Kristal'e Mektuplar

Fotoğrafta Sadelik

Merhaba Kristal.

Çerkes Hocanın çölden bir kesit sunan fotoğrafı, üzerimde derin izler bıraktı. Eğer izniniz olursa beni etkileyen unsurlarıyla bu fotoğraf üzerinde konuşalım.

Fotoğrafta çölden bir panoramanın sunulduğunu görüyoruz. Fotoğrafın yapısal ögelerini incelediğimizde, fırtınanın ritmik çizgilerle kumullarda yarattığı dokuyu ve üzerindeki iki ayak izini görüyoruz. Ters yanal ışık açısıyla çekim yapıldığı için gerek ritmik doku, gerekse ayak izlerinde kendini ifade eden imge çok güçlü yer almış.

-

Merhaba Kristal.

Çerkes Hocanın çölden bir kesit sunan fotoğrafı, üzerimde derin izler bıraktı. Eğer izniniz olursa beni etkileyen unsurlarıyla bu fotoğraf üzerinde konuşalım.

Fotoğrafta çölden bir panoramanın sunulduğunu görüyoruz. Fotoğrafın yapısal ögelerini incelediğimizde, fırtınanın ritmik çizgilerle kumullarda yarattığı dokuyu ve üzerindeki iki ayak izini görüyoruz. Ters yanal ışık açısıyla çekim yapıldığı için gerek ritmik doku, gerekse ayak izlerinde kendini ifade eden imge çok güçlü yer almış.

Çöl ve üzerinde iki adet ayak izi… Hepsi bu; sade bir fotoğraf ama anlattıkları, içeriği, öyküsü çok güçlü.

Sanırım ‘panorama’ kelimesine takıldınız, önce bu kelimeye açıklık getirmek doğru olacaktır. ‘Panorama fotoğraf’ her ne kadar birleştirilen karelerden oluşan yeni bir kare gibi bilinse de, gerçek anlamı manzarayı aksettiren ve bir süre varlığını sürdüren görüntünün fotoğrafı demektir. Bunun karşıt tanımı ise ‘enstantane fotoğraftır’. Onun da anlamı ‘anlık fotoğraftır’, bir anda olup biten ve yok olan olayı aksettiren fotoğrafı tanımlar.

Biz fotoğrafa geri dönelim isterseniz.

Çöl dediğimizde hayatın en zorlu şartları orada yaşanır. Gündüzleri tepede patlayan bir güneş vardır, ayağın bastığı yer ise kavurur. Gölge olmadığı gibi güneş sadece tepeden yakmaz, kumdan da yansıyarak çok daha zor şartlarla buluşturur canlıları. Çölde su ve besin bulmak mucizedir. Fırtına çıktığında ise adeta kıyamet kopar, toz tufandır her yer, nefes bile alınamaz, rüzgârın etkisiyle tepeler kayar gider, coğrafi yapı değişir, yön ve yer tayini imkânsız hale gelir. Geceleri ise gündüze inat, dondurucu soğuk kaplar her yeri. Gece ve gündüz arasındaki ısı farkıyla dehşet iç içedir. Bütün bunlar çölde yaşamın zorluğunu ortaya koyar.

Fotoğrafın fonu bana bu duyguları hissettirdi.  

Ancak beni en çok etkileyen çöldeki yaşamın zorluğunu anlatan kumullar değil, kumullar üzerindeki ayak izleri…

Çöl yaşamının zorluğuna inat, yaşama dair esintiler sunan iki ayak izi…

Kumdaki doku tümüyle doğal şartlara ait yapısallıkla oluşmuş ama o ayak izleri bir canlıya ait ve henüz silinmemiş, demek ki yakın geçmişte orada bir şeyler yaşanmış.

Bu izler çölü tek başına geçmeye çalışan bir insana ait olabilir. Belki de av peşinde olan bir avcının veya avcıdan kaçan bir avın ya da yolunu kaybetmiş bir devenin veya başka bir hayvanın ayak izleridir… Fotoğrafı izleyen her bireyde farklı algı oluşabilir, yeni tanımlamalar gelebilir, sorun değil, zaten beklenen de odur.

Kişilerin fotoğraftaki izleri farklı yorumlamasından daha önemli olan, çöl şartlarında yaşama dair izlerin varlığıdır.

Çölde yaşama dair izler denilince; olumsuzluklara karşı verilen büyük mücadeleyi hatırlar ve alkışlarım.

Fotoğrafın çölün çetin şartlarına rağmen, o ortamda verilen yaşam savaşını hissettirmesinden etkilendim.

