Robert Capa ve İletişimde Yakınlık

23
Robert Capa ve İletişimde Yakınlık

Bilmiyorum, Robert Capa ‘yı ne kadar tanırsınız. Fotoğrafla yakın ilginiz yoksa muhtemelen tanımazsınız. Magnum Fotoğraf Ajansının ele avuca sığmaz fotoğrafçısıdır. Thai Binh- Hindiçini’de (Vietnam) Fransız- Hindiçini savaşının sonlarına doğru Fransız konvoyuyla hareket ederken bir mayına basması 40 yaşında ölümüne sebep oldu. Haber fotoğrafçılarının -tabii benim de- idolüdür. En sevdiğim sözü;

FOTOĞRAFINIZ YETERİNCE İYİ DEĞİLSE, YETERİNCE YAKIN DEĞİLSİNİZDİR.

Robert Capa

Burada “Yakınlık” sözlük anlamının ötesine geçen bir ifade olarak yer alıyor, buna özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.

Öyle ya, bir fotoğrafçı için “yakın” demek, çekeceği nesneye, konuya, kompozisyona mesafe olarak yakın olmak gibi bir algı yaratıyor. Yani bu kelime, portre fotoğrafçılığı yapıyorsanız ve basitçe bir portre fotoğrafı çekecekseniz ve konunuza 10 metre mesafedeyseniz tele objektif kullanmak yerine dört metreye gelip normal objektif kullanın demek olarak algılanabilir. Ancak işin içine duyguyu da katarsanız, çekeceğiniz şeylere duygusal olarak da yakın olmanız gerekecektir. Bu şey bir böcek veya çiçekse seveceksiniz. Bir manzara ise hoşlanacaksınız. Bir insansa – işte burada işler karmaşıklaşıyor – önce tanıyacaksınız. Yaşamını öğrenecekseniz. Duygularını öğreneceksiniz. Sıkıntılarını yaşayacaksınız. Onun hayatının bir parçası olacaksınız ki “yakın” olasınız. Yoksa elinizde içinde duygu olmayan bir insan fotoğrafı olacaktır. Muhtemelen de bir süre sonra sileceksiniz.

Bu söylediğim şey birisiyle karşılaştıktan sonra “Merhaba!” ya da “Selamünaleyküm!” diyerek ve arkasından “Nasılsın amca/teyze” ile devam etmek değildir. Bu noktada o kişiye “Elini şuraya koy”, “Yüzünü şu yana çevir”, “Bacak bacak üstüne at”, “Tesbihi iyice bir salla”, “Küreği havaya kaldır” gibi gibi birçok eylem yaptırarak fotoğraflayabilirsiniz. İnanın yapmacık olacak ve fotoğrafa baktığınızda bu net anlaşılacaktır.

Sokak ve insan fotoğrafçılarının eserlerine şöyle bir bakıp araştırın. Hepsi kadrajlarına aldığı insanlarla vakit geçirerek onları tanımışlar ve karakterlerini en iyi şekilde ifade edecek görselleri elde etmişlerdir. Değilse bir önceki paragrafta bahsettiğim yapmacıklığı yakalayacaksınız. Ara Güler’in portrelerinde sizi içine çeken bu fotoğrafçı-model yakınlığıdır. Günlerce Salvador Dali’nin peşinde koşmuş onunla bir arada olmuştur.

Bu konuda web’de arama yaparken Gestalt Psikolojisi kuramları içinde “Yakınlık ilkesine” rastladım. Kısaca şöyle diyor;

“Organizma, bir alandaki öğeleri, nesneleri birbirlerine olan yakınlıklarına göre gruplandırarak, algılama eğilimindedir. İşitsel uyarıcıların gruplanarak algılanması ise, zamansal olarak birbirlerine olan yakınlıklarına göre gerçekleşir”.

Ve tahmin ettiğiniz gibi bu kuram Capa’nın “yakınlık” kelimesine ithaf ettiği anlamla inanılmaz bir şekilde örtüşüyor. Fotoğrafçı, fotoğraflamaya çalıştığı şeylere fiziksel ve duygusal olarak yakın olmalıdır.

Bu kadar şeyi niye yazdım? Beni bu noktaya getiren nedir? Aslında “İletişim ve Fotoğraf” başlıklı bir makale hazırlıyordum. Capa’nın bu sözünü alıp iletişime uyarladım ve Robert Capa ile ortak bir sözüm oldu. Şöyle ki;

İletişiminiz yeterince iyi değilse, yeterince yakın değilsinizdir.

Robert Capa - Okyar Atilla

Saygılar.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazılanların ilgisini çekecek birini tanıyorsanız lütfen "Paylaş" kısmından onlara iletin.


