Ana Sayfa FOTOĞRAFÇILIK Fotoğrafın Temelleri Kameranızda Özel Ayarlar Modunu Kullanmaya Hazır mısınız?

Kameranızda Özel Ayarlar Modunu Kullanmaya Hazır mısınız?

Her yıl tatillerimizde, eşim ve çocuklarımız ile birlikte uzun periyotlu yurtiçi veya yurtdışı seyahatlere çıkmayı tercih ediyoruz. Öncesinde kızım ve eşi tüm rotamızı, kalacağımız otelleri, aracımızı parkedeceğim otoparkları, nerede hangi yöresel tadları tadacağımızı, hangi özel mekanların ziyaret edileceğini detaylıca planlıyorlar. Tüm gezimiz boyunca çok değişik koşullarda değişik sahnelerin fotoğraflarını çekmem gerekiyor. Hızlı ve pratik olmak gerekiyor. Halen devam eden bu yılki seyahatimde de kameralarımdaki "Özel Ayarlar" özelliği sayesinde çok rahat ve pratik hissettim. Deneyimlerimi hemen bu kısa makale ile sizinle paylaşmak istedim.

-

Mutlaka sizin de başınıza gelmiştir, fotoğraf çekmek istediğimizde birçok farklı koşullarda birçok farklı sahne ile karşılaşırız. Kimi zaman hareket halindeki bir konuyu, AF-C Sürekli Servo Çekim modunda seri halde art arda fotoğraflamak için Dinamik alan AF ile odağı takip etmek ve böylece “S” Enstantane Öncelikli Çekim modunu kullanarak deklanşör hızını ayarlamak isteriz. Bir başka sahnede bizim için diyafram ayarı önem kazanır, “A” Diyafram öncelikli çekim modu ile birlikte Otomatik ISO kullanmak isteriz. Tüm bu hızlı değişen sahne koşulları arasında kameramızın ayarlarını çok sık ve hızlı bir şekilde değiştirmemiz gerekir. Bu tip ayar değişikliklerini manuel yapmak zaman kaybettirir, dolayısıyla anı kaçırmamıza neden olur. Kullandığınız birçok kamerada “Özel Ayarlar” veya benzer adlar verilen bir düğme veya menü öğesi ile bu ayarların kolayca yapılmasını sağlayan kullanışlı bir özelliğe rastlarsınız. Bu makalemde bu özelliği nasıl kullandığımı göstereceğim; kameranızın bu özelliğini kullanmak tekniğinizi de geliştirmenize oldukça yardımcı olur.

“Özel ayarlar” nasıl çalışır?

Özel Ayarlar, kameranızda bulunan tüm ayarları bir düğmeye veya arama ya da menü seçimine kaydederek çalışır. Beyaz dengesi, Diyafram, Perde hızı, ISO, AF netleme modu, AF alan modu, Renk profili, Kırpma modu ve kameranın yapabileceği daha birçok ayardan bahsediyorum. Tüm bu şeyleri bir anahtarın üzerinden seçerek ayarlamak oldukça kullanışlı olabilir.

Acemi kurulumu

Nasıl olduğunu bilirsiniz, hepimizin başından geçti: Yeni bir fotoğraf makinesi almak için öncesinde her türlü spesifikasyonu okursunuz. Bu süreçte kantitatif olan her şey gibi kamera özellikleri de mükemmeldir çünkü alacağınız kamerayı başka modeller ile kağıt üzerinde doğrudan karşılaştırabilirsiniz. Fotoğraf makinenizi satın aldıktan sonra, favori bloggerların sayfalarına gidip sizin kullandığınız kameranın ayarlarını buradan kopyalayın. Bu, kameranızı kurmaya başlamak için harika bir yoldur, çünkü sevdiğiniz şeyleri öğrendikçe üzerine değişiklikleri daha bilinçli bir şekilde yapabilirsiniz.

Kameranızın Özel Ayarlar kısmında iki ayar moduna sahip olmasının ne kadar havalı olduğunu duyarsınız ve onları en sevdiğiniz blog yazarınınki gibi, aksiyon çekimi yapmak ve yıldız çekmek için ayarlarsınız.

Ve sonra bu özelliğin var olduğunu hatırlamaz, unutursunuz.