Fotoğrafta işlenen temayla birlikte, sade yapısından da etkilediğini açıklamıştım. Çölde süren yaşam mücadelesi bir tek kare ile anlatılıyor ve görüntüde sadece iki ayak izi var, başka hiçbir imge yok…

Sevgili Kristal çok konuşanlar, dertlerini anlatabiliyorlar mı? Ya da başka bir şekilde soralım, gevezelerin bulunduğu sohbetten keyif alınır mı?

Kesinlikle “Hayır, gevezeler çekilmez!” cevabı verdiğinizi düşünüyorum, sanırım doğru cevabı buldum, öyle mi?

Fotoğrafta öyledir Kristal, fazla imgeye gerek yoktur, şunu unutmayınız “fotoğrafta fazla mal göz çıkarır!”

Bu fotoğrafın sahibi akademisyendir, eserleriyle fotoğraf sanatında yolculuk yapmak isteyenlere arkadaşlık yapmakta, destek olmaktadır. Sayın Çerkes Karadağ ‘Fotoğrafın Derin Anlamı’ isimli kitabında, kuramsal bakış açısıyla yaklaşımda bulunarak, sanatsal etkiye sahip fotoğrafların özelliklerini felsefi düşünce boyutunda akıcı dille anlatmaktadır. Hatıra ve hobiden uzak türdeki fotoğrafçılığa merak duyanların kitaplığında bulunması, çizilerek, zaman zaman tekrar okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Çerkes Hoca satır aralarında ‘Fotoğrafta Sadelik’ konusunu işlerken özetle; “Unutulmamalıdır ki; sadelik ve çekicilik ögeleri,  bir yapıtı beğenilerimizin zirvelerine taşıyan en önemli özelliklerdir. Yapıtı değersiz yapan da, onların değerini bozan, gereksiz ve fazladan yapılmış müdahalelerdir. Öte yandan fotoğraf ne kadar az unsurdan oluşmuşsa, başarıyı o oranda yakalamış sayılır” demektedir.

Çerkes Hoca fotoğrafçılara sade bir üslup benimsemelerini öneriyor, böylece çok daha etkili eserler üreteceklerini öğütlüyor. Bence bu söylem çok değerli, kulakta küpe olması ve hiç unutulmaması gerekiyor.

İnsanların sözlerine değil, yaptıklarına bakmak lazım. Peki, burada akla gelen soru bence şu olmalı; “Çerkes Hocanın söylemi yapıtlarına yansıyor mu?” Bu sorunun cevabını fotoğrafı çok güçlü şekilde veriyor, değil mi?

Sanat eserlerinde sadeliği destekleyen ‘minimalizm’ akımından söz etmezsek mektubumuz eksik kalır. Minimalizm yaklaşımı, yakın geçmişte ortaya çıkıp, sadece sanat akımı olarak değil, bilinçli bir kesim tarafından yaşam felsefesi olarak da benimsenmiş ve ‘azla yetin ve mutluluğu yakala’ gerçeğiyle sürdürülmektedir.

Burada düşünürlerin özlü sözlerinden birisini hatırladım, izniniz olursa ona da değinelim.

Eflatun’un “Önemli olan; en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.” der.

Bu sözü “Kimler daha mutludur?” Ya da “Zenginlik nasıl bir şeydir?” Sorularının cevabı olarak görürüm.

Yanılmıyorum değil mi?

Elindeki ile yetinmeyenler her zaman mutsuzdurlar. Yeni bir şey almakla mutlu olacağını sanırlar ama aldıkları kısa bir süre sonra onların nezdinde yine eskimiştir, çünkü daha fonksiyonel ya da güzel olduğu iddia edilen yeni bir ürün tasarlanarak pazara sunulmuştur.

Veya kimler zengindir? Sorusunun cevabını da düşünelim. Bence bir şeye sahip olmayı istemek fakirlik, elindekiyle yetinmek ise zenginliktir.

Konumuz fotoğraf olduğuna göre, Eflatun’un bu söylemi mektubumuzda niçin bulunuyor diye düşünebilirsiniz, anlatayım.

Plastik sanatlarda abartılı eserlerden daha çok, sade yapıtlar beğeni toplar. Çünkü sade olan kolay anlaşılır, konuyla ilgili olmayan objeler ve ayrıntılar ise insanı rahatsız eder, uzaklaştırır.

