Bu Fotoğraf Nasıl Çekildi?

Önceki birçok yazımda da belirttiğim gibi, değişik şeyler denemeyi, kuralları yıkmayı ve özgürce takılmayı seviyorum. Rutin dışına çıkmak hoşuma gidiyor, böyle zamanlarda farklı çekim denemeleri yapıyorum. Yaptığım bu çılgınca şeylerden "Bu fotoğraf nasıl çekildi" adında bir yazı dizisi başlatmaya karar verdim.

_

İlk bölümünü bu hafta yayınlayacağım “Bu fotoğraf nasıl çekildi” yazı dizisinin bu bölümünde biraz eğlenmeyi amaçladım. Çift pozlama veya çoklu pozlama olarak bildiğimiz çekim metodlarını hepimiz biliyoruz. Ben bu yöntemi flaş kullanarak nasıl yapabilirim diye düşündüm ve kendimce bazı denemeler yaptım ve oldukça eğlendim. Bakalım siz bu çalışmamın sonuçlarına ne yorumlar getireceksiniz.

Flaş kullanarak Çoklu Pozlama oluşturmak

Eğer çoklu pozlama meraklısıysanız bu yöntem çift pozlama görünümlü kareler oluşturmak için harika bir yöntemdir. “Çoklu pozlama” kavramı genellikle birden fazla çekilen fotoğraf karesinin bir tek karede birleştirilmesi olarak bilinen harmanlama işlemi ile karıştırılır. Fotoğrafçılıkta “Pozlama”nın, perdenin açık kaldığı ve algılayıcının ışık aldığı süre anlamına geldiğini hatırlayalım.

Burada açıklayacağım yöntem, tek bir çekimde pozlama süresi boyunca birden fazla konuyu aydınlatmayı veya ışıkla boyama tekniğini kullanmayı içeriyor. Deklanşörü yeterli süre açık bırakıyorsunuz ve kameranın kaydetmesini istediğiniz sahnenin bölümlerini aydınlatmak için flaş, el feneri ve hatta stüdyo flaşları gibi değişik ışık kaynakları kullanıyorsunuz. Ana konunuzun yerini değiştirebilir veya konunuzu değiştirebilir ya da pozlama sırasında görüntüye yeni elemanlar ekleyebilir ve aynı alanı tek bir pozlama süresince birden fazla kez ışığa maruz bırakabilirsiniz. Bu tarz görüntüleri oluşturmak eğlencelidir ve gerçekten de ilginç sonuçlar elde edebilirsiniz.

Deklanşörü açık bırakma

Bu tekniğin anahtarı, tüm pozlama sırasında deklanşörü açık tutmak ve Bulb modunu kullanıp ışık kaynakları ile çekmek istediğiniz objeleri ışıklandırmaktır. Çoğu DSLR fotoğraf makinesinde 1/4000 -bazılarında 1/8000- saniye ile 30 saniye aralığında geniş bir enstantane hızı ve bir Bulb uzun pozlama modu bulunur. Bulb modu, deklanşörün çoğu DSLR’nin izin verdiği maksimum 30 saniye süreden daha uzun süre açık kalmasını sağlar. Bu modda perde, deklanşöre basılı tutulduğu sürece açık kalır ve pozlamayı sürdürür.

Bulb modunda çekim yaparken pozlama süresi boyunca kameranızın deklanşör düğmesine parmağınızı basılı tuttuğunuz için, elinizden kaynaklı titreşimler fotoğrafınıza netsizlik olarak yansır. O nedenle bir kablolu/kablosuz uzaktan kumandalı deklanşör tetikleyici kullanmanız bu olumsuz durumu ortadan kaldırır.

Bir uzaktan kumandalı deklanşör tetikleyici kullanıyorsanız, pozlama sırasında parmağınızı tetikleyicinin deklanşör düğmesine basılı tutmak zorunda kalmadan, açık kalacak şekilde kilitleyebilirsiniz, pozlamayı sonlandırmak istediğinizde kiliti serbest bırakırsınız.

