleri, Avusturalya da seçkin koleksiyonlarda yer almaktadır.

Çetin Erokay  sanatsal çalışmalarını İzmir, Alsancak da “Atölye ÇE “de sürdürmektedir.

Eposta: cetinerokay@gmail.com
Web sitesi: www.cetinerokay.com

SERGİLER

  • 1985 İZMİR RESİM HEYKEL MÜZESİ KORUMA DERNEĞİ YARIŞMALI SERGİSİ
  • 1985 EGELİ SANATÇILAR KARMA SERGİSİ
  • 1985 İZMİR TİCARET ODASI 100. YIL YARIŞMALI KARMA SERGİSİ
  • 1986 “KİŞİSEL SERGİ ; KUŞLAR ÇEŞİTLEMELERİ FÜZEN SANAT GALERİSİ-İZMİR      
  • 1987 “21.DYO RESİM YARIŞMASI SERGİLERİ.
  • 1992  IV. ULUSLARARASI İZMİR FİLM FESTİVALİ AFİŞİ
  • 1993 KİŞİSEL SERGİ  “OLUŞUMLAR”, ZANA SANAT GALERİSİ-İZMİR
  • 1997 KİŞİSEL SERGİ, SENFONİK PARÇALANMALAR” K TEMİZOCAK SANAT GALERİSİ – İZMİR
  • 1997 “BÜYÜK SERGİ”,İZMİR KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ, İZMİR RESİM HEYKEL MÜZESİ SERGİSİ
  • 1998  NEW YORK INTERNATIONAL ART FESTİVAL GRAFİK TASARIM FİNALİSTİ.
  • 1999  KİŞİSEL SERGİ, ”BİR SABAH COŞKUSU”  ADNAN FRANKO SANAT GALERİSİ, İZMİR
  • 2001  KİŞİSEL SERGİ,  “AT’LA ÇAĞDAN ÇAĞA”, ART SHOP SANAT GALERİSİ, İZMİR
  • 2003 TÜRK-İRAN-AZERBAYCAN SANATÇILARI KARMA SERGİSİ.  KÜLTÜRPARK-İZMİR
  • 2005  T.C KÜLTÜR BAKANLIĞI, İZMİR RESİM HEYKEL MÜZESİ “İZMİRLİ RESSAMLAR KARMA SERGİSİ”
  • 2005 KİŞİSEL SERGİ “PARÇALANMALAR” ATÖLYE EN SANAT GALERİSİ – İZMİR
  • 2008 KİŞİSEL SERGİ “GÜNAYDIN GÜNEŞ” ALTIN YUNUS SANAT GALERİSİ ÇEŞME-İZMİR
  • 2009  KİŞİSEL SERGİ, “BULUTLAR VE KANATLAR” KAYMAKAMLIK SANAT GALERİSİ,BOZCA ADA
  • 2009   KARMA SERGİ, ÇATI SANAT GALERİSİ, ALAÇATI-İZMİR
  • 2009   KARMA SERGİ ,  ATÖLYE EN GALERİSİ İZMİR
  • 2010   KİŞİSEL SERGİ, “ BULUTLAR VE KANATLAR”  BODRUM
  • 2010   KİŞİSEL SERGİ, “BULUTLAR VE KANATLAR” KEDİ KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ SANAT GALERİEİ-İ
  • 2011   I. İZMİR ULUSLARARASI SANAT BİENALİ
  • 2011   KİŞİSEL SERGİ,”ANADOLU MEDENİYETLERİNDE ŞANS OBJELERİ”  ÇEŞME MARİNA SANAT
  • 2011   EGE ÜNİVERSİTESİ 4. ULUSLARARSI SANAT GÜNLERİ SERGİSİ  ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZ   İZMİR
  •  2012   KİŞİSEL SERGİ  “ÇİZGİLERİN TINISI, NİŞ ART GALLERY – İSTANBUL
  •  2012    “21 TH CENTURY ART AND ARTISTS KARMA SERGİSİ, GALLERY M – VİYANA –AVUSTURYA
  •  2012   BEIJING ART FAIR, GALLERY M SERGİSİ- BEIJING-ÇİN
  •  2012   ROMA ART FAIR, GALLERY M- VİYANA ULUSLARARASI KARMA SERGİSİ
  •  2013   KİŞİSEL SERGİ  “ÇİZGİLERİN TINISI”  ATMOSPHER SANAT GALERİSİ – İZMİR
  •  2013    II. İZMİRT ULUSLARARASI SANAT BİENALİ
  •  2013   EAWW.EURO ASIAN WORLD WIDE ULUSLARARSI KARMA SERGİSİ – VİYANA AVUSTURYA
  •  2013   EAWW. EURO ASIAN WORLD WIDE ULUSLARARSI KARMA SERGİS. İZMİR RESİM HEYKEL  KÜLTÜRPARK SANAT GALERİSİ
  •   2013   CONNECTING ART GALLERY NEWYORK LONG ISLAND- USA
  •  2013   E.Ü 5. EGEART ART DAYS. EGE ÜNİVERSİTESİ SANAT GÜNLERİ-İZMİR
