Ana Sayfa ÖZEL MAKALE Image Stack ile fotoğraftaki gürültüyü (kumlanmayı) yok etmek

Image Stack ile fotoğraftaki gürültüyü (kumlanmayı) yok etmek

-

Gece fotoğrafı çekiyorsunuz ya da karanlık bir kapalı ortamı fotoğraflamak istiyorsunuz. Yardımcı ışık kullanma imkanınız yok. Çok uzun enstantane istemiyorsunuz, çünkü bu sahnenizde hareket eden nesnelerde bulanıklığa yol açabilir. Üstelik iyi bir net alan derinliğine ihtiyacınız var, bunun için diyaframı kısmak gerekecek. Bu durumda tek çözüm Yüksek ISO kullanmak. Ama bu kez de Fotoğrafta gürültü yani kumlanma olacak. Peki bu gürültüden kurtulmanın bir yolu yok mu? Var elbette; Photoshop’un Image Stack Yöntemi.

Photoshop Image Stack yöntemi

Image Stack yani Görüntü Yığınlama Photoshop’un az bilinen bir özelliğidir. Görüntü yığınları için en iyi kullanım yollarından biri, yüksek ISO ayarları kullanırken fotoğraflarda görünen dijital paraziti kaldırmaktır. Bunun alternatifi deklanşörü uzun süre açık bırakmaktır. Dijital gürültü, özellikle sabit renk ve tondaki koyu alanlarda istenmeyen renk lekeleri olarak görünür. Bu renkli noktalar rastgeledir, bu nedenle aynı sahneyi aynı ayarlarla birden çok kez çekerseniz, gürültü her görüntüde farklı noktalarda görünecektir, çünkü dijital gürültü rastlantısaldır ve her defasında farklı yer ve değerlerde oluşur. Burada anlatacağım çözüm de aslında dijital gürültünün bu rastgeleliğini kullanım yöntemine dayanır. Biz burada, bir nevi Uzun Pozlama Kumlanma Azaltma işlemi yapıyoruz aslında.

Bu fotoğrafta yüksek ISO kullanımı sonucu ortaya çıkan dijital gürültüyü görebilirsiniz, bu fotoğrafı çekerken kullandığım ISO değeri 6400’dü.

Photoshop dahil çoğu görüntü düzenleme programı gürültü azaltma ayarlarına sahiptir, ancak bu ayarlar gürültüyü azaltırlar ama bunun sonucunda genellikle görüntü çok az bulanıklaşır, görüntünün netliğini etkilenir.

Photoshop’un Image Stack görüntü yığınlama işlevi sayesinde, aynı pozlama ayarlarıyla çekilen aynı görüntünün birden fazla sürümünü birleştirirsiniz; Photoshop, tüm piksellerin ortalamasını alır ve her karede aynı yerde görünmeyen noktaları kaldırarak son görüntüde dijital parazitleri çok etkili bir şekilde azalttır. Bu teknik en iyi sonucu 8 veya 10 sayıda görüntüde verir. Kameranızı bir üçayağa monte edip, aynı konuyu her seferinde aynı ayarlarla çektiğinizden emin olun. Tüm görüntülerdeki tek değişken, rastgele oluşan dijital gürültü noktalarıdır.

Çekim süreci

Bu yazımdaki çekimlerimi Median Stack ile Sahnedeki İnsanları Gizlemek başlıklı yazımdakine benzer adımlarla gerçekleştirdim:

  • Nikon D850 kameramı bir üçayak üzerine yerleştirdim.
  • ISO Değerini önce 64 olarak ayarladım (Bu, Nikon D850 kameramın baz ISO değeridir).
  • Kameramın AF modunu “AF-S” ve AF Alan modunu “Tek nokta AF” olarak ayarladım.
  • Canlı Önizlemeyi (Live View) açtım. Böylece ayna kalkmış oldu ve ayna hareketinden kaynaklanacak titreşimlerin de oluşmasını engelledim.
  • Kameramın sol üst kısmındaki döner kadranı “Q” konumuna ayarladım. Böylece hem Elektronik Shutter özelliğini kullanabilecektim, hem de sessiz çekim yapacaktım.
  • AF-ON tuşu ile netlememi yaptım ve AF-ON butonundan parmağımı kaldırdım. Artık netlemem AF-ON tuşuna tekrar basıncaya kadar o noktada kilitlendi. Bundan sonra deklanşöre her basışımda netlemem aynı noktada kilitli olarak kalacak ve her kare aynı netlikte çıkacak. Böylece, kameramı ve/veya objektifimi manuel netleme konumuna almama gerek kalmadı. AF-ON Tekniği bu gibi durumlarda oldukça kullanışlı bir tekniktir.
  • Eğer siz AF-ON tekniğini kullanmıyorsanız veya kameranızda bu özellik yoksa, lensinizin netleme halkasına hiç dokunmadan, yani az önce netlediğiniz noktayı hiç bozmadan, kameranızı ve objektifinizi manuel netleme moduna alın, böylece deklanşöre her basışınızda tekrar netleme yapmasını ve yanlışlıkla başka yere netlemesinin önüne geçin.
  • Kameram, yukarıda belirttiğim f/8 diyaframa karşılık bana 6 saniye Enstantane verdi.
  • Diyaframın, az önce ayarladığım f/8 değerinde olduğundan emin oldum. Amacım yüksek ISO’da deneme yapmak olduğundan ISO’yu 102.400’e yükselttim ve enstantaneyi 1/200sn olarak ayarladım. Normalde ISO’yu 64’den 102.400’e arttırdığımda enstantaneyi 6sn’den 1/250sn’ye hızlandırmam gerekiyordu, ama ben sahnemin çok az daha ışık almasını istedim.
  • Bu ayarlar ile art arda 8 adet fotoğraf çektim. Siz çekimlerinizi, kameranızı AF-C ve Sürekli Hızlı Çekim (Ch) moduna alıp da yapabilirsiniz. Kameranız 8’den fazla fotoğraf çekebilir, aralarından istediklerinizi seçebilirsiniz.

Çekim işlemim birkaç dakika içinde bitmiş oldu.

Şimdi seçtiğimiz fotoğrafları tek bir karede birleştirme aşamasına geçebiliriz…

Fotoğrafları Photoshop’ta Image Stack ile tek karede birleştirme

Kaynak fotoğraflarımızı çektikten sonra, işin en kolay kısmı Adobe Photoshop’ta bir yığın oluşturmak ve işlemektir. Photoshop uygulamasını açın ve aşağıdaki işlem adımlarını uygulayın:

NOT: Benim MacBook Pro bilgisayarımda MacOS işletim sistemi de dahil tüm yazılımlar İngilizce kuruludur. Aşağıda ekran örneklerini göreceğiniz Adobe Photoshop CC uygulamasının ekranlarını ve menü yapılarını bu nedenle İngilizce olarak verdim. Siz bu uygulamaları kullanıyorsanız kolaylıkla Türkçe’ye adapte edebilirsiniz.

1. Adım

“File → Scripts → Load File into Stack” kısmını açın.

Katmanları Yükle iletişim kutusunda, kullanmak istediğiniz dosyaları seçin ve pencerenin altındaki iki kutuyu işaretleyin:

  1. Attempt to Automatically Align Source Images (Kaynak Görüntülerini Otomatik Olarak Hizala)
  2. Create Smart Object after Loading Layers (Katmanları Yükledikten Sonra Akıllı Nesne Oluşturma).

Photoshop ekranları

Photoshop ekranları

Akıllı Nesneler, bir sonraki adımda Yığın Modunu uygularken önemli olan katman üzerinde tahribatsız düzenleme yapmanızı sağlar.

2. Adım

“Layer → Smart Objects → Stack Mode” kısmına gelin ve alt menüdeki modlardan birini seçin, görüntüdeki gürültüyü kaldırmak için en iyi Yığın Modu, “Mean” Yığın Modu’dur..