Bazı tetikleyicilere zamanlamayı da tanımlayabilirsiniz. Deklanşör sizin belirlediğiniz zaman kadar açık kalır, bitiminde otomatik kapatılır. 

Meike 80n3 n1 Deklanşör Tetikleyici

Bir Nikon D850 kullanıcısı olarak, yukarıdaki gibi çok fonksiyonlu bir deklanşör tetikleyici kullanıyorum, çünkü bu ekipman deklanşörü tetiklemekten daha fazlasını yapmamı sağlıyor. Siz de deklanşöre basmayı ve kilitlemeyi sağlayan herhangi bir tetikleyici kullanabilirsiniz.

Bunları unutmayın

Kameranızda deklanşör açıldığında, ışığın kameraya girmesiyle pozlama başlar. Burada anlatacağım teknikle başarılı görüntüler oluşturmanız için iki önemli şeye dikkat etmek gerekir:

  • Birincisi, çalışacağınız ortamın çok karanlık olması gerekir.
  • İkincisi, “pozlamalar” arasındaki ışığı engellemek için lensin önünü kapayacak bir şey kullanmak gerekir.

Çekim esnasında pozlamanın sürdüğü yani deklanşörün açık kaldığı sürede, bazı zaman dilimlerinde ışığın lense girmesini engellemeniz gerekecektir. Bu, objektifin önünü tamamen kapatmanız gerektiği anlamına gelir. Bunun için en uygun araç lensinizin kapağıdır.

Ayrıca, flaşınızı manuel olarak çaktırırken sahnenin bazı bölümlerinden gelen ışığı engellemek için objektifinizin ön camının bir kısmını bir siyah karton ile kapatabilirsiniz. Bu, ışığın o bölge için sensöre ulaşmasını önler. Buradaki tüm fotoğraflarda gördüğünüz gibi çift pozlama yapacaksınız, yani flaşların aynı pozlama süresi içinde iki kez çakması gerçekleşecekse, kamerayı sabit tutmak için bir üçayak kullanmak faydalı olur. Ben önce kameramı olması gereken yerde bir üçayak üzerine kilitlemeyi ve sonrasında sahneyi kurmayı tercih ediyorum, böylece iki flaş çakımı arasında değişen tek şey ana konum oluyor. Bu, gerçekçi olmayan bir sahneye gerçekçilik duygusu ekler.

Çoklu pozlama için çekim sahnesinin oluşturulması

Buradaki fotoğrafları oluşturmak için aşağıdaki işlem adımlarını uyguladım:

  • Kamerama kablolu/kablosuz deklanşör tetikleyicimi taktım
  • ISO’yu mümkün olduğu kadar düşük bir değere ayarladım (benim değerim ISO 64)
  • Diyafram değerini f/11 olarak ayarladım
  • Fotoğraf makinesini bir üçayağa monte ettim ve ortam ışıkları açıkken sahnemi oluşturdum
  • Canlı önizleme yani Live View moda geçtim.
  • Kameramın vizör kapağını kapattım. Bulb modda uzun pozlama yapacağım için, ortamdan sızan ışıklar vizörden geçerek mercek camlarından yansıyıp sensöre ulaşabiliyor. Bu da fotoğrafınızda bozulmalara neden oluyor. O nedenle, kullandığınız kameranın vizör kapağı varsa mutlaka kapatın, yoksa vizörü koyu bir bantla kapatın.
  • Netlememi taptım. Ben bu işlemi yaparken önce o noktaya zumluyorum ve netlememi öyle yapıyorum, o şekilde daha hassas netlemiş oluyorum. Hatta Nikon D850 kameramda bu işlemi Pinpoint AF özelliğini kullanarak yapıyorum, bu sayede istediğim en küçük noktayı çok keskin bir şekilde netleyebiliyorum.
  • Netlemeyi yaptıktan sonra lensimin netleme halkasına hiç dokunmadan, yani az önce netlediğim noktayı hiç bozmadan, kameramı ve objektifimi manuel netleme moduna aldım, böylece netleme noktamı o düzlemde kilitlemiş oldum.
  • Sahneyi mümkün olduğunca karanlık yapmak için ortamdaki tüm ışıkları kapattım, çekime başlamak için hazırdım
  • Pozlamayı başlatmak için uzaktan kumandalı tetikleyicimin deklanşör düğmesine bastım ve kilitledim, artık pozlama başlamış oldu
  • İlk pozlama için modelimi flaşla aydınlattım
  • Lensin kapağını kapattım, ortam ışıklarını açtım – bu arada pozlama hala devam ediyor –
  • Modelimi yeni konumuna taşıdım, ortam ışıklarını tekrar tamamen kapattım
  • Lensimin kapağı tekrar açtım
  • Modelimi ikinci kez flaş ile aydınlattım
  • Deklanşörü kapattım, pozlama bitti.