Kameranızda Özel Ayarlar Modunu Kullanmaya Hazır mısınız?

Elinizde çok güzel şeyler yapan, birbirinden ilginç sayısız özelliği olan bir kameranız var, bazı özellikleri unutmanız çok normaldir.

Asıl sorun, kendinizi aniden fotoğraf çekmeye değecek bir eylemle karşı karşıya bulduğunuzda, bunun için önceden ayarladığınız bir “Özel Ayarınız” olduğunu hatırlamıyor olmanızdır. Ve çoğumuz fotoğraf çekerken hangisini ne amaçla ayarladığımızı çok nadiren hatırlıyoruz, her seferinde bu ayarları nasıl yaptığımızı yeniden öğrenmemiz gerekiyor. Böylece Özel Ayarlar düğmesi kullanılmaz bir özellik haline geliveriyor.

Özel ayarlar seçeneği, siz onu anlayacak ve gerektiğinde hemen kullanacak kıvama gelene kadar, yalnızca kullanışlı bir özellik olarak kameranızda öylece durur.

Gelişmiş kurulum

Fotoğrafçılık hobimle gerçek anlamda ilgilenmeye başlamamdan buyana yaklaşık 15 yıl geçmiş, bu süre içerisinde çok değişik kameralara sahip olduğum için son birkaç yıldır birkaç şey farkettim. Birincisi, kullandığım kameranın modeli o kadar önemli değil, İstediğim kompozisyonu neredeyse her kamera gövdesiyle çekebilirim. İkincisi, tekrar tekrar kullandığım birkaç özellik var ki bunlardan bir tanesi “Özel Ayarlar” cidden kullanmaya değer.

Aksiyon ve yıldız fotoğrafları için buna ihtiyacım yok, çünkü bu gibi durumlar, her seferinde, önceden tanımlı özel ayarların işe yaramayacağı kadar standart dışı, yani farklı ayarlar gerektiriyor. Aynı aydınlatma ekipmanı ve kamera ayarlarını kullanan stüdyo kurulumlarında portre çeken fotoğrafçılar her seferinde aynı ayarları kullanırlar. Işıklar ve arka plan ayarlandığında, örneğin sadece C3’ü seçer ve çalışmaya hazır olurlar.

Benim ayarlarım

Ben Olympus OM-D E-M1 MII aynasız kameramda bulunan C1, C2 ve C3 özel ayarlar düğmelerini şu şekilde ayarladım:

C1, benim Siyah Beyaz Sokak Fotoğrafçılığı çekim modumdur, ayarları aşağıdaki gibidir:

  • Çekim modu “M” Manuel ayarlıdır,
  • ISO, Otomatik ISO ve 3200 ile sınırlıdır,
  • Görüntü Modu ayarını “Monoton” ayarlıdır,
  • Keskinliği +2 olarak ayarlıyorum,
  • Kontrastı genellikle +1 olarak ayarlarım,
  • Renk Filtresi için R yani Kırmızı seçiyorum,
  • Renk Tonu için NEUTRAL’ı gerçek Siyah-Beyaz için kullanıyorum,
  • Gövde içi stabilizasyon aktiftir S-IS Auto,
  • AF Modu AF-C ve AF Alan modu Tek Nokta ayarlıdır,
  • Tüm diğer işlevler varsayılan olarak ayarlıdır.

Aksiyon çekeceksem modum C2‘dir, ayarları aşağıdaki gibidir:

  • Çekim modu “S” Enstantane önceliğine ayarlıdır,
  • ISO, Otomatik ISO ve 3200 ile sınırlıdır,
  • Gövde içi stabilizasyon aktiftir S-IS Auto,
  • AF Modu “C-AF TR” AF Takibi ve AF Alan modu 9 Nokta ayarlıdır,
  • Seri çekim modu “Ardışık H” ayarlıdır,
  • Tüm diğer işlevler varsayılan olarak ayarlıdır.

Üçayak kullanmak istediğimde C3 modumu kullanırım, ayarları aşağıdaki gibidir;

  • Çekim modu “A” Diyafram önceliğine ayarlıdır,
  • ISO temel seviyede 200’de kilitlidir,
  • Gövde içi stabilizasyon S-IS Kapalı yani “Off” konumundadır, bu önemlidir ve gözden kaçırmak çok kolaydır,
  • AF Modu AF-S ve AF Alan modu Tek Nokta,
  • Zamanlayıcı iki saniyeye ayarlıdır.