“Mean” Yığın Modu’nu seçtiğinizde, yazılım saydam olmayan piksellerin tümüne bakar ve her birinin değerlerinin ortalamasını alır, her görüntüde aynı olan piksellere hiçbir şey yapmaz. Ancak gürültünün olduğu her yerde, piksellerin diğer görüntülerde parazite sahip olmayanlarla bir ortalamasını alır ve yazar, böylece gürültü oldukça etkin bir şekilde kaybolur. Bunun yarattığı farkı aşağıdaki görebilirsiniz. Soldaki fotoğrafta çekmiş olduğum 8 fotoğraftan ilk kareyi görüyorsunuz. Sağdaki ise aynı ayarlar ile art arda çekilmiş 8 görüntüden Image Stack ile oluşturulmuş tek kare fotoğraftır.

Dijital paraziti azaltmak için kullandığınızda yığın yönteminin gerçekte ne kadar iyi çalıştığını göstermek için bu görüntüler için kasıtlı olarak 102.400 gibi çok yüksek bir ISO kullandım. Ama bu yöntem düşük ISO değerlerinde çekilen görüntüler için de çok iyi çalışır.

“Mean” dışında başka birçok Stack Modu da var ve görsel yığını üzerinde ne gibi bir etkisi olduğunu görmek için onlarla oynamanızı tavsiye ediyorum, eğlenceli olabilir 🙂

Siz de bu konuda bilgi, deneyim ve yorumlarınızı aşağıdaki “Yorumlar” kısmından bizimle paylaşın.

Hızlı İpuçları serimiz devam edecek. Bunun gibi daha birçok hızlı ipucundan yayınlandığı anda haberdar olmak isterseniz, artık yapacağınız şeyi biliyorsunuz; aşağıdaki kısma e-posta adresinizi yazmak ve ABONE OLMAK. Bir sonraki “Kısa İpuçları” yazımızda görüşmek üzere…

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Sebahattin Demir
Mühendis ama Tıp meraklısı. Profesyonel yönetici. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir.
avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Özgenur K.
Ziyaretçi
Özgenur K.

Bunu mutlaka deneyeceğim.. Hep gece fotoğraflarındaki bu kumlanmayı yaşıyorum.. dediğiniz gibi ps de koyu yerleri açsam kumlanma daha da artıyordu. teşekkürler

Erdal Özgür
Ziyaretçi
Erdal Özgür

Sebahattin bey
Bunun gibi kısa ip uçları çok iyi geldi.
Hepsi yapması basit ama çok önemli bilgiler
Saolun. Emekleriniz için teşekkürler

Fatih
Ziyaretçi
Fatih

102400 iso çok yüksek değilmi sebahattin bey
Benim makinemle bu iso da çeksem fotoğraf görünmez neredeyse
Bu arada makinem d5100

Soner Ali D.
Ziyaretçi
Soner Ali D.

Güzel bir yazı ve konuyu basitçe anlatmak için iyi bir başlangıç ​​noktası. Gürültü gerçekten belirsizdir kontrol edemediğiniz şeylerdir. Bunu azaltmanın tek yolu bilgiyi arttırmaktır. Aslında tüm istifleme algoritmalarının yaptığı budur. Karmaşık bir konuyu çok basit ve bu şekilde anlaşılır biçimde açıklamak ayrı bir özelliktir. Tebrik ederim

Metin Sıtkı
Ziyaretçi
Metin Sıtkı

Fotoğraf makineniz istifleme yapmak için birden fazla görüntü çekmek için yeterince sağlamsa daha düşük bir ISO değerinde daha uzun pozlama yaparsanız daha fazla zaman kazandırabilir mi? Bu gürültü azaltma yönteminden başka hangi uygulamalardan yararlanabilir?

Zeki
Ziyaretçi
Zeki

Günaydın. Bu yeni bir haberler değilki.. Sony nin çoğu kamerası bunu kamera içinde zaten yapabiliyor,, üstelik birkaç senedir. Makaledeki “hey bak ne buldum” duygusu biraz garip görünüyor.