Sonuçta elde ettiğim görüntüler flaş tarafından oluşturulan iki pozlamadan oluşan tek bir karede birleşti.

Sonuç

Dijital kameraların en güzel yanı anında geri bildirim sağlamaları ve böylece nasıl bir görüntünün ortaya çıktığını anında görebilmenizdir. Bu, ışık yerleşimi, konunun sahnedeki konumu ve flaşın gücü gibi değişkenleri değişik şekillerde denemenizi sağlar. Işık kaynağının gücünü ve yönünü ayarlamak, görüntüde ince ayar yapmanızı ve konunun görünümünü değiştirmenizi sağlar. Öznenin birinci karede konumlandığı yer çok fazla ışık alırsa, öznenin arka planın içinden çıkan bir hayalet gibi görünmesini sağlar.

Bu teknik ile değişik denemeler yapmak çok eğlenceli olabilir. Teknik olarak çoklu pozlama olmasa da, yalnızca konuyu değil, kamerayı da hareket ettirerek kaplama efekti elde edebilirsiniz. Fotoğraf makinesini veya konuyu hareket ettirirken lensin önünü kapattığınızdan emin olun.

Erdal Türk

Fh Fotoğrafçılık Stüdyolarında değerli dostum Fatih Özkadir ile gerçekleştirdiğimiz bu çekimlerde bize modellik yapan değerli arkadaşım ve doğa aşığı dostum Erdal Türk‘e de çok teşekkür ediyorum. Herhangi bir ön hazırlık yapmadan hemen fotoğrafları çekmeye başlamıştık bile. 

Umarım bu yazımdaki çekmiş olduğumuz fotoğraflarda kullandığımız teknik sizlerin de ilgisini çekmiştir.

Siz de çoklu pozlama konusunda bilgi, deneyim ve yorumlarınızı aşağıdaki “Yorumlar” kısmından bizimle paylaşır mısınız?

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Atakan
Ziyaretçi
Atakan

Enteresan konuymuş hocam. Işıkla boyamayı biliyordum ama bu aklıma gelmemişti. Yeni bi şey daa öğrendim sayende.. teşekkürler

Berkay
Ziyaretçi
Berkay

Size hayret ediyorum hem yazılar yazıyorsunuz hem bunun gibi fotoğraf denemeleri yapıyorsunuz hem profosyonel yaptığınız kendi işiniz var.. geziyorsunuz okuyorsunuz araştırmalar yapıyorsunuz …… yazarken ben yoruldum siz maşallah hiç durmuyorsunuz.. aman durmayın 🙂 bize çok faydalı şeyler aktarıyorsunuz… sonsuz teşekkürler ve tebrikler sebahattin bey. selam ve saygılarımla

Neslihan
Ziyaretçi
Neslihan

Eğlenceli bir konu olduğu kesin Sebahattin bey. Benim asıl taktir ettiğim yanınız hiç üşenmeden bunları deneme ve yazmadaki sabrınız ve azminiz. Kimse sizin kadar detaylı ve anlaşılır yazmıyor. Siz bütün detayları en ince ayrıntısına kadar yazıyorsunuz hiç bir şeyi saklamadan üstelik. Fotoğrafçılık dergilerinde de oluyor bu gibi yazılar bazen ama denemeye kalktığınızda bu kadar detay bulamıyorsunuz. Sizin farkınız burda…