C1’den C3’e geçmek iki saniye sürmez, kameramı üçayağa takarken bile bunu yapabilirim, bu yüzden gerçekten hiç zaman almıyor. Ama hız önemli olduğunda kamera kullanımını hızlandıran her şey yardımcı olur, birden fazla seviyede gömülmüş dört veya daha fazla menüye dağılmış yarım düzine ayar yapmak zorunda kalmaksızın, C1’den veya C3’ten C2’ye dönmek yeterli benim için, üstelik tüm bu ayarların ve menü konumlarının nerede olduğunu hatırlamak zorunda değilim.

Sonuç

Dosya boyutu, RAW veya JPEG, AF Netleme modu, sürekli, sessiz veya yüksek hızlı deklanşör modu dahil olmak üzere istediğiniz her şeyi ayarlayabilirsiniz. Özel ayarınızı belirlediğinizde her şeyin tam istediğiniz gibi olduğundan emin olun, özellikle Manuel, Diyafram veya Enstantane öncelikli çekim modları. Bu üç mod, oluşturulduktan sonra özel ayarlar kısmında değiştiremediğiniz tek şeydir, bu modlardan birinde özel bir ayar oluşturduktan sonra çekim modu o modda kalır. Ancak, özel bir ayara geçtikten sonra, odak noktası veya Pozlama telafisi gibi istediğiniz herhangi bir ayarı değiştirebilirsiniz. Özel ayarlar bir başlangıç ​​noktası görevi görür ve ortam koşullarını buradan ayarlayabilirsiniz.

Herhangi bir kamera tekniği uygulamasında olduğu gibi Özel ayarlar kullanmak ustalık gerektirir. Size uygun özel ayarlar oluşturup bir süre bunlarla çalışarak zaman geçirin. Hızla değişen durumları yakalamaya daha hazır olduğunuzu göreceksiniz. Hazır olmayı seviyorum, bu yüzden özel ayarlar benim sahada fotoğraf çekimimin önemli bir parçası. Kameranızdaki Özel Ayarlar düğmeleri müthiş bir araçtır. Olympus OM-D E-MII ve Fujifilm X-T1 aynasız kameralarımda en uygun Özel Ayarın esnek olmasına izin vermek, ihtiyacım olan fotoğrafları daha hızlı bir şekilde oluşturmama yardımcı oluyor.

Umarım bu makale faydalı olmuştur. Siz de bu konudaki deneyim, bilgi ve yorumlarınızı aşağıdaki “Yorumlar” kısmından benimle paylaşın.

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Sebahattin Demir
Mühendis ama Tıp meraklısı. Profesyonel yönetici. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir.
avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Umut
Ziyaretçi
Umut

Hocam ben de bu ayarı fuji makinemde kullanıyorum. çok haklısınız kullanmaya başlayınca ve pratiklik kazanınca çok iyi işe yarıyor. Emeğinize sağlık bu güzel bilgiler için teşekkürler.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Merhaba Sebahattin Bey,
Seyahatinizde bile biz takipçilerinizi düşünerek bloğunuzda paylaşım yapmanız, yaptığınız işe duyduğunuz saygı ve verdiğiniz özeni gösteriyor.
Dediğiniz gibi benim içinde bu ayarlar pek kullanılmayan, makinanın atıl kalmış özellikleri arasında. Ama yazınızı okuyunca kafamda bazı fikirler oluştu ve akşam eve gidince hemen kurcalama isteği oluştu.
Çok teşekkür eder, seyahatinizin keyifli geçmesini dilerim.
Sağlıcakla kalın.

Osman Zihni ERENLER
Ziyaretçi
Osman Zihni ERENLER

Merhaba Hocam. Fevkalade yararlı olduğunu düşündüğüm bu makalenizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Değişik senaryolar için bir kaç özel ayar konfigürasyonu örnekleseniz ve bunu- mesela em1 m2 gövdede- nasıl yapacağımızı lütfeder anlatır mısınız? desem… çok mu kolaycılığa kaçmış olurum?
Saygılarımla.