Sadeliğin kolay ve kapsamlı anlatma gücü vardır. O nedenle iyi fotoğrafçılar çekim öncesi ortamı ve sonrasında ise kadrajlarını kontrol ederler “Anlatıma katkısı olmayan bir öge var mı?” diye incelerler. Eğer kompozisyon içinde gereksiz bir leke varsa bunun ana konudan rol çalacağını, dikkatin bir kısmını üzerine toplayarak, izleyicinin içeriğe daha az yoğunlaşacağını düşünerek dikkat dağıtan, konuyla ilgisi olmayan, anlatıma katkısı olmayan her ne ise onu çıkarmaya çalışırlar. Bu özelliği nedeniyle fotoğraf, heykeltıraşlık gibi çıkarımsal bir sanattır.

Heykeltıraş nasıl çalışır bir düşünelim; bir mermer blok alınır, çekiç ve aletlerle o şekilsiz kütle üzerinde heykel için gerekli olmayan kısımlar yontularak sonuçta arzulanan eser yapılır. Gerçi kalıp yapıp dökme, ya da çamurla sıvama tekniğiyle de heykel yapılır ancak bu tarzlarda ‘tıraş’ tekniği yoktur.

Fotoğraf heykel olmadığı için tıraşlama işlemi yoktur, ancak fotoğrafçılıkta gereksiz görülen nesnelerin kompozisyondan ayıklanması gerekir ve bu açıdan heykeltıraşlık ile ortak yönleri vardır.

Fotoğrafta gereksiz objelerden kurtulmanın çeşitli yolları vardır, sanırım bu konuda sizi aydınlatmalıyım.

Diyelim ki bir park içinde bankta oturmuş iki insan önemli bir konuyu görüşüyorlar. Sohbet sırasında yoğunlaştıkları konu nedeniyle ifadeleri kolay karşılaşılmayacak bir anlatıma sahip ve fotoğrafçı o beden dilinin güçlü şekilde tespit edildiği fotoğrafı çekmek istiyor. Ancak arkalarında renkli giysileriyle dikkat çeken çocuklar var. Bulunduğu noktadan o fotoğrafı çektiğinde, kadraja giren çocuklar sohbetin derinliğinden rol çalarak etkisini azaltacaktır, usta fotoğrafçı böyle bir kadraj istemez.

Bu durumda fotoğrafçı neler yapabilir?

  • Fonun sade olduğu ve konuyu yalın bırakan bir başka çekim açısı arayabilir.
  • Çocukların oradan uzaklaşmasını bekleyebilir ya da sohbet edenlere hissettirmeden isteyebilir.
  • Uzun odaklı bir objektif ve geniş diyafram açıklığı tercih ederek o insanların önünde ve arkasında bulunan unsurları belirsizleştirebilir.
  • Geniş açı lens ile mümkünse konuya yaklaşarak, sohbet edenlerin önlerinden geçiyormuş gibi yürürken onları fotoğraflar ve böylelikle ana objeyi abartıp diğer unsurların daha küçük görünmesini sağlayabilir.
  • Ya da uygun gördüğü bir başka yöntem bulabilir.

Tercih fotoğrafçıya aittir, hangi yol uygunsa onu seçmeli ve sade fotoğraf ile takipçisini buluşturmalıdır.

Bu mektubun yazılmasına yol açan Çerkes Hocanın “Fotoğrafın Derin Anlamı” isimli kitabından çok yararlandım, birçok konu tek tek ele alınarak, felsefi bir yaklaşımla ama rahatlıkla anlaşılacak şekilde yazılmış, böyle bir eserle ufkumuzu açtığı için minnettarım.

Selam sade ve anlaşılır yapıtlar üreterek bizleri aydınlatanlara gitsin.

Mikdat Besni

İlişkili İçerikler

Altın Oran

Altın Oran… Matematikten felsefeye, fizikten edebiyata kadar pek çok alanda kendine yer edinen, sanatta ise genellikle mimari, heykel, resim hatta müzikle bağdaştırılan bu müthiş fenomen, bale ve dansta da mükemmeli yakalamak için biz sanatçılara ışık tutar.

Kompozisyonda Negatif Alan

Bu yansıma fotoğrafından çok etkilendim, üzerinde konuşmadan geçemedim, fotoğrafın olumlu etkilendiğim birçok özelliği var, öncelikle bunları açmamı isteyeceğinizi sanıyorum, açıklayayım.

Birçok yansıma fotoğraflarıyla karşılaşıyoruz, bunların çoğu fotoğrafçının karşılaştığı, kendine ilginç gelen ve hoşuna giden görüntülerin fotoğraflarının çekilip paylaşılması yoluyla görüyoruz.