Ön yargısız paylaşımlarınız için sonsuz teşekkürler
Saygılarımla

Alaettin Demircioğlu
Ziyaretçi
Alaettin Demircioğlu

Sevgili Sebahattin hocam , yaşadığımız toplumda bizi streslere sokacak o kadar çok şey var ki ; Siyaset mi ? desem, trafik çilesimi ? desem ,geçim derdimi? desem . Sen ne yapıyorsun, bütün bu sıkıntılardan bizi alıp, stresimizi dağıtacak şekilde keyifli başka bir dünyaya götürüp bizi mutlu ediyorsun. Ayrıca bu denemeden yola çıkarak her birimizin farklı keşifler yapabilmemizi sağlıyorsun İyi ki varsın. Teşekkürler..

Onur
Ziyaretçi
Onur

bizim arka odamiz cok karanlik.oraya kucuk tript uzerine d5100 u kurdum..kardesim bana yardim etti el feneriyle uzun denemelerden sonra iyi bir seyler cektik cok eglendik 🙂 insallah buy yaziyi bizim fotograf grubundakiler okumamistir yarin onlara hava atarim sayenizde 😉

Soner Ali D.
Ziyaretçi
Soner Ali D.

Sabahattin bey merhaba
Bu konuya benzer bir teknik daha var flaşların repeat modlarıyla yapılan çekimler. Onlar da çok ilgi çekici oluyorlar. Bu konuda bir denemeniz oldu mu?
Saygılarımla

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Ellerinize sağlık Sebahattin bey, gerçekten eğlenceli bir konu seçmişsiniz.
Evimin müsait olup, bir odasını kendimce küçük bir sütüdyoya dönüştürebilmeyi çok isterdim. Şu an bırakın sütüdyoyu, makro çekimlerimde kullanmak üzere yaptığım ışıklı kutuyu bile koyacak yer bulamıyorum. Onuda sonunda evimizin haylaz kedisi Miya hanım kemirdi zaten 😄

Bu tekniğin benzeri, modeli farklı renk ışıklar ile boyama tekniği olarak görmüştüm. Düşündükçe çok farklı ve yaratıcı çekim teknikleri bulunabilir.

Yalnız aklıma birşey takıldı. Lensi lens kapağıyla kapattığınızda makinada bir titreşime sebep olmuyor musunuz? Bu çekim esnasında makinaya mümkün olduğunca az müdahale ve temas gerekmiyor mu?

Bu yazı dizisini de tuttum ben. Devamını bekliyorum.

Selam ve saygılarımla…

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Hiç bilmediğimiz bir konuya dikkat çektiğiniz için çok teşekkürler Sebahattin Bey. Bizler gibi amatör fotoğrafçılar için çok farklı ve zengin içerikler üretiyorsunuz.
Emeğinize sağlık.
Saygılarımla.

Berkant_Sezer
Ziyaretçi

Başarılı bir çalışma olmuş elinize sağlık Z7 de Çoklu Pozlama modu eklendi aynı eski filmli makinelerdeki gibi iki ayrı pozlamayı tek fotoğrafa birleştirebiliyor bilginize (=

Muharrem U
Ziyaretçi
Muharrem U

bu tarzi biliyordum ama sizdeki sahneler cok degisik olmus. yaratici sahneler hepsi. ellerinize saglik hocam tebrikler

Bu makaleyi paylaş

Sebahattin Demir
Mühendis ama Tıp meraklısı. Profesyonel yönetici. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir.

ÖZEL MAKALE

Manuel veya Otomatik Odaklama. Manzaralar için hangisi ideal?

Manuel veya Otomatik Odaklama. Manzaralar için hangisi ideal?
Manzara fotoğrafçılığında genellikle daha yavaş hareket edebilme özgürlüğüne sahip oluruz, bu da bize kompozisyon ve kamera ayarlarında daha metodik bir çalışma ortamı sağlar. Manuel veya otomatik odaklama yöntemlerinden sizin için hangisi doğru?