  •  2013   INTERNATIONAL CONFERANCE OF CONTEMPORARY ART “ONUR KONUĞU”, KUWAİT
  •  2014   EAWW.  EURO ASIAN WORLD WIIDE KARMA SERGİSİ , GALLRY M VİENNA
  •  2014   KİŞİSEL SERGİ, “ÇİZGİLERİN TINISI”  KÜLTÜR BAKANLĞI İZMİR RESİM HEYKEL MÜZESİ TURGUT  PURA SALONU. 
  •   2014    KİŞİSEL SERGİ  “ÇİZGİLERİN TINISI”, KUŞADASI HİLTON SANAT GALERİSİ.
  • , 2014   EGE BÖLGESİ PLASTİK SANATLAR DERNEĞİ SERGİSİ, KÜLTÜRPARK SANAT GALERİSİ.
  •   2014   CUMHURİYETİN 91.YILI KARMA SERGİSİ. T.C KÜLTÜR BAKANLIĞI RESİM HEYKEL MÜZESİ İZMİR
  •   2014   KEDİ KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ, 9. ÇEŞME KÜLTÜR VE SANAT GÜNLERİ ÇEŞME AYA HARALAMBOS KİLİSESİ KARMA SERGİSİ
  •    2015    KİŞİSEL SERGİ “THE TUNE OF LINES” İŞ BANKASI SANAT GALERİSİ -İZMİR
  •    2015     CUMHURİYETİN 92. YILI DÜNYA SANAT GÜNÜ ZMİRLİ SANATÇILAR KARMA SERGİSİ.
  •     2015    T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI “ 15. ŞEFİK BURSALI RESİM YARIŞMASI SERGİSİ”,  KÜLTÜR   BAKANLIĞI RESİM HEYKEL MÜZESİ GALERİSİ.         
  •     2015   ONUR KONUĞU.  ANİMA MUNDI INTERNATIONAL ART FESTIVAL , SİAULİU -LİTHUANYA
  •     2015    ONUR KONUĞU   ANİMA MUNDİ INTERNATIONAL ART FESTIVAL GEORGIA – TBİLİSİ  SERGİSİ
  •     2015    CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ   “ BLUARTFEST “ SERGİSİ MANİSA
  •     2016    İZMİR ÜNİVERSİTESİ EKİM GEÇİTİ KARMA SERGİSİ- İZMİR
  •     2016    SWISS HOTEL BÜYÜK EFES SANAT GÜNLERİ SERGİSİ
  •     2016    DÜNYA SANAT GÜNÜ KARMA SERGİSİ. ADNAN SAYGUN KONSER SALONU GALERİSİ
  •     2017    KİŞİSEL SERGİ, GALERİ A – İZMİR “ZAMANIN GÖLGELERİ”
  •     2017   DÜNYA SANAT GÜN KARMA SERGİSİ, KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜRPARK SANAT  GALERİSİ
  •     2017   MONO PRİNT ÇALIŞTAYI VE MONO PRİNT GÜNLERİ KARMA SERGİSİ.
  •     2017   TED KOLEJİ – KONYA EREĞLİ 19 MAYIS SANAT HAFTASI KARMA SERGİSİ.
  •    2017    7.  E.Ü  ULUSLARARASI EGEART  SANAT GÜNLERİ SERGİSİ
  •     2018   KİŞİSEL SERGİ, “THE SHADOWS OF TIME”  LİTHUANYA   BÜYÜKELÇİLİĞİMİZ HİMAYELERİNDE LİTHUANYA EĞİTİM VE LİTHUANYA TARİHİ MÜZESİ GALERİSİ’ NDE
  •      2018   KİŞİSEL SERGİ, “SESSİZ” KARACA KÜLTÜR MERKEZİ- İZMİR
  •      2018   KİŞİSEL SERGİ,ZAMANIN GÖLGELERİ, AYVALIK BELEDİYESİ, ORHAN PEKER SANAT GALERİSİ.
  •       2018    KİŞİSEL SERGİ. ART ANKARA ÇAĞDAŞ SANAT FUARI.
  •       2018    DÜNYA SANAT GÜNÜ SERGİSİ, AHMET ADNAN SAYGUN SANAT MERKEZİ -İZMİR.
  •       2019    KÜLTÜR BAKANLIĞI 15. ŞEFİK BURSALI YARIŞMALI SERGİSİ. ESKİŞEHİR ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ÇAĞDAŞ SANATLAR MERKEZİ.
  •        2019     KİŞİSEL SERGİ, “METALMORT”,YOLO ART & LOUNGE İZMİR.
  •         2019     KARACA KÜLTÜR MERKEZ. ÇAĞDAŞ RESSAMLAR KARMA RESİM SERGİSİ. İZMİR    
  • 2019     EGE ÜNİVERSİTESİ 7. EGEART SANAT GÜNLERİ. İZMİR