Neslihan
Ziyaretçi
Neslihan

Neden bilgisini hiçbir karşılık beklemeden paylaşan birisini bu şekilde eleştiriyorsunuz? Bu kadar kaba olmaya ne gerek var. Tamam siz bunu zaten bildiğiniz için size tebrikler. Herkes bilmiyor olamaz mı? Zaten Sebahattin bey de taa yazının başında belirtmiş “Biz burada, bir nevi Uzun Pozlama Kumlanma Azaltma işlemi yapıyoruz aslında” diyerek. Yani zaten bu işlem bazı kameralarda yapılıyor diyor.

Zeki
Ziyaretçi
Zeki

Amacım kabalık yapmak değildi.. Böyle bir işlemin zaten var olduğunu hatırlatmaktı. Sebahattin beyin bu hatırlatmayı yaptığı satırları çok dikkatli okumamışım kusura bakmasın. Dediğim gibi amacım kabalık değil. Bu blogu uzun zamandır takipteyim ve hocama yaptığı iş için büyük saygı duyuyorum

Nurullah
Ziyaretçi
Nurullah

Yorum yaparken biraz daha dikkatli olmak gerekiyor demek ki. Çünkü ilk yorumunuzu ben de Neslihan hanım gibi anladım ve aynı tepkiyi verdim. Biz de sizin gibi bu siteyi severek takip ediyoruz. Düzeltmenizi ayrıca takdir ediyorum Zeki bey teşekkürler.

Zeki
Ziyaretçi
Zeki

Ben de teşekkür ederim

Okyar Atilla
Ziyaretçi
Okyar Atilla

iso 102400 çok iddaalı bir değer. Bana göre eğer fotoğrafçı kendine ve tekniğine güvenmiyorsa deneyebileceği bir şey değil. Ben bu kadar yüksek iso değerlerine çıkacak bir çekim -sakındım- yapmadım. Yöntem elde edilen fotoğrafın keskinliğini de iyileştiriyor. “Manisa Valiliği” yazısında bu fark ediliyor. Gece mimari çekimler için faydalı bir yöntem. Ayrıca “stacking” kullanıyor olsam da bu yöntemle son iki yazıyı okuyuncaya kadar “daha neler yapılabilir?” diye düşünmemiştim. Şimdi “stacking” konusuna farklı pencereden bakarak kullanmayı deneyeceğim. Okurlarımızın yazmasına rağmen bu tarz yazılar zihin jimnastiği yapmama yardımcı oluyor. Farklı pencereler açıyorum. Eline sağlık.

Ayşenur
Ziyaretçi
Ayşenur

Bu yöntem benim gibi amatörler için harika. Hala kompakt kameram ve onun küçük sensörüyle savaşıyorum. Bu yöntemi az önce test ettim gerçekten çok iyi sonuçlar aldım. Ben elde toplam 5 resim çektim çekim sayısı artınca ve tripot kullanıca sanırım daha iyi sonuç alacağım… teşekkür ederim iyi ki varsınız 🙂 🙂

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Yine çok güzel bir tekniği, çok anlaşılır biçimde ele almışsınız Sebahattin bey. Teşekkür ederiz.
Photoshop gerçekten sihirli bir yazılım, ve bu yazılımla yapabilecekleriniz hayal gücünüzle sınırlı. Bilinen bir tekniğin birçok farklı kullanım şekilleri ve buna bağlı olarak da sonuçları mevcut. Öğrendikçe hayran kalıyor insan.
Saygılarımla.