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Bir gün yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş. Adam arkasından yetişip tekrar önünü kesmiş "Karnım çok aç, kaç gündür ağzıma lokma koymadım" demiş. Temel "Bak işte pu olmadu uşağum" demiş, "Hiç değilse pi kaç lokma yemelisun". Evet, tok açın halinden anlamıyor. Diyelim ki fotoğrafı çok seviyorsunuz ve heves ediyorsunuz. Kendinize bir kamera almak amatör olarak fotoğraf çekmek istiyorsunuz ama nereden ve nasıl başlayacağınız hakkında hiçbir bilginiz yok. Ne yaparsınız? Bu konuda bilgi sahibi tanıdık eş dostlarınıza fikirlerini sorarsınız İlgili forum sitelerine danışırsınız Bir fotoğraf mağazasına gider, bilgi alırsınız Bol bol araştırma yapar, kitaplar okur, videolar izlersiniz. Belki de bunların birkaçını veya hepsini birden yaparsınız. Ama genellikle size verilen cevaplarda hep, sanki karşınızdaki profesyonelmiş de siz onların seviyesine çıkana kadar çook uzun yıllarınızı harcamanız gerekiyormuş gibi hissettirler size. Haydi gelin itiraf edelim; hangimiz bize danışan bir yeni başlayana böyle hissettirmedik? Baştan söyleyeyim, tersini söylerseniz inanmam! Fotoğrafçılıkta ne kadar çok düşman var! Işığın düşmanı karanlık, DSLR'nin düşmanı aynasız, Nikon'cular bir yanda Canon'cular bir yanda. Aynasız'cılar bile fraksiyonlara ayrılmış durumdalar; tam kareciler (Full frame), çarpanlı gövdeciler (APS-C) veya Mikro 4/3 fanları. Biter mi, daha var; Sony'ciler, Fuji'ciler, Pentax'çılar, Panasonic'çiler ... Makrocular, portreciler, manzaracılar, modacılar, ürüncüler, yemekçiler, düğüncüler, sokakçılar, her ne rastgelirseciler ... Ama bunların da önünde çok daha önemli bir ayrım var, PROFESYONELLER ve AMATÖRLER. Ben bu tanımları son zamanlarda iyice merak etmeye başladım, neye göre profesyonel, kime göre amatör? Bir kameraya sahip olanlar neden profesyonel olmak isterler? Ya da öyle görünmek isterler? İşimi gören, fazla sorun çıkartmayan, istediğim asgari konforu bana sunan arabam varken, neden bir Formula 1 yarışçısına heves edeyim? Seçenekler şunlar olabilir mi: Bir araba yarışçısı olmak harika ve heyecan verici! Teknolojisi benim için büyüleyici ve bu otomobillerde bu faslasıyla var! Kim bütün gün araba kullanmak ve üstüne deli para kazanmak istemez ki? İşimden sıkıldım, orta yaş bunalımına girdim, heyecan lazım! Yine de birçoğumuz otomobilimizi sadece bir araç olarak düşünmekten memnunuz. Öyleyse fotoğrafçılık neden farklıdır? Çoğumuzun bu alandaki EN'leri hedef almamızı, onlar gibi olmak istememizi sağlayan şey nedir? Hiç forum sohbetlerine katıldınız mı? Ya da yeni favori kameranıza veya lensinizi bir inceleme sayfasında okumaya çalıştınız mı? Ben bunları ne zaman yapsam, neredeyse her zaman o an sahip olduğum ekipmanım için yapmış olduğum seçimlerimden şüphelenirken ve bir sonraki satın alacağım ekipmanımı ararken bulurdum kendimi. Bir gün fark ettim ki: ben bu ölüm kalım soruları (!) ile uğraşırken bir şey yapmayı unutmuşum: fotoğrafçılıktan zevk almak. Photoshop'da fotoğraflarımla uğraştığım, saatlerimi harcadığım, ışıklandırma, kompozisyon, netlik ve benzeri takıntılarım nedeniyle kendimi hep üzgün