ÖZEL MAKALE

Manuel veya Otomatik Odaklama. Manzaralar için hangisi ideal?

Manuel veya Otomatik Odaklama. Manzaralar için hangisi ideal?
Manzara fotoğrafçılığında genellikle daha yavaş hareket edebilme özgürlüğüne sahip oluruz, bu da bize kompozisyon ve kamera ayarlarında daha metodik bir çalışma ortamı sağlar. Manuel veya otomatik odaklama yöntemlerinden sizin için hangisi doğru?

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Bir gün yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş. Adam arkasından yetişip tekrar önünü kesmiş "Karnım çok aç, kaç gündür ağzıma lokma koymadım" demiş. Temel "Bak işte pu olmadu uşağum" demiş, "Hiç değilse pi kaç lokma yemelisun". Evet, tok açın halinden anlamıyor. Diyelim ki fotoğrafı çok seviyorsunuz ve heves ediyorsunuz. Kendinize bir kamera almak amatör olarak fotoğraf çekmek istiyorsunuz ama nereden ve nasıl başlayacağınız hakkında hiçbir bilginiz yok. Ne yaparsınız? Bu konuda bilgi sahibi tanıdık eş dostlarınıza fikirlerini sorarsınız İlgili forum sitelerine danışırsınız Bir fotoğraf mağazasına gider, bilgi alırsınız Bol bol araştırma yapar, kitaplar okur, videolar izlersiniz. Belki de bunların birkaçını veya hepsini birden yaparsınız. Ama genellikle size verilen cevaplarda hep, sanki karşınızdaki profesyonelmiş de siz onların seviyesine çıkana kadar çook uzun yıllarınızı harcamanız gerekiyormuş gibi hissettirler size. Haydi gelin itiraf edelim; hangimiz bize danışan bir yeni başlayana böyle hissettirmedik? Baştan söyleyeyim, tersini söylerseniz inanmam! Fotoğrafçılıkta ne kadar çok düşman var! Işığın düşmanı karanlık, DSLR'nin düşmanı aynasız, Nikon'cular bir yanda Canon'cular bir yanda. Aynasız'cılar bile fraksiyonlara ayrılmış durumdalar; tam kareciler (Full frame), çarpanlı gövdeciler (APS-C) veya Mikro 4/3 fanları. Biter mi, daha var; Sony'ciler, Fuji'ciler, Pentax'çılar, Panasonic'çiler ... Makrocular, portreciler, manzaracılar, modacılar, ürüncüler, yemekçiler, düğüncüler, sokakçılar, her ne rastgelirseciler ... Ama bunların da önünde çok daha önemli bir ayrım var, PROFESYONELLER ve AMATÖRLER. Ben bu tanımları son zamanlarda iyice merak etmeye başladım, neye göre profesyonel, kime göre amatör? Bir kameraya sahip olanlar neden profesyonel olmak isterler? Ya da öyle görünmek isterler? İşimi gören, fazla sorun çıkartmayan, istediğim asgari konforu bana sunan arabam varken, neden bir Formula 1 yarışçısına heves edeyim? Seçenekler şunlar olabilir mi: Bir araba yarışçısı olmak harika ve heyecan verici! Teknolojisi benim için büyüleyici ve bu otomobillerde bu faslasıyla var! Kim bütün gün araba kullanmak ve üstüne deli para kazanmak istemez ki? İşimden sıkıldım, orta yaş bunalımına girdim, heyecan lazım! Yine de birçoğumuz otomobilimizi sadece bir araç olarak düşünmekten memnunuz. Öyleyse fotoğrafçılık neden farklıdır? Çoğumuzun bu alandaki EN'leri hedef almamızı, onlar gibi olmak istememizi sağlayan şey nedir? Hiç forum sohbetlerine katıldınız mı? Ya da yeni favori kameranıza veya lensinizi bir inceleme sayfasında okumaya çalıştınız mı? Ben bunları ne zaman yapsam, neredeyse her zaman o an sahip olduğum ekipmanım için yapmış olduğum seçimlerimden şüphelenirken ve bir sonraki satın alacağım ekipmanımı ararken bulurdum