ÖZEL MAKALE

Image Stack ile fotoğraftaki gürültüyü (kumlanmayı) yok etmek

Image Stack ile Fotoğraftaki Gürültüyü (kumlanmayı) Yok Etmek
Gece fotoğrafı çekiyorsunuz ya da karanlık bir kapalı ortamı fotoğraflamak istiyorsunuz. Tek çözüm Yüksek ISO kullanmak. Ama bu durumda Fotoğrafta gürültü yani kumlanma olacak. Peki bu gürültüden kurtulmanın bir yolu yok mu? Var elbette; Photoshop'un Image Stack Yöntemi.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Bir gün yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş. Adam arkasından yetişip tekrar önünü kesmiş "Karnım çok aç, kaç gündür ağzıma lokma koymadım" demiş. Temel "Bak işte pu olmadu uşağum" demiş, "Hiç değilse pi kaç lokma yemelisun". Evet, tok açın halinden anlamıyor. Diyelim ki fotoğrafı çok seviyorsunuz ve heves ediyorsunuz. Kendinize bir kamera almak amatör olarak fotoğraf çekmek istiyorsunuz ama nereden ve nasıl başlayacağınız hakkında hiçbir bilginiz yok. Ne yaparsınız? Bu konuda bilgi sahibi tanıdık eş dostlarınıza fikirlerini sorarsınız İlgili forum sitelerine danışırsınız Bir fotoğraf mağazasına gider, bilgi alırsınız Bol bol araştırma yapar, kitaplar okur, videolar izlersiniz. Belki de bunların birkaçını veya hepsini birden yaparsınız. Ama genellikle size verilen cevaplarda hep, sanki karşınızdaki profesyonelmiş de siz onların seviyesine çıkana kadar çook uzun yıllarınızı harcamanız gerekiyormuş gibi hissettirler size. Haydi gelin itiraf edelim; hangimiz bize danışan bir yeni başlayana böyle hissettirmedik? Baştan söyleyeyim, tersini söylerseniz inanmam! Fotoğrafçılıkta ne kadar çok düşman var! Işığın düşmanı karanlık, DSLR'nin düşmanı aynasız, Nikon'cular bir yanda Canon'cular bir yanda. Aynasız'cılar bile fraksiyonlara ayrılmış durumdalar; tam kareciler (Full frame), çarpanlı gövdeciler (APS-C) veya Mikro 4/3 fanları. Biter mi, daha var; Sony'ciler, Fuji'ciler, Pentax'çılar, Panasonic'çiler ... Makrocular, portreciler, manzaracılar, modacılar, ürüncüler, yemekçiler, düğüncüler, sokakçılar, her ne rastgelirseciler ... Ama bunların da önünde çok daha önemli bir ayrım var, PROFESYONELLER ve AMATÖRLER. Ben bu tanımları son zamanlarda iyice merak etmeye başladım, neye göre profesyonel, kime göre amatör? Bir kameraya sahip olanlar neden profesyonel olmak isterler? Ya da öyle görünmek isterler? İşimi gören, fazla sorun çıkartmayan, istediğim asgari konforu bana sunan arabam varken, neden bir Formula 1 yarışçısına heves edeyim? Seçenekler şunlar olabilir mi: Bir araba yarışçısı olmak harika ve heyecan verici! Teknolojisi benim için büyüleyici ve bu otomobillerde bu faslasıyla var! Kim bütün gün araba kullanmak ve üstüne deli para kazanmak istemez ki? İşimden sıkıldım, orta yaş bunalımına girdim, heyecan lazım! Yine de birçoğumuz otomobilimizi sadece bir araç olarak düşünmekten memnunuz. Öyleyse fotoğrafçılık neden farklıdır? Çoğumuzun bu alandaki EN'leri hedef almamızı, onlar gibi olmak istememizi sağlayan şey nedir? Hiç forum sohbetlerine katıldınız mı? Ya da yeni favori kameranıza veya lensinizi bir inceleme sayfasında okumaya çalıştınız mı? Ben bunları ne zaman yapsam, neredeyse her zaman o an sahip olduğum ekipmanım için yapmış olduğum seçimlerimden şüphelenirken ve bir sonraki satın alacağım