Fotoğrafta Ritim

Fotoğrafta kompozisyonu oluşturan benzer yapıdaki ögelerin, belli bir yöne doğru tekrarlayarak sıralanması ritim oluşturmadır.

Kompozisyonunda art arda sıralanmış benzer nesneler ritim oluşturarak, ögeye vurguyu artırır, fotoğrafa bakanlarda süreklilik duygusunu yaşatır ve seyir zevkinin arttırır. Ritim fotoğraflarımızın içerdiği enerjiyi arttırarak, anlatmak istediğimiz konuyu daha anlaşılır hale getirir.

Fotoğrafta Grafik

Erol Hocanın bu fotoğrafını görünce çok etkilendim, siz etkilenmediniz mi?

İlk aklıma gelen ve beni etkileyen şey “tam yorumlanacak fotoğraf” düşüncesini yaşamamdan kaynaklandı.

Ama bir sorun vardı, o sorun fotoğrafın tek bir özelliğiyle değil, bir bütün olarak fotoğrafik değerlere sahip olmasından kaynaklanıyordu. Fotoğrafta aradığım her özellik, içerine bir Anadolu Kilimindeki motifler gibi ilme ilme işlenmişti.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
14 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Taner Baysan
Makale Değerlendirme :
     

Yine ilgiyle okudum. Kaleminize sağlık.
Tabi ki Çerkes Karadağ’ın “Fotoğrafın derin anlamı” isimli kitabı okunmak üzere kaydedildi.
Teşekkürler. 🙏

Mikdat Besni

Fotoğrafın Derin Anlamı kitabının okuyuculara sanatsal anlamda büyük katkıları olacaktır.
Sevindirici bir haber.
Tebrikler Taner Bey.

Bünyamin Sağlam
Makale Değerlendirme :
     

Bu siteyi sewviyorum cunki cok sey ogreniyorum.. siteyi kuran işleten yazan herkesin emeklerine saglik

Mikdat Besni

Birseyler öğrenmenize yardımcı olmak bizi sevindirir

Selamlar Bünyamin Bey.

Ahmet Dayıoğlu
Makale Değerlendirme :
     

Mikdat Hocam,yazılarınızı zaman zaman okuyorum. Çok aydınlatıcı, sade ve sıcak. Kadıköy, Fotoğrafmetre Derneği olarak birkaç atölye çalışmamız var. Bunlardan biri de minimal fotoğraf üzerine. Danışmanımız Oktay Çolak. Severek atölyelerine katıldığım çok değerli bir öğretmen. Yazınızı okumak bu yüzden çok şey kattı. Teşekkür ederim.

Mikdat Besni

Ahmet Beyim Oktay Hocanın danışmanlığında minimal fotoğraf atölyesi içerisinde yer almanız çok doğru bir seçim. Fotoğrafa gereken ilgiyi duyup, devam ettiğiniz takdirde mutlaka fotoğrafta iz bırakan bir sanatçı olacağınızdan eminim. Doğrusu Oktay Hocayla tanışmayı, yüz yüze sohbet etmeyi ve ondan beslenmeyi çok isterdim. Bu anlamda kendinize fırsat yarattığınız için sizi kutluyorum.

Yazılarımın sizlere bir şeyler katması beni mutlu eder.
Elimden geldiğince, hiç bir beklenti içerisinde olmadan, ülkemdeki fotoğraf sanatına ilgi duyanlarla bildiklerimi paylaşmak ve hep birlikte daha iyi olmak idealiyle bilgi edinmeye ve aktarmaya çalışıyorum.
Bu blogda size bilgilerimi aktarma fırsatı yakaladığım için mutluyum. Blogra bilgilerimi paylaşma fırsatı verdikleri için Okyar ve Sebahattin Beylere teşekkür borçluyum.

Pandemiyi bir gün yeneceğiz, o da kuş gribi gibi geçmişte kalacak ve topluluklarla bir araya gelmeye devam edeceğiz. Kim bilir belki bir gün Fotoğrafmetre’de buluşuruz, sevgilerimi ve selamlarımı iletiyorum.

Yasar Aykac

Mikdat Bey Merhabalar,

Fotoğrafda sadeleştirme olgusu karar anlarımda çoğu zaman bende çelişki yaratır, bir taraftan yaklaşıp çevreden olduğunca soyutlayıp çekmek isterim, diğer taraftan konunun yaşamına dair ipuçlarını es geçtiğimi düşünürüm, bu nedenle olsa gerek sokak fotoğrafçılığından uzak durmuşumdur.