kendimi. Bir gün fark ettim ki: ben bu ölüm kalım soruları (!) ile uğraşırken bir şey yapmayı unutmuşum: fotoğrafçılıktan zevk almak. Photoshop'da fotoğraflarımla uğraştığım, saatlerimi harcadığım, ışıklandırma, kompozisyon, netlik ve benzeri takıntılarım nedeniyle kendimi hep üzgün ve yetersiz hissediyordum, kafamda hep o deli sorular vardı; daha iyisi nasıl olabilir acaba? Ve elbette, internette daha fazla zaman harcıyordum. Sonra, bunun sıkışıp kalmışlık ve basit bir kısır döngü olduğunu anladım. Belki de en iyi ekipman falınıza baktırabilirsiniz :) Bence fotoğrafçılık, sanat ve teknolojinin kutsal bir evliliğidir. İdealinde, bu iki bileşen arasında sağlıklı bir denge olmalıdır. Yeni başlayanlar da bu ideal dünyada her iki konuda da dengeli kaynaklar bulmalıdır. Asıl nokta ise, "Adım adım nasıl sanatçı olunur" gibisinden bir rehberin olmaması. Öte yandan, teknolojiyle ilgili öğrenilebilecek o kadar çok fazla bilgi var ki, en iyi sonucu elde etmek cebinizin ne kadar dolu olduğuna bağlı. İlk DSLR kameramı aldığımda, sadece birkaç günlük google araştırmalarımda, profesyonellerin profesyonel ekipmanlara sahip olduğu ve bu nedenle profesyonel fotoğraflar çektiği, daha iyi ve profesyonel olmanın birbiriyle bağlantılı olduğu hissine kapılmıştım. Amatör olmak veya amatör görünmek kötü bir şey mi? Bu soruyu cevaplamak için “Fotoğrafın konusu nedir?” sorusuna cevap bulmak gerek. Bu sorunun kitaplardaki cevabı şudur: Işığı yakalamak. Genel geçer cevapları ise: Anı yakalamak. En iyi kamera, en iyi ayarlar, en iyi lens, dışarı çıkıp denemeler yapmak yerine bunları düşünmek ve gerçekten o anı kaçırmak. Teknikleri ve teknolojiyi görmezden gelerek amatör olmayı mı kastediyorum? Elbette hayır. Bir araba kullanıyorsanız, göstergelerini kullanmanız, farları yakmanız, motor yağını kontrol etmeniz, kış lastikleri bulundurmanız gerekir. Ama aynı seyahati 15 yaşındaki bir Fiat ile, tıpkı yeni model bir Audi'de olduğu gibi yapabilir ve harika bir doğada, muhteşem manzara boyunca eşit derecede eğlenceli bir seyahat yapabilirsiniz. "Profesyonel, amatöre karşı" dilemmasına rastlamışsınızdır. Kendim için şunu net olarak söyleyebilirim; ben profesyonel değilim, amatör yerine fotoğraf gönüllüsü olmayı tercih ediyorum. Bir fotoğraf gönüllüsü olarak, fotoğrafa ilk başladığımda duymak istediğim bazı ipuçlarını ve püf noktalarını şöyle sıralayabilirim: Ekipman Ekipmanın aşırı bir önemi yoktur. Fotoğrafçılığa giren çoğu insan, ellerindeki ekipmanın ne kadar iyi olduğunu ve bunlarla neler yapabileceklerini es geçer. Eğer gerçek bir acemi iseniz, alabileceğiniz ilk giriş seviyesi kamerayı almanızı ve fotoğrafta Pozlama nedir, Doğru pozlama nasıl yapılır öğrenebilmek için manuel ayarlar ile kullanmanızı öneririm. Bunu yaparak, gelecekte yeni bir kamera isteyeceğiniz zaman, tercihlerinizin ne olduğu konusunda oldukça doğru bir fikre sahip olacaksınız. Eğer çoğunlukla etrafta koşan çocukları, hayvanları veya uçan kuşları fotoğrafladığınızı fark ederseniz, hızlı ve doğru otomatik netleme yapan modellere göz atmalısınız. Sıkça seyahat ediyorsanız ve bir de kilolarca ekipman taşımak istemiyorsanız,  küçük kompak kameralara bakmak isteyebilirsiniz. Büyük olasılıkla bir tam kare (Full frame) canavardaysa gözünüz, o