ve yetersiz hissediyordum, kafamda hep o deli sorular vardı; daha iyisi nasıl olabilir acaba? Ve elbette, internette daha fazla zaman harcıyordum. Sonra, bunun sıkışıp kalmışlık ve basit bir kısır döngü olduğunu anladım. Belki de en iyi ekipman falınıza baktırabilirsiniz :) Bence fotoğrafçılık, sanat ve teknolojinin kutsal bir evliliğidir. İdealinde, bu iki bileşen arasında sağlıklı bir denge olmalıdır. Yeni başlayanlar da bu ideal dünyada her iki konuda da dengeli kaynaklar bulmalıdır. Asıl nokta ise, "Adım adım nasıl sanatçı olunur" gibisinden bir rehberin olmaması. Öte yandan, teknolojiyle ilgili öğrenilebilecek o kadar çok fazla bilgi var ki, en iyi sonucu elde etmek cebinizin ne kadar dolu olduğuna bağlı. İlk DSLR kameramı aldığımda, sadece birkaç günlük google araştırmalarımda, profesyonellerin profesyonel ekipmanlara sahip olduğu ve bu nedenle profesyonel fotoğraflar çektiği, daha iyi ve profesyonel olmanın birbiriyle bağlantılı olduğu hissine kapılmıştım. Amatör olmak veya amatör görünmek kötü bir şey mi? Bu soruyu cevaplamak için “Fotoğrafın konusu nedir?” sorusuna cevap bulmak gerek. Bu sorunun kitaplardaki cevabı şudur: Işığı yakalamak. Genel geçer cevapları ise: Anı yakalamak. En iyi kamera, en iyi ayarlar, en iyi lens, dışarı çıkıp denemeler yapmak yerine bunları düşünmek ve gerçekten o anı kaçırmak. Teknikleri ve teknolojiyi görmezden gelerek amatör olmayı mı kastediyorum? Elbette hayır. Bir araba kullanıyorsanız, göstergelerini kullanmanız, farları yakmanız, motor yağını kontrol etmeniz, kış lastikleri bulundurmanız gerekir. Ama aynı seyahati 15 yaşındaki bir Fiat ile, tıpkı yeni model bir Audi'de olduğu gibi yapabilir ve harika bir doğada, muhteşem manzara boyunca eşit derecede eğlenceli bir seyahat yapabilirsiniz. "Profesyonel, amatöre karşı" dilemmasına rastlamışsınızdır. Kendim için şunu net olarak söyleyebilirim; ben profesyonel değilim, amatör yerine fotoğraf gönüllüsü olmayı tercih ediyorum. Bir fotoğraf gönüllüsü olarak, fotoğrafa ilk başladığımda duymak istediğim bazı ipuçlarını ve püf noktalarını şöyle sıralayabilirim: Ekipman Ekipmanın aşırı bir önemi yoktur. Fotoğrafçılığa giren çoğu insan, ellerindeki ekipmanın ne kadar iyi olduğunu ve bunlarla neler yapabileceklerini es geçer. Eğer gerçek bir acemi iseniz, alabileceğiniz ilk giriş seviyesi kamerayı almanızı ve fotoğrafta Pozlama nedir, Doğru pozlama nasıl yapılır öğrenebilmek için manuel ayarlar ile kullanmanızı öneririm. Bunu yaparak, gelecekte yeni bir kamera isteyeceğiniz zaman, tercihlerinizin ne olduğu konusunda oldukça doğru bir fikre sahip olacaksınız. Eğer çoğunlukla etrafta koşan çocukları, hayvanları veya uçan kuşları fotoğrafladığınızı fark ederseniz, hızlı ve doğru otomatik netleme yapan modellere göz atmalısınız. Sıkça seyahat ediyorsanız ve bir de kilolarca ekipman taşımak istemiyorsanız,  küçük kompak kameralara bakmak isteyebilirsiniz. Büyük olasılıkla bir tam kare (Full frame) canavardaysa gözünüz, o zaman ayrı, kalbinizinden gelen bu sesi göz ardı etmeyin! Ben tüm seyahatlerimde Nikon D850 kameramı yanıma alıyorum. Peki, D850'min tüm potansiyelini kullanıyor muyum? Evet