ekipmanımı ararken bulurdum kendimi. Bir gün fark ettim ki: ben bu ölüm kalım soruları (!) ile uğraşırken bir şey yapmayı unutmuşum: fotoğrafçılıktan zevk almak. Photoshop'da fotoğraflarımla uğraştığım, saatlerimi harcadığım, ışıklandırma, kompozisyon, netlik ve benzeri takıntılarım nedeniyle kendimi hep üzgün ve yetersiz hissediyordum, kafamda hep o deli sorular vardı; daha iyisi nasıl olabilir acaba? Ve elbette, internette daha fazla zaman harcıyordum. Sonra, bunun sıkışıp kalmışlık ve basit bir kısır döngü olduğunu anladım. Belki de en iyi ekipman falınıza baktırabilirsiniz :) Bence fotoğrafçılık, sanat ve teknolojinin kutsal bir evliliğidir. İdealinde, bu iki bileşen arasında sağlıklı bir denge olmalıdır. Yeni başlayanlar da bu ideal dünyada her iki konuda da dengeli kaynaklar bulmalıdır. Asıl nokta ise, "Adım adım nasıl sanatçı olunur" gibisinden bir rehberin olmaması. Öte yandan, teknolojiyle ilgili öğrenilebilecek o kadar çok fazla bilgi var ki, en iyi sonucu elde etmek cebinizin ne kadar dolu olduğuna bağlı. İlk DSLR kameramı aldığımda, sadece birkaç günlük google araştırmalarımda, profesyonellerin profesyonel ekipmanlara sahip olduğu ve bu nedenle profesyonel fotoğraflar çektiği, daha iyi ve profesyonel olmanın birbiriyle bağlantılı olduğu hissine kapılmıştım. Amatör olmak veya amatör görünmek kötü bir şey mi? Bu soruyu cevaplamak için “Fotoğrafın konusu nedir?” sorusuna cevap bulmak gerek. Bu sorunun kitaplardaki cevabı şudur: Işığı yakalamak. Genel geçer cevapları ise: Anı yakalamak. En iyi kamera, en iyi ayarlar, en iyi lens, dışarı çıkıp denemeler yapmak yerine bunları düşünmek ve gerçekten o anı kaçırmak. Teknikleri ve teknolojiyi görmezden gelerek amatör olmayı mı kastediyorum? Elbette hayır. Bir araba kullanıyorsanız, göstergelerini kullanmanız, farları yakmanız, motor yağını kontrol etmeniz, kış lastikleri bulundurmanız gerekir. Ama aynı seyahati 15 yaşındaki bir Fiat ile, tıpkı yeni model bir Audi'de olduğu gibi yapabilir ve harika bir doğada, muhteşem manzara boyunca eşit derecede eğlenceli bir seyahat yapabilirsiniz. "Profesyonel, amatöre karşı" dilemmasına rastlamışsınızdır. Kendim için şunu net olarak söyleyebilirim; ben profesyonel değilim, amatör yerine fotoğraf gönüllüsü olmayı tercih ediyorum. Bir fotoğraf gönüllüsü olarak, fotoğrafa ilk başladığımda duymak istediğim bazı ipuçlarını ve püf noktalarını şöyle sıralayabilirim: Ekipman Ekipmanın aşırı bir önemi yoktur. Fotoğrafçılığa giren çoğu insan, ellerindeki ekipmanın ne kadar iyi olduğunu ve bunlarla neler yapabileceklerini es geçer. Eğer gerçek bir acemi iseniz, alabileceğiniz ilk giriş seviyesi kamerayı almanızı ve fotoğrafta Pozlama nedir, Doğru pozlama nasıl yapılır öğrenebilmek için manuel ayarlar ile kullanmanızı öneririm. Bunu yaparak, gelecekte yeni bir kamera isteyeceğiniz zaman, tercihlerinizin ne olduğu konusunda oldukça doğru bir fikre sahip olacaksınız. Eğer çoğunlukla etrafta koşan çocukları, hayvanları veya uçan kuşları fotoğrafladığınızı fark ederseniz, hızlı ve doğru otomatik netleme yapan modellere göz atmalısınız. Sıkça seyahat ediyorsanız ve bir de kilolarca ekipman taşımak istemiyorsanız,  küçük kompak kameralara bakmak isteyebilirsiniz. Büyük olasılıkla bir tam