Daha

    Kamera Ölçüm Sistemi her zaman doğru mu ölçer?

    Çok fazla parlaklığın olduğu karla kaplı bir sahneyi veya aşırı gölgelerin olduğu bir gün batımını hayal edin. Doğal olarak kar manzarası çok fazla, gün batımı manzarası ise çok az ışık yansıtır.

    Kar sahnesinde, yansıyan ışığı ölçümleyen kamera ölçüm sistemi çok karanlık bir pozlama yapabilir, bu da karın grimsi veya “çamurlu gibi” görünmesine neden olur.

    -

    Fotoğrafçılık ile ilgilenen birçok kişi gibi ben de başlarda hangi ekipmanı satın alacağım konusunda net ve doğru seçimler yapamıyordum. Tam bir çözüm buldum dediğimde, bir başka cezbedici alternatif veya bir başkasında gördüğüm farklı bir ekipman fikrimi değiştirmeme neden oluyordu. O günlerden aklımda kalan tavsiyeler; çok megapikselli kameralar, hızlı lensler, sağlam bir üçayak ve bir ışıkölçer yani pozometre almam yönündeydi. Okumayı ve araştırmayı seven yaradılışım bana o günlerde, “kameralarda zaten bir ölçüm sistemi var, ne gerek var şimdi harici bir ışıkölçere” demişti. Bugün geldiğim noktada ise kameralarımızın ölçüm sisteminin her sahne için o kadar da mükemmel olmadığını daha doğrusu olamayacağını öğrendim, bunu birçok kere deneyimledim. Bu makalemde, kamera ölçüm sistemi ile harici -el tipi- bir ışıkölçer arasındaki farkı, neden böyle bir cihazı kullanmaya başladığımı ve neden bir fotoğrafçının kamera çantasının bir parçası olması gerektiğini örneklerle açıklamaya çalışacağım.

    Ortam ışığı ile yansıyan ışığın arasındaki fark

    Hepimiz şunu biliyoruz;
    Fotoğrafta pozlama tamamen ışıkla ilgilidir. 

    Ortamda ne kadar ışık olduğu, ışığın nereden hangi yönden geldiği, ışığın rengi gibi etmenler pozlama değerimizi etkiler. Kameralarımız bunu, içlerine yerleştirilen ışık ölçerler yardımıyla, ortamdan “yansıyarak” lensin içinden geçen ışığı (TTL) baz alarak belirler. Yani konumuzdan yansıyan ışığı ölçerler. Kameralarımızdaki sofistike ölçüm sistemleri bu ölçümlemeyi genellikle oldukça doğru yapıyor olsalar da, yansıyan bu ışık konumuzun yüzey malzemesinden etkilenmiş olabilir.

    Işık bir yüzeye çarptığında, üç şey olabilir: 

    1. Işık yüzey tarafından emilir (emilim)
    2. Yüzeyden yansır (yansıma) veya
    3. Yüzeyden geri iletilir (iletim). 

    Bazı malzemelerin davranışı yukarıdakilerden sadece biriyle sonuçlanırken, çoğu durumda üçünün farklı kombinasyonlarıyla karşılaşılır.

    Ortam ölçümü ile bir bölgeye düşen ışığı ölçeriz, yansıyanı değil. Güneşin ışığı bulutların arasından gelmiş olsa da, bu etki tüm sahne boyunca aynıdır, ortamda ışığı yansıtan parlak metal veya ışığı emen yosunlu kütlelerin olması bunu etkilemez. Ortam ölçümü, yansıyan ışığın ölçümünden daha doğru olur. Şurayı da belirtmekte fayda var; ortama ve ortamdaki nesnelere göre, bazen aralarındaki farkı algılamak kolay olmaz, belki fark bile yoktur. Fakat bazı durumlarda, bu fark dramatik boyutlarda olabilir, bunun sonucu olarak fotoğraflarımız az veya aşırı pozlanır.