Sizlerden gelecek yorumları çok önemsiyorum.
Lütfen aşağıdaki "Yorumlar" kısmından benimle paylaşın.


Yeni içeriklerden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.
avatar
8 Yorum konuları
15 Cevaplar
9 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
9 Yorum yazarları
HabibeolcaytoSebahattin DemirSami GünerZafer Gazi Tunalı Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Sebahattin Demir
Ziyaretçi
Sebahattin Demir

Kesinlikle…
İletişimde yakınlık, empati ve en önemlisi saygı en önem verdiklerim.
Saygı duymak zorunda değilsiniz, ama saygı göstermelisiniz. Saygı duymak içseldir, ama göstermek davranışsal. Saygı görmek istiyorsan, saygı göstereceksin.
Kısa ama öz bir yazı Okyar,
Tebrikler ve teşekkürler.

Güner O. Ertürk
Ziyaretçi
Güner O. Ertürk

sabah sabah beni tam yerimden vurdunuz okyar bey. capa benim de idolümdür. çok genç yaşta ölmesi büyük kayıp oldu. yazınız iyi geldi. sizleri seviyoruz ve taktir ediyoruz. bu siteyi böyle güncel ve dinamik tutmayı başardığınız için sabahattin üstad size de teşekkürler. selamlar saygılar

Sebahattin Demir
Ziyaretçi
Sebahattin Demir

Biz de teşekkür ederiz Güner bey.
Sizin bu yorumlarınız da bize iyi geldi, teşekkürler.
Saygılar.

Muammer K.Ç.
Ziyaretçi
Muammer K.Ç.

Çok net özetlemişsiniz.. Dile getirmiş olduğunuz anlamda yakınlık şart iletişimde.. Ama bu yakınlık kavramını bazıları başka şekilde anlıyor ama olsun anlayan anladı zaten..
Elinize sağlık…Selamlar

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Fotoğrafçılık işte bu yüzden çok güzel bir meslek, ve çok güzel bir hobi.
Çektiğiniz bir insansa, iletişim kuruyor, duygularını anlamaya çalışıyorsunuz. Doğa, manzara çekiyorsanız içerisinde yer alıyor, onu koruyor, kolluyorsunuz. Yıldız fotoğrafı çekiyorsanız gökbilimi hakkında bilgiler ediniyorsunuz. Makro fotoğraf çekiyorsanız çektiğiniz çiçek yada böceği tanıyor, özelliklerini araştırıyor ve öğreniyorsunuz.
Sonuçta sadece deklanşöre basıp, vizörde gördüğünüzü ekrana yada karta basmak değil amaç, Modelinizle bir bağ kuruyor, onu tanıdıkça ona ve onu yaratana hayranlık duyuyorsunuz.
Ve insan birbirini tanıdıkça, çevresini anladıkça farkındalığı artıyor.
Güzel yazınız için teşekkür ederiz Okyar bey,
Selam ve saygılarımla.

Zafer Gazi Tunalı
Ziyaretçi
Zafer Gazi Tunalı

Aslında, yakınlık = fotoğrafçının konuyu içine sindirip, içinde hissetmesi. Bir anlamda çektiği kişi ya da olayın yerine kendini koymaktır, empatidir. Ben çektim oldu bittiye getirmek değildir. Ki bu aynı zamanda sanatsal eylemin de bir gerekliliğidir. Ayrıca, sanatcılığın takdirini ise izleyiciye bırakıp mütevazi olmaklıdır. Portre konusunda ise kişi ile kurulmadan çekilenler donuk kalıyor. Hele tek yüz portresi çekilecekse anlam yüklemesi çok zor. Oysa kişiyi tanımlayacak çevresel portre ile hikaye daha zengin olabilir. Ayrıca PORTRE demek tekillik değildir, bir topluluğu çektiğinizde de portredir. İyi bir tekil ya da çoklu portre çekerken, o kişinin/kişilerin özel sosyal alanlarının içine girdiğinizde çok daha iyi iş çıkartırsınız. YASAL DİP NOT: Poz çok güzel, ilişki kursanız o pozu kaçıracaksınız. Kişinin ya da kişilerin haberi yok, bu fotoğrafı hiç bir yerde kullanamazsınız. Kullanmanız için o/onların ölmesi gerekir. Bu da yetmez. Öldükten sonra da 10 yıl geçmesi gerekir. Eğer kullanmak isterseniz, çektiğinizi o kişiye gösterip izin isteyebilirsiniz. Kabul ederse, sözleşme yapamayacağınıza göre (ki yapılması gerekir) başka fotoğraflarını da çekmelesiniz. AMAAA, büyük olasalıkla o güzel fotoğrafınızı sildirecektir. Fotoğraf çekmek hassa bir konudur. Karar sizin. Nitekim, beraber dolaşıp fotoğraf çeken arkadaşların hiç diyolog kurmadan örneğin bir kahveden bile kişilerden nerede ise küfür derecesinde kovalandığını da gördüm.