kare (Full frame) canavardaysa gözünüz, o zaman ayrı, kalbinizinden gelen bu sesi göz ardı etmeyin! Ben tüm seyahatlerimde Nikon D850 kameramı yanıma alıyorum. Peki, D850'min tüm potansiyelini kullanıyor muyum? Evet kullanıyorum. Neden şaşırdınız, hayır cevabı bekliyordunuz, itiraf edin. Evet kullanıyorum, çünkü o kamerayı bu özelliklerini kullanmak için aldım ben. Onun tüm özelliklerini blogumda anlatan onlarca yazı bulabilirsiniz. Onu seviyorum. Kesinlikle! Amatör olmanın en iyi yanı, ekipman satın almanın finansal değil duygusal bir karar olduğudur. Ben ekipmanımı bir yatırım olarak değil, bir iş ortağım olarak seçmeye çalışıyorum. Köyün birinde köy meclisi toplanmış, köyü ve köylüyü kalkındırmak için bir atılım yapmaya karar vermişler. Atalet içindeki köylüyü buna ikna için neler yapabiliriz diye düşünürken, içlerinden biri "Nasreddin hocayı davet edelim, bunu o anlatsın. Köylü onu dinler" demiş. Fikir çok benimsenmiş, hocaya gidip isteklerini iletmişler. Hoca "Gelirim ama bir şartla" demiş, "Bir kese altın isterim". Köylüler, "Aman hocam, nerden bulalım bu kadar altını" dedilerse de hoca isteğinden vazgeçmemiş. Çaresiz kabul etmişler, köye dönüp herkesten, elde avuçta ne varsa toparlayıp hazır etmişler. Gün gelip çatmış, hoca köye gelmiş. Tüm köy halkı meydana toplanmış, heyecanla hocayı bekliyorlar. "Önce altınları göreyim" demiş hoca. Vermiş köylüler. Almış cebine koymuş. Sonra başlamış konuşmaya. Hoca konuştukça, köylüler coşmuş, köylü coştukça hoca coşmuş. Muhteşem bir konuşmanın ardından hoca, köy heyetini çağırmış, cebinden keseyi çıkarıp onlara geri vermiş. Köylüler şaşkın! "Hocam ne oldu, neden geri veriyorsun" demişler. Hoca cevaplamış "Bu altını sizden iki nedenle istedim" demiş ve devam etmiş "Birincisi, para verdiğiniz için beni can kulağıyla dinlemek zorunda kaldınız. İkincisi, insan cebinde para olunca bir başka konuşuyor be" demiş. Artık buradaki kıssayı ve çıkacak hisseyi de size bırakıyorum :) Bir amatörün ihtiyaç duyabileceği şeylerden daha fazlasını sunan bir sürü harika kamera var. Ancak, sizin için gerçekten önemli olan veya hayatınızı kolaylaştıracağını düşündüğünüz ve bunun karşılığını ödeyebileceğiniz tek bir özelliği bile varsa: gidin alın! Çantanızdan her çıkardığınızla bayramda en sevdiği hediyeyi almış bir çocuk gibi hissedeceğinizden emin olun. Peki o zaman lensler? Kameralara benzer şekilde, en çok kullandıklarınızı belirleyin ve bunlara sadık kalın, çok sık lens değiştirmeyin. Arkadaşlarınıza tatil fotoğraflarınızı gösterdiğinizde, "Aaaa çok güzel çözünürlükte çekmişsin" mi der? İddia ediyorum hiç kimse farkına varmayacaktır. Ama ben genellikle prime yani asal lenslerimi kullanıyorum, arkadaşlarımın fotoğraflarımdaki çözünürlükleri farkedip, bunu bana söylemeleri için değil, sadece kendim için, onlarla daha zevkli çalıştığım ve onlardan büyük baskılar alıp ofisimin duvarlarına asmayı sevdiğim için. Sonra onların yerine yenisi geldiğinde ya da ofisime gelen bir dostum birini beğendiğinde, onları dostlarıma hediye etmekten çok büyük mutluluk duyduğum için. Aynısı aksesuarlar için de geçerli. Mümkünse satın almadan önce onları deneyin ve hangilerinin size gerçek bir fayda sağladığını görün. Örneğin, ben mutlaka üçayak kullanmaya özen