İlişkili İçerikler

Ressam Utku Varlık ile resim üzerine söyleşi

1965 yılı Haziran ayının sonları. Hiç bu denli şaşırmamıştır Utku Varlık, kendisini Kunsthistoriches Müzesi’nin kapısında bulduğunda. Otostopla, cebinde topu topu 10 dolar, yemeden içmeden gelmiştir Viyana’ya. Bu Avrupa’ya ilk çıkışıdır. Kötü röprodüksiyonlarla dolu kafasını yıkamak, belleğini yenilemek, meraklarına yanıt bulmak adına çıkmıştır onca güçlüğe karşın ve bunun adı, “umut gezisi” dir. Güçlüğün adı ise, parasızlık!

Salih Güler ile Fotoğraf üzerine söyleşi

Salih Güler, çok uzun zaman öncesinde çalışmalarını takip ettiğim önemsediğim bir fotoğrafçı. Yanılmıyorsam beni etkileyen ilk fotoğrafı bir provada dinlenen balerinin seyirci koltuğunun arkasına attığı ayakları olmuştu. Fotoğraflarında estetik kavramın ya da değerin ön planda olduğunu fark edersiniz.

Şimdi soralım bakalım, Salih Güler kimdir? Nasıl fotoğrafçıdır? Neler yapar? Kendi anlatsın…

Norveç’te bir Türk’le anlamsal ağlar ve şiir üzerine: Ahmet Soylu

Elazığ-Oslo arasında neler olmuş? Şiir ve yapay zeka ile dolu bir röportaj...