Sami Güner
Ziyaretçi
Sami Güner

Bizler problemlerimizi konuşarak çözmek zorundaydık çünkü başka imkanımız yoktu. Günümüzde öyle değil. Artık yeni nesil yazarak birbirlerinin yüzünü bile görmeden çözmeye çalışıyor. Her şey sanal. İlişkiler, dostluklar, yazışmalar, konuşmalar, ticaret, ödeme bile sanal…. Artık sokağa çıktığınızda izin alsanız bile karşılığını ödemeden insan fotoğrafı bile çekemez olduk. Daha komiği yazın ismi bende saklı bir akdeniz köyünde çok güzel bir ahşap evin fotoğrafını çekmek isterken evin sahibi çıktı bir bedel ödemezsem evini çekemeyeceğimi söyledi izin vermiyorum dedi. Evi o hale getirmek için mimarlara ne kadar para ödediğinden bahsetti bana. Aynısını yaptıracağım sandı herhalde 🙂
Çok güzel ve önemli bir konu hakkında yazmışsınız Okyar bey. Bakalım sözünü ettiğiniz “iletişim” ne kadar etkili olacak bu problemleri çözmeye. Çünkü ne olursa olsun iletişim kurmanız için karşı tarafın iletişmeye açık olması gerekiyor. Tek yanlı olmuyor yani.

Sebahattin Demir
Yönetici

Sami bey,

Çok doğru, iletişime açık olması gerek insanların. Ben sizin kadar ümitsiz değilim açıkçası. Geçtiğimiz hafta sonu Okyar ile birlikte bir şehir fotoğraf turu yapmaya karar verdik ve İzmir’de Basmane ve Kemeraltı bölgesinde takıldık biraz. Özellikle Kortejo larda zaman geçirdik biraz. Oralardaki her milletten insanın çaresizliklerine, kader birlikteliklerine şahit olduk. Ellerinde fotoğraf makineleri ile karşılarında duran iki insana ürkek, şüpheli gözlerle bakıyorlardı. Azıcık gülümseme, bir iki hoş sohbet ile bile iletişim kurabildiğimizi gördük. Sonra kendi aramızda konuştuk, insanlara gerçekten içten, samimi yaklaşırsanız, ama bunu önce siz içinizde hissederek yaparsanız, karşılık buluyor. Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlesin, varsın her şey sanal olsun. İnsanın içindeki o içgüdüsel empati hep var olacak ve samimi olunursa hep karşılık bulacak, devir ne olursa olsun.

Saygılar.

Sami Güner
Ziyaretçi
Sami Güner

Öyle ama yeni nesil bu konuda sizin dediğiniz kadar duyarlı değil sebahattin bey. Ben ne kadar çabalasam aynı dili çoğu zaman konuşamıyoruz ne yazık ki.

Sebahattin Demir
Yönetici

Aynı dilden kastınız kimin dili? Sizin dilinizse eğer, bir de siz onların dilinden iletişim kurmayı deneyin, göreceksiniz nasıl bir iletişim başlayacak. Demiştiniz ya; tarafların iletişmeye açık olması gerek, tek yanlı olmuyor 🙂

Sami Güner
Ziyaretçi
Sami Güner

Şimdi anlaşılıyor neden bu kadar başarılı bir blogunuz var. Ben sizin kadar kolay ve akıcı anlatamıyorum düşüncelerimi. Galiba haklısınız. Önce sen iletişime açık ol diyorsunuz özetle bana. Bunu düşüneceğimden emin olabilirsiniz…

Sebahattin Demir
Yönetici

İşte açık iletişimin faydası, iki satırda (üstelik sizin sanal deyip eleştirdiğiniz metod ile) anlaşıverdik. Kendinize haksızlık etmeyin, iletişime çok açıksınız. Teşekkür ederim.

olcayto
Ziyaretçi
olcayto

sizin gibi abilerimin var olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor yeminlen. şu çizgiyi bozmayın ne olur..bu kadar hır gür içinde yazılarınızı okumak çok iyi geliyor… sağ olun var olun

Habibe
Ziyaretçi
Habibe

Capa benim de hayran olduğum bir sanatçı
Ben ona fotoğraf şehidi diyorum
Ölümünün üzerinden kaç yıl geçmiş ama burada bir yaznın ana konusu olmuş
Neden böyle insanlar genç ölürler
Emeği geçenlere teşekkür ediyorm