    %18 gri standardı

    Orta gri veya nötr gri olarak tanımlanan %18 gri standardı fotoğrafçıların ve kamera üreticilerinin kullandığı bir sabittir. Özetle, bir sahnedeki tüm renkleri kaldırıp, sadece tonlara bakmaktır. Bu tonlar, bir sahnedeki siyahtan yani gölgelerden, beyaza yani açık tonlara kadar tüm parlaklık değerleridir. “%18 gri” en siyah ve en beyaz arasındaki bir değerdir. Başka bir deyişle, en derin gölge ile en parlak ışık arasındaki parlaklığın ortalamasıdır. Aşağıdaki şekilde romen rakamıyla “V” olarak gösterilen dilim %18 gri yani orta gri tonudur.

    Zone Sistemi

    Sizin de aklınıza aynı soru geldi değil mi; “Madem bunların ikisinin arasında bir değer ise, neden %50 değil de %18 Gri? Bu sorunun cevabı biraz karışık. Matematiğe dayanıyor. Tam cevabını yakında yayına girecek “Pozlama Ölçümü, Pozlama Telafisi ve Zone sistemi İlişkisi” başlıklı yazımda bulabileceğinizi söyleyip, şimdilik bunun üssel bir sonuç olduğunu belirtmekle yetinelim…

    %18 gri fotoğrafçılıkta standart olarak kullanılır, çünkü tonun aldığı kadar ışığı geri yansıttığı tek parlaklıktır. Böylece, %18’lik gri bir sahne, bir ortam sayacı veya yansıyan ışığı ölçen bir kamera sayacı ile aynı şekilde ölçülecektir. Ama gerçekte, sahnenin tamamı elbette %18 gri parlaklığında olmayacaktır!

    Pozlama ölçüm modlarını kısaca hatırlayalım

    Bugün kameralarımızda, yansıyan ışığı ölçmenin birkaç temel yolu vardır:

    Matris veya Değerlendirmeli Ölçüm
    Matris / Değerlendirmeli Ölçüm
    Matris veya Değerlendirmeli Ölçüm
    Merkez Ağırlıklı Ortalama Ölçüm
    Merkez Ağırlıklı Ortalama Ölçüm
    Merkez Ağırlıklı Ortalama Ölçüm
    Nokta (Spot) Ölçüm
    Nokta (Spot) Ölçüm
    Nokta (Spot) Ölçüm
    1. Matris veya Değerlendirmeli Ölçüm
      Kamera tüm sahnedeki ışığa bakar ve ortalamasını alır. Nikon kameralar, lensin odaklandığı alana biraz daha önem verir. Nikon buna Matris Ölçümü, Canon Değerlendirmeli Öçüm diyor.
    2. Merkez Ağırlıklı Ortalama Ölçüm
      Kamera tüm sahnenin ışığına bakar ve ortalamasını alır, ancak çerçevenin merkezine daha çok önem verir. Nikon ve Canon’un her ikisi de buna Merkez Ağırlıklı Ortalama Ölçüm adını veriyor.
    3. Kısmi Ölçüm
      Bu modda kamera, ışığı yalnızca çerçevenin merkezinin küçük bir bölümünde ölçer (sahnenin yaklaşık% 8-12’si). Bu bir Canon ölçüm modudur, Nikon’un buna benzer bir modu yoktur.
    4. Nokta (Spot) Ölçüm
      Işığı yalnızca merkezi otomatik odaklama noktasının çevresindeki küçük bir alanda ölçer (çerçevenin yaklaşık% 1,5-3’ü). Nikon ve Canon bunu Nokta Ölçümü olarak adlandırılıyor.