gösteririm. Bunun benim için ne kadar önemli bir araç olduğunu biliyorum. Öyle ki, yurtdışı seyahatlerimde bile bir seyahat üçayağım vardır yanımda. Post prodüksiyon, fotoğrafı işleme aşaması İşte size kendi fotoğraflarınızdan nefret edebileceğiniz bir aşama! Kameranızı bir spor müsabakasına götürüp, oradan 1000'e yakın fotoğrafla eve döndünüz mü? Peki, hiç onları işlemeyi denediniz mi? Sizi iyi hissettirdi mi? Evet, ben de öyle düşünmüştüm. Bazılarının neden bu noktada yalnızca JPEG fotoğraf çekmeyi düşündüğünü anlıyorum. Adil olmak gerekirse, JPEG formatında çekilmiş bir fotoğraf kusursuz olmayabilir, ama yine de çok iyi görünebilir. Fakat RAW fotoğraf çekmek her zaman yeni bir olasılık ufku açar. Başlangıçta JPEG çekim yaparsanız, çıkacak görüntüyü makineninizde yaptığınız ayarlara göre fotoğraf makinesine bırakabilirsiniz. RAW çekim yapmak, sahada harcayacağınız tonlarca zamandan kazanmanızı sağlar. Ya da zifiri karanlık gölgeleri hatırlayın, işleme aşamasında birkaç sürgü hareketi ile size fark yaratan bir dünya yaratabilir ve sizi daha hoş bir sonuçla mutlu edebilir. İlk başladığım zamanlarda fotoğraflar üzerinde sonradan yapılan Photoshop müdahelelerine dair bazı çekincelerim vardı. Sonradan farkettim ki, ne yaparsanız yapın, hiçbir kamera asla tıpkı gözlerimizle gördüğümüz gibi bir fotoğraf çekemiyor. Ben, sonuçta sevdiğim fotoğraflara sahip olmak istiyorum ve o kaydırıcılarla biraz oynamanın bence bir zararı yok. Bunları yazıyorum diye beni monitörün başında saatler geçiren biri sanmayın, sıkılırım zaten, yapamam. Bu yüzden fotoğraf işlemek için harcadığım zamanı kademeli olarak azalttım. Genellikle fotoğrafların çoğunda uygulayacağım, kamera standart profili, lens düzeltme, makul miktarda kontrast, netlik ve titreşim gibi ayarlardan oluşan bir ön ayar kullanarak da zaman kazanmaya odaklanıyorum. Bu, beyaz dengesi ve pozlama ayarları, gerektiğinde vinyet veya kırpma gibi fotoğrafların ince ayarlarıyla geçirmem gereken zamanı önemli ölçüde azaltıyor. Sorumu yineliyorum, "Amatör olmak kötü mü?" Kesinlikle hayır! Bir amatör olmak ve öyle kalmak harika! Bir kere, beklentilere bağlı değilsin, herhangi bir hata yapabilirsin, kendi kurallarını ve estetiğini tanımlayabilirsin, ve neden fotoğraf çektiğini hatırlarsan, çektiğin fotoğrafları daha fazla sevmeyi öğrenebilirsin. Gerçekçi olmayan ya da hep rakiplerinizden daha iyi olmanız için devamlı sol omzunuzda bik bik eden şeytan tarafından rahatsız edilmezsiniz, çünkü size ömür boyu sürecek bir deneme yanılma yolculuğuna çıkma ve sadece sürüşün keyfini çıkarma fırsatını verir. Ve buna bonus olarak, kendi hayatınızın değerli, ilginç ve tuhaf anlarından oluşan bir portföy ile mutlu mesut yürüyüp gidersiniz. Belki bir gün bunlar ışığında, kariyer değişikliği düşünmek bile isteyebilirsiniz :) Amatör olun! Reçete basit: Donanımınızı tanıyın, onları başka markalar ve modellerle karşılaştırmak yerine fotoğraf çekmek için kullanın ve benim kadar fotoğraf çekmenin tadını çıkarın! Fotoğraf çekenler daha mutlu oluyor demiş miydim?

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel kameralı telefonlardan...
Bir köy hikayesi: Sarıyurt

Bir köy hikayesi – Sarıyurt

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?