Kontrol edilmesi imkansıza yakın olduğundan arka planı soyutlandırabilmek için geniş diyaframı olan objektiflere yöneldim diyebilirim. Bu anlamda sadelikten yana olsamda bazen omzumda fotoğrafı dengelemem gerektiğini söyleyen şeytanımı sık sık duyarım 🙂

Görme üzerine kafa yoran bir sanatçımız olduğu için Çerkes Bey’in kitaplarını ilk gördüğümde oldukça sevinmiştim, kütüphanemde Görme Kültürü 1- 2 – 3 var ve portre yazılarından oluşan Öteki Yüz kitabını da ilk fırsatta edineceğim.

Selam ve sevgilerimle.

Mikdat Besni

Yaşar Beyim fotoğraf odaklı bir kütüphaneye sahip olup, bunu geliştirme yolunda çaba içerisinde olmanız örnek alınacak ve alkışlanacak bir yaklaşımdır, sizi tebrik ediyorum.
İlgi merkezi olan objeyi arka plandan tümüyle soyutlamanın fotoğrafa yararı olmayacağı ve anlatım yitireceği kanısındayım.
O nedenle fon bir şeyler anlatmalıdır, konuya destek olmalıdır ama mesajı iletecek olan objeden daha fazla dikkat toplamamalıdır.
Güçlü fotoğraflarda çok ışık alan bölgeler de, fon ve loş alanlar da mutlaka dokuya sahip olmalıdır.
Bunu sağlamak içinde uzun odaklı ve geniş diyafram açıklı objektifiniz en önemli yardımcınız olacaktır.
Zaten ‘neyi çekeceğiniz’ konusunda ‘Görme Kültürü’ serisi sizi bilinçlendirmiş olmalıdır.
Sizi fotoğraf için bir ışık olarak görüyor, tebriklerimi ve selamlarımı iletiyorum…

Ertan Öztürk
Makale Değerlendirme :
     

Sade ama dolu yazmak, sade ama dolu fotoğraf çekmek, sade ama dolu resim çizmek, sade ama dolu şiir yazmak zor ve beceri isteyen şeyler.
Yazıyı okudum, akşam bir daha okuyacağım. Elinize sağlık.

Mikdat Besni

Ertan Beyim bu güzel sözleriniz kıvanç yaşattı.
Sevgilerimi ve selamlarımı iletiyorum…

Sebahattin Demir
Makale Değerlendirme :
     

Her zamanki gibi, bilginizle, analizlerinizle değer katıyorsunuz, dağarcığımızı genişletiyorsunuz Mikdat bey. Emeklerinize sağlık.

Selamlar, saygılar.

Mikdat Besni

Sebahattin Beyim ülkeme ve insanlara yararlı olabildiğim ölçüde tatminkarım.
Aranızda yer açtınız, idealimi gerçekleştiriyorum
Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkürlerimi iletiyorum.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Ellerinize sağlık Mikdat hocam. Çerkes hocamın harika fotoğrafı eşliğinde konuyu çok güzel anlatmışsınız.

Teşekkürlerimi sunuyorum.

Selam ve saygılarımla.

Mikdat Besni

Öner Beyim bilirim ki, ilginize kuru teşekkür iletmek az gelir.
Sevgilerimi katıyorum…

Makale yazarı

Mikdat Besni
Veteriner hekim olarak kamuda çalıştı. Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini öğrendi. Ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu. Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine destek olmaya çalışmaktadır. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Başkanlığını yürütmektedir. Fotono21 ve ASFOD onur üyeliklerini fotoğraftan aldığı en büyük ödüller olarak görmektedir.

Manşet

İyi yöneticilerin davranışları ve özellikleri

Bugün, her zaman yaptığımız fotoğrafçılık sohbetleri yerine, Sebahattin Demir'in büyüyen firmasındaki yöneticileri konuşalım istiyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili sağlam yazılarımız da kuyrukta, yayınlanmayı bekliyorlar, sadece ufak tefek dokunuşları kaldı.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Fotograf çekmek mutlu ediyor

Fotoğraf Çekenler Daha Mutlu Oluyor

Fotoğrafçılar mutlu insanlar. Bunu ben demiyorum, Amerikan Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi tarafından yayımlanmış kapsamlı bir çalışma söylüyor. "Fotoğraf çekin, her şeyden daha fazla keyif alacaksınız" diyor.
14
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x