    Diğer kamera üreticilerinin bazıları bu modları farklı adlandırıyorlar, ancak kameramızın gelen ışığı nasıl ölçtüğünün fotoğrafımızın düzgün bir şekilde pozlanıp pozlanmadığı üzerinde büyük bir etkisi olabilir. Ölçüm modları hakkında daha detay bilgi için “Pozlama Ölçüm Modları” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

    Aşağıdaki fotoğrafları, “A” Diyafram öncelikli çekim modunda, aynı ışık koşullarında ve aynı mesafeden, f/2.8 diyafram ve ISO 100 ayarlarıyla, farklı üç pozlama ölçüm modunu kullanarak çektim:

    Seçimi kameraya bıraktığımızda, görüldüğü gibi farklı sonuçlar elde ediyoruz.

    Kamera ölçüm sistemi hangi durumlarda bocalar

    Çok fazla parlaklığın olduğu karla kaplı bir sahneyi veya aşırı gölgelerin olduğu bir gün batımını hayal edin. Doğal olarak kar manzarası çok fazla, gün batımı manzarası ise çok az ışık yansıtır. Kar sahnesinde, yansıyan ışığı ölçümleyen kamera ölçüm sistemi çok karanlık bir pozlama yapabilir, bu da karın grimsi veya “çamurlu gibi” görünmesine neden olur.

    Işıkölçer ile çekilmiş kar manzarası
    Kamera Ölçüm Sistemi her zaman doğru mu ölçer?

    Kamera içi ölçüm sensörü, sahnenin orta griye kadar koyulaşması gerektiğini düşündüğü için pozlama için çok az ışığa izin verir. Eğer kameranız “A” Diyafram öncelikli çekim modunda ise, enstantaneyi buna göre hızlandırır ve perdenin açık kalma süresini kısaltır. “S” Enstantane öncelikli çekim modundaysanız ise, bu durumda diyaframı kısmaya çalışır. Gün batımı çekiminde ise bunun tersini yapar; kamera çok fazla ışığın orta gri renkte görünmesine izin vereceğinden gün batımı manzarası çok parlak ve “solmuş” görünecektir. Kararı kameraya bıraktığınızda, fotoğraflarınız İdeal pozlama değerleri ile çekilmiş olmayacaktır.

    Bu sorunların her ikisi de, sahnemize düşen gerçek ışık yerine, konumuzdan yansıyan ışığı ölçmenin sonucudur. Sahne, orta griden ne kadar uzaklaşırsa, fotoğraf makinemizin ölçüm sistemi ile ortam ışığını ölçen bir harici ışıkölçerin hesapladığı pozlama değerleri arasında farklar oluşacaktır. Ortam ışığını ölçen harici ışıkölçer sahnedeki ışığı gerçek ve tam olarak yakalarken, kameramızın yansıyan ışığı ölçen sistemi konunun yansıtıcılığından faydalanmış ve yanılmıştır.

    Kamera ölçüm sistemi ne kadar güvenli

    Kameralarımızdaki yerleşik ışık ölçer sistemi, konumuza düşen ışığı değil, yansıyan ışığı ölçer demiştik. Işığın farklı nesnelerle etkileşime girmesi nedeniyle ince fakat önemli bir fark vardır.

    Kamera Ölçüm Sistemi her zaman doğru mu ölçer?

    Doğada çekim yaparken

    Yukarıdaki sahnedeki şelaleyi ele alalım. Ağaçların arkasından gelen ışık ıslak kayalar ve suyun üzerine düşüyor. Işıkölçer ile sahneye düşen ışığı ölçüyoruz. Islak kayalar, ışığı kuru hallerinden çok farklı şekilde yansıtırlar. Suyun derinliği ve yoğunluğu, farklı bitkiler ve yosunlar, suyun berrak veya bulanık olması, hepsi yansıyan ışık değerlerini etkileyebilir. Bu sahneyi kameramızın ışık ölçerine bıraksaydık, gölgelerdeki ve üst kısımdaki parlak alandaki detayları göremeyecektik.