kullanıyorum. Neden şaşırdınız, hayır cevabı bekliyordunuz, itiraf edin. Evet kullanıyorum, çünkü o kamerayı bu özelliklerini kullanmak için aldım ben. Onun tüm özelliklerini blogumda anlatan onlarca yazı bulabilirsiniz. Onu seviyorum. Kesinlikle! Amatör olmanın en iyi yanı, ekipman satın almanın finansal değil duygusal bir karar olduğudur. Ben ekipmanımı bir yatırım olarak değil, bir iş ortağım olarak seçmeye çalışıyorum. Köyün birinde köy meclisi toplanmış, köyü ve köylüyü kalkındırmak için bir atılım yapmaya karar vermişler. Atalet içindeki köylüyü buna ikna için neler yapabiliriz diye düşünürken, içlerinden biri "Nasreddin hocayı davet edelim, bunu o anlatsın. Köylü onu dinler" demiş. Fikir çok benimsenmiş, hocaya gidip isteklerini iletmişler. Hoca "Gelirim ama bir şartla" demiş, "Bir kese altın isterim". Köylüler, "Aman hocam, nerden bulalım bu kadar altını" dedilerse de hoca isteğinden vazgeçmemiş. Çaresiz kabul etmişler, köye dönüp herkesten, elde avuçta ne varsa toparlayıp hazır etmişler. Gün gelip çatmış, hoca köye gelmiş. Tüm köy halkı meydana toplanmış, heyecanla hocayı bekliyorlar. "Önce altınları göreyim" demiş hoca. Vermiş köylüler. Almış cebine koymuş. Sonra başlamış konuşmaya. Hoca konuştukça, köylüler coşmuş, köylü coştukça hoca coşmuş. Muhteşem bir konuşmanın ardından hoca, köy heyetini çağırmış, cebinden keseyi çıkarıp onlara geri vermiş. Köylüler şaşkın! "Hocam ne oldu, neden geri veriyorsun" demişler. Hoca cevaplamış "Bu altını sizden iki nedenle istedim" demiş ve devam etmiş "Birincisi, para verdiğiniz için beni can kulağıyla dinlemek zorunda kaldınız. İkincisi, insan cebinde para olunca bir başka konuşuyor be" demiş. Artık buradaki kıssayı ve çıkacak hisseyi de size bırakıyorum :) Bir amatörün ihtiyaç duyabileceği şeylerden daha fazlasını sunan bir sürü harika kamera var. Ancak, sizin için gerçekten önemli olan veya hayatınızı kolaylaştıracağını düşündüğünüz ve bunun karşılığını ödeyebileceğiniz tek bir özelliği bile varsa: gidin alın! Çantanızdan her çıkardığınızla bayramda en sevdiği hediyeyi almış bir çocuk gibi hissedeceğinizden emin olun. Peki o zaman lensler? Kameralara benzer şekilde, en çok kullandıklarınızı belirleyin ve bunlara sadık kalın, çok sık lens değiştirmeyin. Arkadaşlarınıza tatil fotoğraflarınızı gösterdiğinizde, "Aaaa çok güzel çözünürlükte çekmişsin" mi der? İddia ediyorum hiç kimse farkına varmayacaktır. Ama ben genellikle prime yani asal lenslerimi kullanıyorum, arkadaşlarımın fotoğraflarımdaki çözünürlükleri farkedip, bunu bana söylemeleri için değil, sadece kendim için, onlarla daha zevkli çalıştığım ve onlardan büyük baskılar alıp ofisimin duvarlarına asmayı sevdiğim için. Sonra onların yerine yenisi geldiğinde ya da ofisime gelen bir dostum birini beğendiğinde, onları dostlarıma hediye etmekten çok büyük mutluluk duyduğum için. Aynısı aksesuarlar için de geçerli. Mümkünse satın almadan önce onları deneyin ve hangilerinin size gerçek bir fayda sağladığını görün. Örneğin, ben mutlaka üçayak kullanmaya özen gösteririm. Bunun benim için ne kadar önemli bir araç olduğunu biliyorum. Öyle ki, yurtdışı seyahatlerimde bile bir