zaman ayrı, kalbinizinden gelen bu sesi göz ardı etmeyin! Ben tüm seyahatlerimde Nikon D850 kameramı yanıma alıyorum. Peki, D850'min tüm potansiyelini kullanıyor muyum? Evet kullanıyorum. Neden şaşırdınız, hayır cevabı bekliyordunuz, itiraf edin. Evet kullanıyorum, çünkü o kamerayı bu özelliklerini kullanmak için aldım ben. Onun tüm özelliklerini blogumda anlatan onlarca yazı bulabilirsiniz. Onu seviyorum. Kesinlikle! Amatör olmanın en iyi yanı, ekipman satın almanın finansal değil duygusal bir karar olduğudur. Ben ekipmanımı bir yatırım olarak değil, bir iş ortağım olarak seçmeye çalışıyorum. Köyün birinde köy meclisi toplanmış, köyü ve köylüyü kalkındırmak için bir atılım yapmaya karar vermişler. Atalet içindeki köylüyü buna ikna için neler yapabiliriz diye düşünürken, içlerinden biri "Nasreddin hocayı davet edelim, bunu o anlatsın. Köylü onu dinler" demiş. Fikir çok benimsenmiş, hocaya gidip isteklerini iletmişler. Hoca "Gelirim ama bir şartla" demiş, "Bir kese altın isterim". Köylüler, "Aman hocam, nerden bulalım bu kadar altını" dedilerse de hoca isteğinden vazgeçmemiş. Çaresiz kabul etmişler, köye dönüp herkesten, elde avuçta ne varsa toparlayıp hazır etmişler. Gün gelip çatmış, hoca köye gelmiş. Tüm köy halkı meydana toplanmış, heyecanla hocayı bekliyorlar. "Önce altınları göreyim" demiş hoca. Vermiş köylüler. Almış cebine koymuş. Sonra başlamış konuşmaya. Hoca konuştukça, köylüler coşmuş, köylü coştukça hoca coşmuş. Muhteşem bir konuşmanın ardından hoca, köy heyetini çağırmış, cebinden keseyi çıkarıp onlara geri vermiş. Köylüler şaşkın! "Hocam ne oldu, neden geri veriyorsun" demişler. Hoca cevaplamış "Bu altını sizden iki nedenle istedim" demiş ve devam etmiş "Birincisi, para verdiğiniz için beni can kulağıyla dinlemek zorunda kaldınız. İkincisi, insan cebinde para olunca bir başka konuşuyor be" demiş. Artık buradaki kıssayı ve çıkacak hisseyi de size bırakıyorum :) Bir amatörün ihtiyaç duyabileceği şeylerden daha fazlasını sunan bir sürü harika kamera var. Ancak, sizin için gerçekten önemli olan veya hayatınızı kolaylaştıracağını düşündüğünüz ve bunun karşılığını ödeyebileceğiniz tek bir özelliği bile varsa: gidin alın! Çantanızdan her çıkardığınızla bayramda en sevdiği hediyeyi almış bir çocuk gibi hissedeceğinizden emin olun. Peki o zaman lensler? Kameralara benzer şekilde, en çok kullandıklarınızı belirleyin ve bunlara sadık kalın, çok sık lens değiştirmeyin. Arkadaşlarınıza tatil fotoğraflarınızı gösterdiğinizde, "Aaaa çok güzel çözünürlükte çekmişsin" mi der? İddia ediyorum hiç kimse farkına varmayacaktır. Ama ben genellikle prime yani asal lenslerimi kullanıyorum, arkadaşlarımın fotoğraflarımdaki çözünürlükleri farkedip, bunu bana söylemeleri için değil, sadece kendim için, onlarla daha zevkli çalıştığım ve onlardan büyük baskılar alıp ofisimin duvarlarına asmayı sevdiğim için. Sonra onların yerine yenisi geldiğinde ya da ofisime gelen bir dostum birini beğendiğinde, onları dostlarıma hediye etmekten çok büyük mutluluk duyduğum için. Aynısı aksesuarlar için de geçerli. Mümkünse satın almadan önce onları deneyin ve hangilerinin size gerçek bir fayda sağladığını görün. Örneğin, ben mutlaka üçayak kullanmaya özen gösteririm. Bunun benim için ne kadar önemli bir