    Yaratıcılığımızı konuştururken

    Şelale fotoğrafı çekerken “Tül etkisi” gibi klasik efektler denediyseniz, Enstantane değeri olarak “saniyelerin” konuşulduğunu bilirsiniz. Sahnede geniş bir Alan derinliği elde etmek için genellikle f/10-16 arasında oldukça kısık bir Diyafram aralığı kullanılır. Bu ayarlar ile çekmeye çalıştığınız ortamdaki ışık seviyelerinde meydana gelecek ufacık değişiklikler, siz fark etmeden pozlamanızda ciddi etkiler yaratabilir.

    “A” Diyafram öncelikli veya “S” Deklanşör öncelikli çekim modlarından herhangi birini kullanarak, hassas bir ışık ölçümü olmadan, son görüntümüzün neye benzeyeceği konusunda kontrol sahibi olamayız. Diyafram Önceliği, ölçümleme değerine göre enstantane hızını kontrol eder ve sudaki tül etkisi efekti istediğimiz gibi olmayabilir. Deklanşör önceliği ise diyafram açıklığını kontrol eder, bu durumda da sahnemizde nelerin net olabileceği kontrolünü elimizden alır. Harici ışıkölçer yardımıyla belirlenecek tutarlı bir ölçümle birlikte “M” Manuel çekim modunu kullanmak bize böyle bir durumda en yüksek doğruluğu verir, böylece sahneye düşen ışık değeri değişirse bile istediğimiz pozlama değerini koruyabiliriz.

    Manuel çekim modu deyince aklıma değerli dostum, fotoğrafçılık alanında kendisinden çok şeyler öğrendiğim ve aynı zamanda blogumuzda birçok yazısını bizlerle paylaşan, ArtLens’in kurucusu sevgili Nilay İşlek geldi. Blogumuzda “Fotoğraf çekmekten neden vazgeçiyoruz?” başlıklı yazımda, bunun nedenlerden bir tanesinin “Manuel mod ile çekmek zorunda hissetmek” olduğunu belirtmiştim. Londra’da açmış olduğu ArtLens London ofisinde çeşitli projeler yaparak ve eğitimler vererek bizleri gururlandıran Nilay hocam bu yazımı Londra’da okuduktan sonra bana, manuel mod kullanımının önemine ve profesyonellerin neden bu modu tercih ettiklerine vurgu yapan bir mesaj göndermişti. Bunun ardından yazıma, niyetimin bu olmadığını belirten bir açıklama eklemiştim.

    İyi dost, doğruları, zamanında söyleyendir. Bu vesileyle sevgili Nilay İşlek’e bir kez daha selamlarımı ve başarı dileklerimi iletiyorum.

    Nerde kalmıştık? Nihai fotoğrafımıza sonradan geri dönüşümü olmayacak şekilde etki edebilecek olası riskleri düşünmeden, bunları işlem sonrası adımlarda düzeltmek üzere çekimler yapmak yerine, işi sahada doğru yapmak her zaman daha iyidir.

    Işıkölçer kullanarak sahne ölçümüne örnek

    Yukarıdaki üç farklı pozlama ölçüm moduyla yaptığım çekimlerdeki görüntüleri hatırlayın; herbiri farklı pozlama değeri vermişti. Şimdi aynı sahneyi, yaptığım ölçme sonucunda ışıkölçerimin verdiği değerler ile “M” Manuel çekim moduna geçerek çektiğim fotoğrafa bakın:

    Netlediğim obje olan saatin tam önünden ölçtüm aldığımda, ışıkölçerim bana enstantane değerinin 1/15 sn olması gerektiği söylüyor. Işıkölçerimin önerdiği değerle yaptığım çekimi yukarıda görüyorsunuz.