seyahat üçayağım vardır yanımda. Post prodüksiyon, fotoğrafı işleme aşaması İşte size kendi fotoğraflarınızdan nefret edebileceğiniz bir aşama! Kameranızı bir spor müsabakasına götürüp, oradan 1000'e yakın fotoğrafla eve döndünüz mü? Peki, hiç onları işlemeyi denediniz mi? Sizi iyi hissettirdi mi? Evet, ben de öyle düşünmüştüm. Bazılarının neden bu noktada yalnızca JPEG fotoğraf çekmeyi düşündüğünü anlıyorum. Adil olmak gerekirse, JPEG formatında çekilmiş bir fotoğraf kusursuz olmayabilir, ama yine de çok iyi görünebilir. Fakat RAW fotoğraf çekmek her zaman yeni bir olasılık ufku açar. Başlangıçta JPEG çekim yaparsanız, çıkacak görüntüyü makineninizde yaptığınız ayarlara göre fotoğraf makinesine bırakabilirsiniz. RAW çekim yapmak, sahada harcayacağınız tonlarca zamandan kazanmanızı sağlar. Ya da zifiri karanlık gölgeleri hatırlayın, işleme aşamasında birkaç sürgü hareketi ile size fark yaratan bir dünya yaratabilir ve sizi daha hoş bir sonuçla mutlu edebilir. İlk başladığım zamanlarda fotoğraflar üzerinde sonradan yapılan Photoshop müdahelelerine dair bazı çekincelerim vardı. Sonradan farkettim ki, ne yaparsanız yapın, hiçbir kamera asla tıpkı gözlerimizle gördüğümüz gibi bir fotoğraf çekemiyor. Ben, sonuçta sevdiğim fotoğraflara sahip olmak istiyorum ve o kaydırıcılarla biraz oynamanın bence bir zararı yok. Bunları yazıyorum diye beni monitörün başında saatler geçiren biri sanmayın, sıkılırım zaten, yapamam. Bu yüzden fotoğraf işlemek için harcadığım zamanı kademeli olarak azalttım. Genellikle fotoğrafların çoğunda uygulayacağım, kamera standart profili, lens düzeltme, makul miktarda kontrast, netlik ve titreşim gibi ayarlardan oluşan bir ön ayar kullanarak da zaman kazanmaya odaklanıyorum. Bu, beyaz dengesi ve pozlama ayarları, gerektiğinde vinyet veya kırpma gibi fotoğrafların ince ayarlarıyla geçirmem gereken zamanı önemli ölçüde azaltıyor. Sorumu yineliyorum, "Amatör olmak kötü mü?" Kesinlikle hayır! Bir amatör olmak ve öyle kalmak harika! Bir kere, beklentilere bağlı değilsin, herhangi bir hata yapabilirsin, kendi kurallarını ve estetiğini tanımlayabilirsin, ve neden fotoğraf çektiğini hatırlarsan, çektiğin fotoğrafları daha fazla sevmeyi öğrenebilirsin. Gerçekçi olmayan ya da hep rakiplerinizden daha iyi olmanız için devamlı sol omzunuzda bik bik eden şeytan tarafından rahatsız edilmezsiniz, çünkü size ömür boyu sürecek bir deneme yanılma yolculuğuna çıkma ve sadece sürüşün keyfini çıkarma fırsatını verir. Ve buna bonus olarak, kendi hayatınızın değerli, ilginç ve tuhaf anlarından oluşan bir portföy ile mutlu mesut yürüyüp gidersiniz. Belki bir gün bunlar ışığında, kariyer değişikliği düşünmek bile isteyebilirsiniz :) Amatör olun! Reçete basit: Donanımınızı tanıyın, onları başka markalar ve modellerle karşılaştırmak yerine fotoğraf çekmek için kullanın ve benim kadar fotoğraf çekmenin tadını çıkarın! Fotoğraf çekenler daha mutlu oluyor demiş miydim?

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel kameralı telefonlardan...
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Lensin en keskin noktası nasıl bulunur?

Lensin En Keskin Noktası Nasıl Bulunur?