araç olduğunu biliyorum. Öyle ki, yurtdışı seyahatlerimde bile bir seyahat üçayağım vardır yanımda. Post prodüksiyon, fotoğrafı işleme aşaması İşte size kendi fotoğraflarınızdan nefret edebileceğiniz bir aşama! Kameranızı bir spor müsabakasına götürüp, oradan 1000'e yakın fotoğrafla eve döndünüz mü? Peki, hiç onları işlemeyi denediniz mi? Sizi iyi hissettirdi mi? Evet, ben de öyle düşünmüştüm. Bazılarının neden bu noktada yalnızca JPEG fotoğraf çekmeyi düşündüğünü anlıyorum. Adil olmak gerekirse, JPEG formatında çekilmiş bir fotoğraf kusursuz olmayabilir, ama yine de çok iyi görünebilir. Fakat RAW fotoğraf çekmek her zaman yeni bir olasılık ufku açar. Başlangıçta JPEG çekim yaparsanız, çıkacak görüntüyü makineninizde yaptığınız ayarlara göre fotoğraf makinesine bırakabilirsiniz. RAW çekim yapmak, sahada harcayacağınız tonlarca zamandan kazanmanızı sağlar. Ya da zifiri karanlık gölgeleri hatırlayın, işleme aşamasında birkaç sürgü hareketi ile size fark yaratan bir dünya yaratabilir ve sizi daha hoş bir sonuçla mutlu edebilir. İlk başladığım zamanlarda fotoğraflar üzerinde sonradan yapılan Photoshop müdahelelerine dair bazı çekincelerim vardı. Sonradan farkettim ki, ne yaparsanız yapın, hiçbir kamera asla tıpkı gözlerimizle gördüğümüz gibi bir fotoğraf çekemiyor. Ben, sonuçta sevdiğim fotoğraflara sahip olmak istiyorum ve o kaydırıcılarla biraz oynamanın bence bir zararı yok. Bunları yazıyorum diye beni monitörün başında saatler geçiren biri sanmayın, sıkılırım zaten, yapamam. Bu yüzden fotoğraf işlemek için harcadığım zamanı kademeli olarak azalttım. Genellikle fotoğrafların çoğunda uygulayacağım, kamera standart profili, lens düzeltme, makul miktarda kontrast, netlik ve titreşim gibi ayarlardan oluşan bir ön ayar kullanarak da zaman kazanmaya odaklanıyorum. Bu, beyaz dengesi ve pozlama ayarları, gerektiğinde vinyet veya kırpma gibi fotoğrafların ince ayarlarıyla geçirmem gereken zamanı önemli ölçüde azaltıyor. Sorumu yineliyorum, "Amatör olmak kötü mü?" Kesinlikle hayır! Bir amatör olmak ve öyle kalmak harika! Bir kere, beklentilere bağlı değilsin, herhangi bir hata yapabilirsin, kendi kurallarını ve estetiğini tanımlayabilirsin, ve neden fotoğraf çektiğini hatırlarsan, çektiğin fotoğrafları daha fazla sevmeyi öğrenebilirsin. Gerçekçi olmayan ya da hep rakiplerinizden daha iyi olmanız için devamlı sol omzunuzda bik bik eden şeytan tarafından rahatsız edilmezsiniz, çünkü size ömür boyu sürecek bir deneme yanılma yolculuğuna çıkma ve sadece sürüşün keyfini çıkarma fırsatını verir. Ve buna bonus olarak, kendi hayatınızın değerli, ilginç ve tuhaf anlarından oluşan bir portföy ile mutlu mesut yürüyüp gidersiniz. Belki bir gün bunlar ışığında, kariyer değişikliği düşünmek bile isteyebilirsiniz :) Amatör olun! Reçete basit: Donanımınızı tanıyın, onları başka markalar ve modellerle karşılaştırmak yerine fotoğraf çekmek için kullanın ve benim kadar fotoğraf çekmenin tadını çıkarın! Fotoğraf çekenler daha mutlu oluyor demiş miydim?

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel kameralı telefonlardan...
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Nikon D810 Ayarları

Nikon D810 Ayarları

Lensin en keskin noktası nasıl bulunur?

Lensin En Keskin Noktası Nasıl Bulunur?