    Flaşlı çekimlerde durum nedir

    Kamera ölçüm sistemi, flaş kullanıldığında da sorunlar yaratır, en büyük dezavantajlarından biri flaşı ölçememesidir. Zorluklar, bir sahneye ışık eklerken veya çıkarırken ortaya çıkar. Flaşımız, biz deklanşöre basana kadar patlayamadığından, pozlamayı hesaplamak için ölçülen değer, flaşlı fiili pozlamaya göre bariz farklı olacaktır. Bir ışık ölçeriniz olursa, bir deneme çekimi yaparsınız, ışıkölçer flaşı ölçer ve fotoğrafınız için olması gereken en doğru pozlama değerini size söyler.

    Şimdi, “Flaşlı çekimlerde TTL modu ne güne duruyor?” diye sorabilirsiniz. Evet, flaşınızı bu modda kullanırsanız çoğu durumda doğruya yakın pozlamalar elde edebilirsiniz. Ama unutmayın ki, hala yansıyan ışığı ölçüyorsunuz, ortamdaki ışığı değil! Stüdyolarında ve açık alanlarda değişik flaş ve aydınlatma sistemleri ile çekim yapan modacılar neden mutlaka harici bir ışıkölçer kullanırlar?

    Flaşlı örneklere bakalım mı?

    Aşağıdaki sahneyi “A” Diyafram öncelikli çekim modunu ve TTL flaş modunu kullanarak çektim. Nokta ölçüm modu ile objenin burnundan netlik aldım. Diyafram f/2, ISO 100 iken kameram 1/60 sn enstantane verdi:

    Hazır böyle bir çekim yapıyorken, Nikon D850 kameramdaki başka bir ölçüm metodu olan ve sahnenin arkasının parlak ön yüzünün nispeten karanlık olduğu durumlarda çok işse yarayan Parlaklık Ağırlıklı (Highlight-Weighted) Ölçüm modu ile bir deneme yaptım. Sonucu aşağıdaki fotoğrafta görüyorsunuz:

    En son olarak, ışıkölçerimi kullanarak sahneden flaşlı bir ölçüm aldım. Işıkölçerim bana f/2 diyafram ve ISO 100 için bu sahneyi 1/500 sn enstantane ile çekmemi söylüyordu, öyle yaptım ve aşağıdaki fotoğrafı elde ettim:

    Yukarıdaki örneklerden de açıkça görüleceği gibi, flaşlı çekimlerde de kameralarımızın ölçüm sistemleri az bile olsa yanılabiliyor. Sizce yukarıdaki üç sahneden hangisi gerçeğe yakın pozlanmış duruyor. Fotoğraflar direk kamera RAW çıktısıdır, boyut düzenleme ve JPEG’e dönüştürme dışında herhangi bir işlem uygulanmamıştır.

    Ben ne kullanıyorum

    Yaklaşık iki yıl kadar önce Kenko KFM-1100 model bir harici ışıkölçer satın aldım ve o gün bugündür bir Gri kart ile ekipman çantamın vazgeçilmez bir elemanı oldular!

    Beyaz dengesini de ölçen ışıkölçerler de var, ama gereksiz pahalılar bence. Devamlı RAW çekim yaptığımdan, beyaz dengesi post prodüksiyon aşamasında kolaylıkla halledilebilecek bir konu. Benim kullandığım ışıkölçer, fotoğrafçılar veya videografçılar için kullanımı basit, nispeten daha düşük maliyetli bir ürün.

    Kenko KFM-1100 Işıkölçer

    Bundan daha küçük ve kullanışlı olanları da var elbet, seçim ve bütçe meselesi.

    Fotoğraf çantamın içi, kameram, objektif(ler)im, ışıkölçerim ve diğer fotoğraf için gerekli ekipman ile dolu. Ben öyle tek bir stil fotoğraf çekmekten hoşlanmadığımdan, her an, siyah beyaz bir manzaradan, bir kuş fotoğrafına veya portre çekimlerine geçebilirim. Seyahat ederken fotoğraf çekmeyi daha çok sevdiğimden, genellikle aynı yerde olmam. O nedenle neyle karşılacağımı, nasıl bir fırsatın beni beklediğini kestirmek zor. Tutarlı sonuçlar veren bir cihaza sahip olmak, doğru pozlama açısından benim için çok değerli.