Özcan Yaman ile Fotoğraf üzerine söyleşi

"Tarz geliştirmenin en önemli unsuru felsefe sosyoloji gibi alanlarla ya da sanat kültürünü geliştirmeyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Teknikle olan bağım elimdeki makinanın özelliklerinden çok çekim öncesi sorduğum “Neden çekiyorum?” ve “Nasıl çekmeliyim?” sorularıma verdiğim yanıtlar oluyor. Hangi alanda olursa olsun (Belgesel, Basın ya da kavramsal) tekniği buna uyguluyorum. Çok pahalı ya da marifetli makinelerin benim için yani tarzımı ortaya koymada bir anlamı yok."

Özcan Yaman

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
3 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir
Makale Değerlendirme :
     

Lütfü bey aramıza hoşgeldiniz!

Bu giriş ve başlangıç yazınız sayenizde değerli usta Çetin Erokay’ı tanıma ve tanıtma fırsatı bulduk. Emeklerinize sağlık.

Yeni yazılarınızda görüşmek üzere…
Selamlar, saygılar.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Hoş geldiniz Lütfü bey. Yazınız için çok teşekkür ederim. Sizi ve Çetin Erokay’ı tanımaktan memnun oldum. Yeni yazılarınızda görüşmek üzere.

Selam ve saygılarımla.

Okyar Atilla

Telefon edip “Bizim bloga yazı verir misin?” diye sorduğumda tereddütsüz “Evet” cevabı aldım. Hiç beklemeden. Sonrasında sohbet ettik tabii ki. Peşinen bir “hoş geldiniz” diyelim. Adettir. Röportaj içeriği için söze gerek kalmıyor. Gazetecilik tecrübesini hemen fark ediyorsunuz. Kaleminizden Çetin Erokay’ı tanımak güzel. Şimdi zaman ayarlayıp sergiyi gezmek var.

Sevgi ve saygılarımla

Makale yazarı

Lütfü Dağtaş
1953 Nazilli doğumlu. İlk, Orta (Karşıyaka Erkek Lisesi) ve yüksek öğrenimini (EÜ Gazetecilik ve HİYO) İzmir’de yaptı, İzmir’de yaşıyor. Gazeteci. Gazeteciliğe 1973 yılında Yeni Asır Gazetesi’nin spor servisinde başladı. Ardından Demokrat İzmir gazetesi başta olmak üzere değişik gazetelerle, haber ajanslarında muhabir olarak çalıştı. İzmir Life Dergisi’nde, ilk çıkışından itibaren yıllarca röportajlar yayımladı.Yayınlanmış kitapları: Anadolu’nun Son Karatabakları- Albüm, 2007 Anadolu’da Dericilik- İnceleme/Araştırma, 2007 Müze ve Koleksiyonlardan Deri Eserler- Albüm, 2007 Adını Bergama’dan Alan Pergament ve Anadolu’nun Son Karatabağı Bergamalı İsmail Araç- Bergama Belediyesi Yayını, Belgesel, Eylül 2017 Günün En Güzel Saatleri- Şiir, 1986. İzmir Gazinoları- İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı Yayını- Belgesel, 2004 Gözbebeğim Deltam Çiğli- Heyamola Yayınları- Belgesel, 2011 Can Baba’ya Çocukça Şiirler- Dönence Yayınevi- Şiir, 2015 Yayımlanacak kitabı İzmir’in Renkleri, Tatları- Belgesel

Manşet

İzmir'in Garları

İzmir’in Garları

Neden Osmanlı Hükümeti birdenbire demiryolları sevdasına düşmüştü ve neden Ege bölgesi öncelikliydi? Kendilerince Rum, Yahudi, Ermeni toplulukları arasında anlaşmazlıklardan çıkan çatışmalara ve yöredeki zeybek, Çerkez, Yörük çetelere karşı hızlıca asker sevk edebilmek. İngilizlerin derdi ise yörenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini üç otuz paraya ihraç etmek. Yani tam bir “Win-Win” durumu.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Kamusal alanda fotoğraf görgü kuralları

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel...
3
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x