    Hadi, yazıyı okumaya başladığınızdan beri ve belki daha yazının başlığını okuduğunuzda dilinizin ucunda beklettiğiniz o hınzır son soruyu sorun da rahatlayın; “Neden harici bir ışıkölçer alayım ki? Fotoğrafım az veya çok pozlanmışsa, herhangi bir düzenleme aracıyla pozlamayı ayarlarım olur biter”.

    Cevabımı şu şekilde veriyorum ve devamı için aşağıdaki “Yorumlar” kısmını kullanmayı öneriyorum; “Çoğu durum için haklısınız. Ama yukarıda bahsettiğim karla kaplı manzara veya günbatımı için Manuel çekim moduna dahi geçseniz, gölge ve parlak alanlarda kayıp yaşamadan, karşınızdaki sahneyi gözünüzün gördüğü gibi bir pozlama değeriyle kaçıncı denemede tutturabilirsiniz ve bundan nasıl emin olursunuz? Bu işlemi bir defada doğru yapmak daha iyi olmaz mı?”

    İlişkili İçerikler

    E-POSTA ABONELİĞİ

    Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

    Abone ol
    Bana bildir
    guest
    34 Yorum
    Beğenilenler
    En yeniler Eskiler
    Satır içi geribildirimler
    Bütün yorumları göster
    ersin
    ersin
    1 yıl önce

    gelin damat cekiyoruz
    bu dediginiz olayi cok sik yasioruz
    damat siyah elbise giyerse daha fena
    sebebi daha iyi anladim simdik
    bir arkadasimda var dediginiz alet ondan alip ilk cekimde denerim
    tesekurler

    Ercument
    Ercument
    1 yıl önce

    gunaydin hocam..simdi servisteyim yazini az once okudum…emeklerin icin tesekkkur.simdi daa iyi anladim olcum mevzusunu.. aksam evde detayli olarak bakicam..guzel haftalariniz olsun

    Neslihan
    Neslihan
    1 yıl önce

    Sabah ofise gelinir. Her yeri erkenden gelen ofis görevlimiz bayanın hazır ettiği kahvenin mis kokusu sarmış odaya geçilir. Her zamanki köşe fırından alınmış yeni çıkmış sıcacık poğaça eşliğinde kahve yudumlanırken eposta kutusuna Arthenos’tan gelen yeni makalelelerimiz var yazısı düşer. Mail hemen açılır ve kahve poğaça eşliğinde dikkatlice okunur. Ardından ne kadar eksik bilgim varmış iyi ki arthenos var diye sevinilir. Sonra bu emeklerin karşılığı boş kalmamalı deyip bu yorum satırları döşenmeye başlanır. Yeni bir haftaya yeni bilgiler ile giriş yapılır. Ve bu klasik hep böyle devam etmeli diye ümit edilir…

    Kerim
    Kerim
    1 yıl önce

    çok sade bir anlatım anlaşılır örnekler..elinize sağlık hocam. saygılar

    Nurullah
    Nurullah
    1 yıl önce

    Sevgili Sebahattin kardeşim
    Bu güzel yazınızı büyük bir haz ile okudum.
    Karmaşık olabilecek konuları çok basitmiş gibi anlatış üslubunuzu çok beğeniyor ve takdir ediyorum. Velakin benim daha çok beğendiğim bir yanınız dosta vefa tarafınız. Saygıdeğer Nilay hanımefendi için yazdıklarınız sizin çok vefalı bir karaktere sahip olduğunuzu ispatlar.
    Yazılarınızın takipçisi ve dahi destekçisiyim.
    Hürmetler

    Makale yazarı

    Sebahattin Demir
    Mühendis ama Tıp meraklısı. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir.

    MANŞET

    POPÜLER İÇERİKLER

    34
    0
    Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
    ()
    x